More than half türkçesi More than half nedir

  • Yarıdan fazla.

More than half ile ilgili cümleler

English: Once more than half of the disc of the Moon is illuminated, it has a shape we call gibbous.
Turkish: Ayın diskinin yarısından daha fazlası aydınlanır aydınlanmaz, kambur dediğimiz bir şekle sahiptir.

English: Charon is considered to be a satellite of the (dwarf) planet Pluto. However, because its diameter is more than half as large as that of Pluto itself, it can be considered an equal partner; and Pluto and Charon can be considered a double planet.
Turkish: Charon gezegen Pluto'nun bir uydusu olarak kabul edilmektedir. Ancak onun çapı Pluto'nun yarı çapından daha büyük olduğu için o, eşit bir ortak olarak kabul edilmektedir; ve Pluto ve Charon bir çift gezegen olarak kabul edilmektedir.

English: We haven't seen them for more than half an hour.
Turkish: Yarım saatten daha fazla bir süredir onları görmedik.

English: We still have more than halfway to go to get to the top of the mountain. Are you really already exhausted?
Turkish: Dağın zirvesine varmak için hâlâ yarıdan fazla gidecek yolumuz var. Gerçekten çok yorgun musunuz?

English: It is no more than half a mile to the sea.
Turkish: Denize yarım milden daha fazla değil.

More than half ingilizcede ne demek, More than half nerede nasıl kullanılır?

 

More : Fazlalık. Daha çok. -den daha çok. Daha (çok). Ayrıntılar. Fazla şey. Çok. -den daha. Daha fazla. Ziyade.

Half : Yarım. Hemen hemen. Nısıf. Kısmen. Yarı. Devre. Neredeyse. Ara. Buçuk. Yarı yarıya.

More than : -den daha. -den çoğu. Büyüktür. İletinin yaşı. -den daha fazla. Daha fazla. En az.

More than enough : Fazlasıyla. Gereğinden çok. Yeterinden fazla. Aşırı. İhtiyaçtan fazla. Yeter de artar. Gereğinden fazla.

More than meets the eye : Göründüğünden daha fazlası. Görünenden fazlası. Göründüğünden fazla.

More than once : Bir çok kez.

No more than : -den fazla değil. -den daha büyük değil. -den daha yüksek değil. -den daha çok değil. -in üzerinde değil.

Hardly more than : Yalnızca. Bütünüyle. -den daha fazla değil. - den güç bela daha fazla. Her şey hesaba katılırsa.

Four eyes see more than two : Bir elin nesi var; iki elin sesi var.

More than one : Birçok defa. Birden fazla.