Must türkçesi Must nedir

Must ile ilgili cümleler

English: "It must be great to be tall." "Do you think so? It's not really that great. You keep bumping your head on the ceiling."
Turkish: "Uzun boylu olmak harika olmalı." "Öyle mi düşünüyorsun? Gerçekten o kadar harika değil. Kafanı tavana çarpmaya devam edersin."

English: "Now I must say good-bye," he said suddenly.
Turkish: "Size hoşçakalın deme vaktidir." dedi birdenbire.

English: "It must bother you to have taken a bad master." "I'm stupid too. So, it's all right."
Turkish: "Kötü bir öğretmene sahip olmak sizi rahatsız ediyor olmalı." "Ben de aptalım. Öyleyse, tamam. "

English: "May I park here?" "No, you must not."
Turkish: "Buraya park edebilir miyim?" "Hayır, etmemelisin."

English: "Sleeping in a dumpster, huh?" Al-Sayib asked. "That must have been a smelly experience."
Turkish: Al-Saib sordu: Çöplükte uyumak ha? Kötü kokulu bir tecrübe olmalı.

Must ingilizcede ne demek, Must nerede nasıl kullanılır?

Must look alike : Oturma alanlarındaki yapıların birbirine benzemesini gerekli kılan ve kentbiliminde bölgeleme, yapıtasar ve güzelduyu denetimlerini içeren kural. Birörneklik kuralı.

 

All good things must end : Her şeyin bir sonu vardır. Her güzel şeyin bir sonu vardır. Her iyi şeyin bir sonu vardır. Her güzel şey bitermiş. Her gün bayram değildir. Her güzel şey bitmek zorundadır.

He must not : O -mak zorunda değil. O – maya bilir. O -ma zorunluluğu yok.

Needs must when the devil drives : Aç elini kora sokar. Çaresizlik insana herşeyi yaptırır. Çaresizlik insana neler yaptırmaz.

The show must go on : Devam etmeliyiz. Şov devam etmeli. İlerlemeye devam etmeliyiz. Gösteri devam etmeli.

Mustaches : Bıyık.

Mustache : Bıyık. Aä°.bıyık.

You must be kidding : Şaka yapıyor olmalısın. Dalga geçiyorsun. Ciddi olamazsın. Şaka yapıyor olmalısınız.

He must : -malı. O –mak mecburiyetinde. O -mak zorunda.

Mustached : Bıyığı olan. Bıyıklı. Üst dudağında kılları olan.

İngilizce Must Türkçe anlamı, Must eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Must ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Qualification : Kalifikasyon. Sınırlama. Kayıtlama. Özellik. Nitelik. Niteleme. Kısıtlama. Yeterlik. Nitelendirme.

Worts : Arpa mayası. Nebat. Malt. Sebze. Ot. Bitki.

Be essential : Hayati önemde olmak. Hayati önem taşımak.

Cholers : Antik fizyolojiye göre aşırı sinir ve asabiyete neden olduğu düşünülen dört etkenden biri. Öd. Safra. Öfke. Asabiyet.

Annoyance : Sıkıntı. Baş belası. Sıkıntı kaynağı. Üzüntü kaynağı. Kızdırma. Baş ağrıtma. Rahatsız etme. Rahatsızlık.

Requisite : Lüzum. Bir durum, koşul ya da bağlamın gerekli öğelerinden her biri. Gerekli. İster. Zaruri. Zorunlu. Lazım. Gereklilik. İhtiyaç.

Ifs : Şüphe. Belirsizlik.

 

Requisites : Gereçler. Gerekli parçalar. Malzemeler. Malzeme. Gereç.

Exigency : Mecburiyet. Zaruret. Ani hareket gerektiren durum. Gerek. Mübremlik. Acil durum. Aciliyet. Gereksinim. İhtiyaç.

Behooved : Yaraşmak. İcap etmek. Yakışmak. Yakışık almak. Düşmek (iş).

Must synonyms : be supposed to, proviso, provisos, behove, thing, imperiousness, furies, provisoes, burden, necessarily, annoyances, he must, condition, imperative, compulsion, crossness, behooving, clause, anger, circumstance, exigence, behoove, imper, incumbencies, gotta, oughts, behoved, fervour, bad blood, necessity, fervor, call for, choler.

Must zıt anlamlı kelimeler, Must kelime anlamı

Inessential : Lüzumsuz. Gereksiz şey. Gereksiz. Önemsiz şey. Önemsiz.

Must ingilizce tanımı, definition of Must

Must kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Being in a condition of dangerous frenzy, usually connected with sexual excitement. To be obliged. To be necessitated. Said of adult male elephants which become so at irregular intervals. To make musty. - - expressing either physical or moral necessity. To become musty. As, a man must eat for nourishment. We must submit to the laws. The expressed juice of the grape, or other fruit, before fermentation.