Narrow definition of price discrimination türkçesi Narrow definition of price discrimination nedir

  • Dar anlamda fiyat farklılaştırması.
  • Tekel piyasasında firmanın ürettiği ve üretildiği anda tüketilen hizmetler ile elektrik, su ve doğalgaz gibi malları farklı tüketici gruplarına farklı fiyatlardan sattığı üçüncü derece fiyat farklılaştırması türü.
  • İktisat alanında kullanılır.

Narrow definition of price discrimination ingilizcede ne demek, Narrow definition of price discrimination nerede nasıl kullanılır?

Narrow : Cüzi. Dar. Parasızlık. Sıkı. Sınırlı. Az. Kısmak. Daralmak. Çekmek. Dar geçit.

Definition : Bilgisayar, sosyoloji alanlarında kullanılır. İzah. Netlik. Tümdengelimci bir dizgede kavram ve işlemlerin temel niteliğini belirten ve kanıtlamalarda örtük olarak kullanılan sav. Tanım. Kesinleştirme. Açıklama. Seçiklik. Açıklık. Belirleme.

Of : Den. -li. Nin. -den. -den övünerek bahsetmek. -dan. In. Yüzünden. İle ilgili. Karşı.

Price : Bir mal ya da işin para ile olan değişim değeri. paranın mal birimini kapsayan eder. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Karşılık. Paha biçmek. Ücret. Değer. Eder. Fiyatlandırmak. Değer biçmek. Ücretlendirmek.

Discrimination : Ayrımcılık. Ayırma. Bilgisayar, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Ayrım (ırk, cinsiyet vb). Olay, nesne ve özellikleri birbirinden ayırma ve aralarında ayrım gözetme. Fark gözetme. Ayrımsama. Ayrım. Ayırıcılık. Ayırt etme.

 

International price discrimination : Dışsatıma yönelik üretim yapan büyük bir firmanın ürettiği mallar için iç ve dış piyasalarda farklı fiyatlar uygulaması. Uluslararası fiyat farklılaştırması.

Second degree price discrimination : Tekel piyasasında üretim yapan firmanın malını, farklı miktarlarını farklı fiyatlardan satmasına dayanan fiyatlandırma stratejisi. krş. birinci derece fiyat farklılaştırması, üçüncü derece fiyat farklılaştırması. İkinci derece fiyat farklılaştırması.

Third degree price discrimination : Üçüncü derece fiyat farklılaştırması. Tekel piyasasında üretim yapan firmanın piyasayı istem esneklikleri farklı alt piyasalara bölerek her bir piyasada farklı bir fiyattan satmasına dayanan fiyatlandırma stratejisi. krş. birinci derece fiyat farklılaştırması, ikinci derece fiyat farklılaştırması.

Narrow price discrimination : Dar anlamda fiyat farklılaştırması. Tekel piyasasında firmanın ürettiği ve üretildiği anda tüketilen hizmetler ile elektrik, su ve doğalgaz gibi malları farklı tüketici gruplarına farklı fiyatlardan sattığı üçüncü derece fiyat farklılaştırması türü.

Strict price discrimination : Tekel piyasasında firmanın ürettiği ve üretildiği anda tüketilen hizmetler ile elektrik, su ve doğalgaz gibi malları farklı tüketici gruplarına farklı fiyatlardan sattığı üçüncü derece fiyat farklılaştırması türü. Dar anlamda fiyat farklılaştırması.

İngilizce Narrow definition of price discrimination Türkçe anlamı, Narrow definition of price discrimination eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Narrow definition of price discrimination ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Narrow definition of price discrimination synonyms : abnormal budget, ability to pay principle, a pass through certificate, abolition of forced labour convention, a shift in supply, ability to pay approach.