Nictating türkçesi Nictating nedir

  • Göz kırpmak.
  • Yanıp sönmek.
  • İma etmek.
  • Üstü kapalı söylemek.

Nictating ingilizcede ne demek, Nictating nerede nasıl kullanılır?

Nictation : Yanıp sönme. Üstü kapalı söyleme. Göz kırpma. Niktasyon. İma etme.

Nictate : İma etmek. Üstü kapalı söylemek. Göz kırpmak. Yanıp sönmek.

Nictated : İma etmek. Üstü kapalı söylemek. Yanıp sönmek. Göz kırpmak.

Nictates : Yanıp sönmek. İma etmek. Üstü kapalı söylemek. Göz kırpmak.

İngilizce Nictating Türkçe anlamı, Nictating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nictating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Give somebody to understand : Çıtlatmak.

Wink : Kırpmak. Göz yummak. Göz kırpma. Çabuk açıp kapamak (farları). Kestirmek. Göz etmek. Parıldamak. Gözetmek. Titreyerek parlamak.

Allude : İşaret etmek. İham vurmak. Cazibe. Zikretmek. Kastetmek. Nazarda tutmak. Hatırlatmak. Anmak.

Hints : Hissettirmek. Dokundurmak. Çıtlatmak.

Insinuated : Kinaye yapmak. Kurnazca yakınlaşmak. Demek istemek. Çıtlatmak. Kinaye etmek. Anıştırmak. Yavaş yavaş girmek. Demeye getirmek.

Alluding : Taş atmak. Kastetmek.

Adumbrated : Sezdirmek. Taslağını çizmek. Hissettirmek. Anıştırmak. Kinayeli kinayeli konuşmak. Dokundurmak.

Winks : Kırpmak. Gözetmek. Pırıldamak. Titreyerek parlamak. Göz yummak.

 

Allude to : Taş atmak. Kısaca zikretmek. Üstü kapalı bir şekilde bahsetmek. Kastetmek. Anıştırmak. İmlemek.

Nictating synonyms : eye blink, inborn reflex, instinctive reflex, reflex response, innate reflex, nictated, adumbrate, winking, unconditioned reflex, implicated, nictitate, adumbrating, nictitation, reflex, intimate, drive at, blink, blinks, reflex action, twink, fresh, physiological reaction, twinkle, wet, blinking, nictitated, bat the eyes, nictitating, alluded, made eyes at, hinted, nictitates, winked.

Nictating zıt anlamlı kelimeler, Nictating kelime anlamı

Dry : Yavan. Kavurmak. Kurak, tuzlu, tarıma elverişsiz topraklarla ilgili nitelik. Kuru. Kurumak. Kart. Sek. Susuz. Kurumuş. Kurak.