Non reciprocity principle türkçesi Non reciprocity principle nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelerden tarifeleri veya diğer dış ticaret engellerini azaltmalarını veya kaldırmalarını isteyememe ilkesi.
  • Karşılıklı ödünsüzlük ilkesi.

Non reciprocity principle ingilizcede ne demek, Non reciprocity principle nerede nasıl kullanılır?

Non : Siz. Karşıtı. Olmayan. Gayri.

Reciprocity : Mütekabiliyet. Tam karşılıklı ödün ilkesi. Dünya ticaretini serbestleştirme çabaları çerçevesinde gümrük tarifelerinin karşılıklı görüşmelerle indirilmesinde uygulanan ve dışsatımcı ülkenin mallarına karşı ülkenin uyguladığı tarifeleri indirmesi için, karşı ülkeden dışalımını yaptığı mallara uyguladığı tarifeleri indirmesine dayanan ve gümrük ve tarifeler genel anlaşmasıyla uygulanmaya başlanan ve daha sonra dünya ticaret örgütüyle de izlenilen ilke. krş. eksik karşılıklı ödün ilkesi, karşılıklı ödünsüzlük ilkesi. Karşılık. Toplumsal ilişki içinde bulunan bireyler ya da toplumsal kümeler arasında etki ve tepkilerin karşılıklı olarak birbirine yol açagitmesi. toplumsal çevrece onaylanan bir değerler ölçeğine göre bir yandan belli ödevleri, yükümlülükleri ve görevleri, öte yandan da belli hakları, karşılıkları ve ödülleri içeren toplumsal ilişki. Karşılıklı ödün ilkesi. İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Uluslararası ticarette iki ülke veya ülke grubu arasında karşılıklı olarak, dışalımda düşük gümrük tarifesi, kota sınırlarının geniş tutulması gibi ödünler tanınması. krş. tam karşılıklı ödün ilkesi, eksik karşılıklı ödün ilkesi. Karşılıklı olma. Karşılıklı davranış.

 

Principle : Öz. Ana. Ana kaynak. Temel düşünce, temel kanı. bireysel karar ve eylemlerin, tutarlı ve eleştirel biçimde değerlendirilmesine olanak sağlayan ana kural. her türlü tartışmanın dışında sayılan kural. başlangıç, hareket noktası, her şeyin kendisinden türediği ilk ve temel kaynak. Kaynak. İlke. Ç.ahlak. Köken. Tümdengelimci ya da tümevarımcı bir bilimsel dizgenin bilgi üretme sürecini yöneten üst yönseme ve genel tutamaklar, bk. yönseme. Her tasarımsal dizgenin temeli, odak kavramı olan ve ilgili bütün olaylar için geçerli olabilen bir öneri.

Reciprocity principle : Karşılıklılık esası. Mütekabiliyet ilkesi. Mütelcabiliyet prensibi. Karşılık ilkesi. Karşılıklı muamele ilkesi. Karşılıklılık ilkesi. Tam karşılıklı ödün ilkesi. Karşılık prensibi. Dünya ticaretini serbestleştirme çabaları çerçevesinde gümrük tarifelerinin karşılıklı görüşmelerle indirilmesinde uygulanan ve dışsatımcı ülkenin mallarına karşı ülkenin uyguladığı tarifeleri indirmesi için, karşı ülkeden dışalımını yaptığı mallara uyguladığı tarifeleri indirmesine dayanan ve gümrük ve tarifeler genel anlaşmasıyla uygulanmaya başlanan ve daha sonra dünya ticaret örgütüyle de izlenilen ilke. krş. eksik karşılıklı ödün ilkesi, karşılıklı ödünsüzlük ilkesi.

 

Full reciprocity principle : Tam karşılıklı ödün ilkesi. Dünya ticaretini serbestleştirme çabaları çerçevesinde gümrük tarifelerinin karşılıklı görüşmelerle indirilmesinde uygulanan ve dışsatımcı ülkenin mallarına karşı ülkenin uyguladığı tarifeleri indirmesi için, karşı ülkeden dışalımını yaptığı mallara uyguladığı tarifeleri indirmesine dayanan ve gümrük ve tarifeler genel anlaşmasıyla uygulanmaya başlanan ve daha sonra dünya ticaret örgütüyle de izlenilen ilke. krş. eksik karşılıklı ödün ilkesi, karşılıklı ödünsüzlük ilkesi.

Less than full reciprocity principle : Tarafların gelişmiş ve az gelişmiş ülke olması durumunda ilk karşılıklı ödünden sonra da az gelişmiş ülkenin tarifelerinin gelişmiş ülkenin tarifesine göre yüksek olabilmesine izin veren ilke. krş. karşılıklı ödün ilkesi. Eksik karşılıklı ödün ilkesi.

İngilizce Non reciprocity principle Türkçe anlamı, Non reciprocity principle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Non reciprocity principle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Non reciprocity principle synonyms : a change in supply, a shift in individual demand, abnormal budget receipts, abnormal budget, ability rent, abnormal budget expenditures.