Notifiers türkçesi Notifiers nedir

  • Bildiren kimse.
  • Haber veren kimse.
  • Muhbir.
  • Bildiren.
  • Haberci.
  • Bilgilendiren.
  • Bildirim yapan.

Notifiers ingilizcede ne demek, Notifiers nerede nasıl kullanılır?

Notifier : Haberci. Bildiren kimse. Bildiren. Muhbir. Haber veren kimse. Bilgilendiren. Bildirim yapan.

Notified : Bilgililendirilmiş. Haber vermek. Bildirilmiş. Bildirmek. Onaylanan. İhtar etmek. Tebliğ etmek. Tebliğ edilen.

Notifies : İhtar etmek. İhbarda bulunmak. Haberdar etmek. İhtarda bulunmak. Bilgilendirme yapmak. Haber vermek. Tebliğ etmek. Bildirmek. İlam etmek.

Notifiable : Haber verilmesi gereken. Bildirilmesi gereken.

Notification : Bildiri. Tebliğ. Kamu yönetim ve kuruluşları yükümlüler ya da yükümlülerle işlemlerde bulunan öteki gerçek ve tüzel kişilerin maliye bakanlığı ya da vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara vergilerine ilişkin isteyecekleri bilgileri vermeleri. Bildirge. Duyuru. Tebligat. Beyan bildirme. İhbarname. İhbar.

Advance notification : Ön bildirim.

Notification list : Tebligat cetveli. Bildirim listesi.

Configure notification when printer alerts occur : Yazıcı uyarıları oluştuğunda bildirim yapılandırır.

Notifications : Uyarı. İhbarname. Bildiri. Duyuru. Tebliğ.

Notification of results of inspection : Yoklama sonuçları bildirimi. Yoklama sonuçlarının yetkililerince vergi yöntemi yasasında açıklanan temel bilgilere göre ayrıntıları ile vergi örgütü ve yükümlüye bildirilmesi.

 

İngilizce Notifiers Türkçe anlamı, Notifiers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Notifiers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Denouncers : İhbarcı. Jurnalcı. İhbar eden.

Canary : Kuşlar (aves) sınıfının, ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, ispinozgiller (fringillidae) familyasından, sırtı kül rengi, diğer tarafları sarı yeşil olan, akdeniz memleketlerinde bahçe ve ırmak kenarlarında yaşayan bir tür. kanarya. Küçük iskete. Açık sarı. Kanarya. Kanarya rengi. Polis ajanı. İspiyoncu. Ajan.

Heralding : Müjdelemek. Haber vermek. Bildirmek. Müjdecisi olmak. İlan etmek. Hanedan armacısı. Yayınlamak. Takdim etmek. Selamlamak.

Blabber : Boşboğaz kimse. İspiyon. Ağzında laf tutamamak. Gevezelik etmek. Çok aptalca konuşmak. Kafa ütülemek.

Couriers : Özel ulak. Ajan. Grup lideri. Ulak. Rehber. Kargoya vermek. Turist rehberi. Kurye.

Declarative : Beyan eden. Tanıtan. Bildirim deyimi. İfade eden. Haber veren. Bildirimsel.

Blabbering : Ağzında laf tutamamak. İspiyon. Çok aptalca konuşmak. Boşboğaz kimse. Kafa ütülemek. Gevezelik etmek.

Indicative : Belirtici. Bildirme kipi. Gösterici. Belirleyici. Gösteren. Bildirme. Haber kipi. Belirten. Gösterge.

Edifiers : Eğiten. Bilgi veren. Bilgi edindiren. Öğreten. Aydınlatan.

Notifiers synonyms : notifier, despatcher, blabbered, blabbers, finger man, finks, harbingers, fink, forerun, declarator, enunciators, informant, courier, forerunner, delator, informer, auspicate, foreruns, denouncer, elucidator, despatchers, enunciator, denunciator, declerative, annunciatory, dispatch rider, despatch rider, evincive, call boy, declarant, elucidators, harbinger, forerunners.