Objectified türkçesi Objectified nedir

Objectified ile ilgili cümleler

English: Women are often objectified and treated like property.
Turkish: Kadınlar genellikle somutlaştırılırlar ve mal gibi davranılırlar.

Objectified ingilizcede ne demek, Objectified nerede nasıl kullanılır?

Objectification : Nesnelleştirme. Bir olayı ya da kavramı, değişik kimselerin üzerinde görüş birliğine vararak anlaşabilecekleri biçimde duyulara açık duruma getirme işlemi.

Objectify : Nesneleştirmek. Nesnelleştirmek. Somutlaştırmak.

Objectifying devices : Bir gözlem durumunda gözlemcinin saptamalarına kesinlik ve incelik kazandıran ya da durumu saptırmadan gözlemesine ve dilediği ölçüde yinelenmesine olanak sağlayan işletsel araçlar. Nesnelleştirici araçlar.

Objecting : İtiraz eden. Muteriz.

Objecting in principle : Tamamen reddetme. Temel konulara karşı çıkma. Prensip olarak karşı çıkma.

Objection right : Yapılan işlemlere, yasalarda tanınan karşı çıkma hakkı. Karşı çıkma hakkı.

Objectionability : Mahzurlu olma durumu. İtiraz edilebilir olma durumu.

Objection your honor : İtiraz ediyorum sayın yargıç.

Objectionableness : Nahoşluk. Tatsızlık. İtiraz edilebilirlik.

Objection overruled : Tarafların bir tarafından sunulan itiraz kaydının mahkeme kabul etmiyor. İtiraz reddedildi.

 

İngilizce Objectified Türkçe anlamı, Objectified eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Objectified ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Concreting : Somutlaşmak. Betonlama. Bütünleşmek. Beton dökme. Betonla kaplamak. Katılaşmak. Katılaştırmak. Beton iş.

Reified : Basite indirgenmiş. Cisimleştirmek. Maddeleştirmek.

Objectivise : Nesnel hale getirmek. Objektif olmasına neden olmak. Gerçek hale getirmek (ayrıca objectivize).

Objectivize : Nesnel hale getirmek. Objektif olmasına neden olmak. Gerçek hale getirmek (ayrıca objectivise).

Concretes : Betonla kaplamak. Katılaşmak. Sertleşmek. Katılaştırmak. Betonlamak. Donmak. Somut. Beton. Somut varlık.

Incarnated : Cisimlendirilmiş. Cisimlendirmek.

Embodies : Eklemek. İhtiva etmek. Bünyesinde barındırmak. Cisimleştirmek. Bir bütün halinde toplamak. Şekillendirmek. İçine almak. Belirtmek. Kapsamak.

Embodying : Bir bütün halinde toplama. Belirtmek. Cisimlendirme. İhtiva etmek. Somutlaştırma. Bir bütün halinde toplamak. Cisimleştirme. Belirtme. Düzenleme.

Instantiates : Kanıt göstermek. Kanıt göstererek bir iddiada bulunmak. Savunulan savı örnek vererek desteklemek. Delil göstererek bir iddiada bulunmak. Örnek ile desteklemek. Örneklerle desteklemek. Kanıt sunmak. Değerleri olan bazı değişkenleri yerine koyarak daha spesifik bir şekilde tanımlı bir nesne üretmek (bilgisayar programlaması).

Materialise : Cisimlenmek. Cisimleşmek. Gerçeğe dönüştürmek. Maddileşmek. Peydahlanmak. Maddileştirmek. Hayata geçirmek. Görünmek (hortlak veya ruh). Gerçekleşmek.

Objectified synonyms : instantiating, concrete, embody, imbody, objectify, instantiate, concreted, incarnates, concretize, incarnating.