Objecting türkçesi Objecting nedir

  • Muteriz.
  • İtiraz eden.

Objecting ile ilgili cümleler

English: If we want a peaceful life, we cannot help objecting to war.
Turkish: Eğer huzurlu bir hayat istiyorsak, savaşa karşı çıkmamak elimizde değil.

Objecting ingilizcede ne demek, Objecting nerede nasıl kullanılır?

Objecting in principle : Temel konulara karşı çıkma. Prensip olarak karşı çıkma. Tamamen reddetme.

Objectification : Nesnelleştirme. Bir olayı ya da kavramı, değişik kimselerin üzerinde görüş birliğine vararak anlaşabilecekleri biçimde duyulara açık duruma getirme işlemi.

Objectified : Nesnelleştirilmiş. Nesnelleştirmek. Somutlaştırılmış. Somutlaştırmak.

Objectify : Nesnelleştirmek. Somutlaştırmak. Nesneleştirmek.

Objectifying devices : Nesnelleştirici araçlar. Bir gözlem durumunda gözlemcinin saptamalarına kesinlik ve incelik kazandıran ya da durumu saptırmadan gözlemesine ve dilediği ölçüde yinelenmesine olanak sağlayan işletsel araçlar.

Objectionability : İtiraz edilebilir olma durumu. Mahzurlu olma durumu.

Objectionably : İtiraz edilebilir bir şekilde. İtici bir şekilde. Uygunsuz görülebilir bir şekilde. Hakaret edici bir biçimde.

Objection your honor : İtiraz ediyorum sayın yargıç.

Objection sustained : İtiraz kabul edildi.

Objectionable : Mide bulandırıcı. İtirazı kabil görme. Tatsız. Hoş olmayan. Nahoş. Mahzurlu. Uygunsuz. Sakıncalı. Münasebetsiz. İtiraz edilebilir.

 

İngilizce Objecting Türkçe anlamı, Objecting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Objecting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Demurrers : Davaya itiraz. Resmi itiraz. Hukuki itiraz. İtiraz sahibi. Hukuki itirazda bulunan. İtirazcı. Davada yapılan itiraz. Resmi itirazda bulunan. İtiraz eden taraf.

Target : Bir x ışını tüpünün, elektronik odak noktası taşıyan anot bölümü. Hedef. Hedef almak. Kurban. Sayılan bölge. Nişan. Işık kaynağının önüne getirilerek görünçlüğe düşecek ışık niceliğini düzenleyen, ışığın alıcıya doğrudan doğruya ulaşmasını önleyen ya da özel aydınlatma etkileri sağlayan saydamsız yüzey. Hedef göstermek. Ülkü. Çok hızlı eksiciklerin vurması ile ikincil eksicikler salan metal yaprak. çekirdek bilgisinde hızlandırılmış parçacıklarla dövülecek olan öğeyi taşıyan destek.

Demurrer : Hukuki itirazda bulunan. İtiraz sahibi. Davada yapılan itiraz. Resmi itirazda bulunan. İtirazcı. Resmi itiraz. İtiraz eden taraf. Davada itiraz eden kimse. Davaya itiraz.

Protestant : İtiraz eden kimse. Protestan. Protesto eden.

Neutral : Herhangi bir konuda anlaşamayan iki karşıt düşünürler arasında hiç bir yana katılmayarak yönsüz kalma. Ilın. Yansız. Elektrik yükü olmayan. kimyada ne asit ne de alkali tepkisi göstermeyen. Boşta. Ilın uç. Yayma özellikleri gelen ışığın dalga boyuna bağlı olmayan yayıcı. Biyoloji, fizik, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır. Sistematik. Üçlü, dörtlü elektrik kablolarındaki toprak teli.

 

Exceptor : Karşı çıkan. Saymayan. Ayrı tutan. Hariç tutan. Dahil etmeyen.

Clinical : İlgisiz. Hasta başında yapılan. Tarafsız. Klinikal. Soğukkanlı. Soğuk. Kliniğe, hastaya ait olan. Objektif. Umursamaz.

Exceptive : Ayrı tutan. İstisna. Hariç tutan. Dahil etmeyen. Karşı çıkan. Saymayan. Nadir.

Aim : Nişan alma. Nişan almak. Amaçlamak. Bir edim, işlem ya da sürecin yöneldiği ve gerçekleştirmek istediği sonuç. Hedef almak. Erek. Hedef alma. Hedef. Amaç.

Grail : İsa'nın son yemeğini yediği kase. Kutsal kap. İsanın kasesi.

Objecting synonyms : nonsubjective, point, goal, verifiable, refusers, thing, object, refuser, deprecating, impersonal, end, remonstrant, business, protesting.

Objecting zıt anlamlı kelimeler, Objecting kelime anlamı

Subjective : Hayali. Yalnızca hasta tarafından hissedilen. Yalnız hasta tarafından algılanan. Kişiye göre değişen. Öznel. Düşsel. Sübjektif. Subjektif. Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Özneyle ilişkisi olan; öznede oluşan. nesnelerin gerçeği yerine öznenin düşünce ve duygularına dayanan.

Unreal : Gerçek dışı. Gerçek olmayan. Asılsız. Sahte. Hayali. Sanal. Düşsel. Gerçekdışı.