Omnivore türkçesi Omnivore nedir

  • Her besini yiyen.
  • Hepçil.
  • Hem bitki hem hayvan yiyerek beslenen canlılar.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Etotobur.
  • Hem et hem de sebze yiyen mahluk.
  • Omnivor.
  • Hepçil canlı.
  • Her türlü besin yiyen canlı.
  • Herşeycil.
  • Herşeyobur.
  • Hem etçil hem otçul.

Omnivore ingilizcede ne demek, Omnivore nerede nasıl kullanılır?

Omnivores : Hem etçil hem otçul. Etotobur. Her besini yiyen. Herşeyobur. Herşeycil. Hepçil.

Omnivor : Hem bitkisel hem de hayvansal besinlerle beslenen. Omnivor.

Omnivorous : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Her çeşit gıdayla geçinen ve her çeşit besin üzerinde yaşayabilen canlılar. Ne bulursa okuyan. Hepçil. Omnivor. Her şeyi yiyen. Hem etobur hem otobur. Hem otobur hem etobur. Her şey yiyen. Hem et hem ot yiyen.

Omnivorous reader : Ne bulursa okuyan kimse.

Omnivorously : Hepçil olarak. Her şey yiyerek.

Omnibus bill : Torba yasa. Birkaç yasayı tek bir yasa halinde birleştirmek amacıyla hazırlanan kanun tasarısı. Torba kanun. Birkaç farklı kararname veya ayarlama sunan yasama işlemi.

Omnibus : Büyük otobüs. Çok amaçlı. Tanıtım kitabı. Antoloji. Omnibüs. Geniş kapsamlı. Otobüs. Seçmeler. Çok maddeli.

Omni hotels : Abd meksika ve kanada'da lüks oteller ağı. Omni otelleri.

Omnibus revendications : Bulgu belgesi istenirken düzenlenen açıklamada, birden çok durumun koruma kapsamına alınmasının istenmesi. Çok yanlı istemler.

 

Omnibuses : Seçmeler. Antoloji. Otobüs.

İngilizce Omnivore Türkçe anlamı, Omnivore eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Omnivore ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Aardvark : Yerdomuzu. Karınca yiyen. Borudişli. Yer domuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Feeder : Hayvanların gereksinimleri olan yemlerin konduğu ve yem yedikleri, çeşitli malzemeden yapılmış, çeşitli tip ve biçimlerde olabilen kap veya yapılar. Kesim ağırlığına ulaşıncaya kadar beslenilmek amacıyla satın alınan genç çiftlik hayvanı. Verici dalgalığı ya da almacı, yüksek yinelenimli imle besleyen; verici dalgalığı vericiye ya da alıcı dalgalığı almaca bağlayan kablo. Yemek veren kimse. Yem kabı. Besi hayvanı. İniş kablosu. Öfkelendirmek. Besleyici. Besleme kablosu.

Omnivorous : Hem ot hem et yiyerek beslenen. Ne bulursa okuyan. Hem otobur hem etobur. Hem et hem ot yiyen. Her çeşit gıdayla geçinen ve her çeşit besin üzerinde yaşayabilen canlılar. Her şey yiyen. Her şeyi yiyen.

 

Brute : Genellikle renkli film çeviriminde kullanılan en büyük boy işlik ışıldağı. Canavar. Akılsız. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Vahşi adam. Kaba kimse. Vahşi hayvan. Bir görünçlüğün aydınlatılmasında kullanılan, güçlü bir ışık kaynağı bulunan, özel yapısıyla bu ışık kaynağından çıkan ışık demeti düzenlenebilen ışıtaç. Yabani. Büyük ışıldak.

Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini.

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

Omnivore synonyms : animate being, aardwolf, abductor muscle, animal, fauna, omnivores, a site, acacia, eater, omnivor, aardvarks, abiotic environment, a cells, beast, abiotic factor, abo blood groups system, creature.