On foot türkçesi On foot nedir

On foot ile ilgili cümleler

English: He'll come on foot or by bicycle.
Turkish: O, yaya ya da bisikletle gelecek.

English: Do you go to school on foot or by bicycle?
Turkish: Okula yürüyerek mi yoksa bisikletle mi gidersin?

English: I prefer going on foot to going by bus.
Turkish: Yaya gitmeyi otobüsle gitmeye tercih ederim.

English: Are you going on foot or by bus?
Turkish: Yürüyerek mi gideceksin yoksa otobüsle mi?

English: Do you go to school on foot every day?
Turkish: Okula her gün yürüyerek mi gidersin?

On foot ingilizcede ne demek, On foot nerede nasıl kullanılır?

On : Giyilmiş. Olmakta olan. Çakırkeyif. Yönünde. Makbul. Açık. Üstünde. De. E doğru.

Foot : Oynamak. Fut. Dip. Ayakucu. Gitmek. Hesaplamak. Biyoloji, jimnastik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İngiliz uzunluk birimi (30, 48 cm). (özellikle 35 mm'lik filmlerle ilgili ilk ölçüler abd'de saptandığı için sinema alanında çok kullanılır. 35 mm'lik bir filmin 1 ayağında 16 resim, 64 delik vardır. 16 mm'lik 1 ayağında 40 resim bulunur.). Çıkarmak. Yer değiştirmeyi sağlayan ve çeşitli hayvanlarda çok değişik şekiller gösteren yapılar.

 

Go on foot : Yürüyerek gitmek. Yayan gitmek. Tabanvayla gitmek. Yaya gitmek.

Travel on foot : Yürüyerek dolaşmak.

On a charge of murder : Cinayet suçlaması ile.

On a daily basis : Günlük bazda. Günlük. Günlük olarak. Her gün.

On a full stomach : Yemek üstüne. Tok karnına.

İngilizce On foot Türkçe anlamı, On foot eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak On foot ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Right : Dosdoğru. Tam. Gayet. Düzgün. Doğrulmak. Doğru. Haklı çıkarmak. Doğrudan doğruya. Tam olarak.

In haste : Telaşla. Aceleyle. Acele ile. Alelacele. Acilen. Ayak üstü. Tez olarak. Acele. Acele olarak.

Underway : Yapım aşamasında. Çalışma halinde. İlerleme halinde. Bir yolcuğuğa başlayan (özellikle su aracıyla, tekneyle). Başlamış. Yapı halinde. Seyir halinde. Gelişmekte. Seyirde.

Out and about : Hastalıktan kalkmış. Ayaklanmış. İyileşme yolunda. İyileşmekte. Ayağa kalkacak kadar iyileşmiş.

Upping : Artış. Uyuşturucu almak. Yüksek. Çıkış. Artırmak. Çalışır. Uyarıcı. Keyifli. Yukarı.

Stood : Dikilmek. Üstlenmek. Kanıtlamak. Ayakta durmak. Katlanmak. Devam etmek. İhtiyaç duymak. Dayanmak. Göğüs germek. Çekilmek.

In good order : Muntazam. Düzenli olarak. Düzgün biçimde. Düzgün. İyi bir halde.

Exhalant : Nefes veren. Çıkaran. İçerden dışarıya taşıma. Oh çeken. Buhar çıkartan. Ekshalant. Dışarı veren. Nefes alıp veren.

Walker on : Yürüyen kimse. Figüran.

Astir : Kalkmış. Uyanmış. Heyecan içinde. Heyecanlı. Hareket halinde. Uyanık. Harekette.

On foot synonyms : in the wake of, reformed, upped, without sitting down, ambulant, dispersant, up and about, propagators, horseless, emissive, standings, divulgers, cicatriced, standing, pedestrians, evolver, secreting, for the sake of, distributive, prosperous, improved, on the run, sower, afoot, copacetic, walkers, pedestrianism, pedestrian, evolvers, swimmingly, frequented, healed, emitter.