Ayakta nedir, Ayakta ne demek
Ayakta; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zarf olarak kullanılır.
- Ayağa kalkmış durumda.
- Telaşlı, heyecanlı bir biçimde

"Ayakta" ile ilgili cümleler
- "Kahvelerimizi ayakta içtik." - A. Gündüz
Ayakta anlamı, tanımı:
Ayakta kalmak : Yıkılmamak, çökmemek. oturacak yer bulamamak. değerini yitirmemek, önemini korumak.
Ayakta tutmak : Bir kuruluşun yaşamasını sağlamak. bozulmasına, yıkılmasına, çökmesine engel olmak. o şeyin sürekliliğini sağlamak. oyalamak. oturtmak gerekirken oturtmamak.
Ayakta uyumak : Aşırı dalgın, şaşkın veya yorgun olmak.
Ayakta tedavi : Hastanın yatağa yatırılması gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapılmış olan tedavi.
Ayak : Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Vücudun belden aşağı bölümü. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Basamak. Bacak. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Halk edebiyatında uyak. Göl ayağı.
Ayaktakımı : Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayısıyla toplum içinde aşağı durumda olan kişiler, lümpen, parya.
Ayaktaş : Omuzdaş.
Ay ayakta çoban yatakta ay yatakta çoban ayakta : "genel düzene yardımcı olan araçlar varsa yönetici rahat eder yoksa çok uyanık olması gerekir" anlamında kullanılan bir söz. "çobanların akşam erken yatması, sabahleyin erken kalkması gerekir" anlamında kullanılan bir söz.
Boş çuval ayakta durmaz : "karnı doymayan kimse çalışamaz" anlamında kullanılan bir söz. "bilgisiz ve yeteneksiz bir kişi, kendisine verilen görevlerde tutunamaz" anlamında kullanılan bir söz.
Dimdik ayakta durmak : Karşılaşılan her zorluğa rağmen yıkılmamak, sorunların üstesinden gelebilmek.
Elden ayaktan düşmek : Yaşlılık sebebiyle veya sağlığı büsbütün bozularak güçsüz, çalışamaz duruma gelmek.
İnsan ayaktan at tırnaktan kapar : "birçok hastalık insana ayağını üşütmesi, ata da tırnağı yoluyla gelir" anlamında kullanılan bir söz.
Sütçü beygiri gibi ayakta uyumak : Çok tembel ve miskin olmak.
Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
Telaşlı : Aceleci. Telaş eden, telaşa düşen, pürtelaş.
Heyecanlı : Heyecan veren. Heyecan içinde yapılan. Çabuk, kolay heyecanlanan, müteheyyiç.
Biçim : Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Herhangi bir şeyin benzeri. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
Bir : Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda. Tek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki. Bu sayı kadar olan. Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ancak, yalnız. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bir kez.
Ayakta ile ilgili Cümleler
- Ruslar Donetsk'i Ukraynalılara geri verdiğinde, orada ayakta kalmış tek bir bina olmayacak.
- Koro sütunların etrafında dikilir. Bu kemerler ve tonozlara dayanılarak yapılır. Bu uygulama ayakta olarak adlandırılır.
- Bugün sabahleyin tren o kadar doluydu ki boş bir yer bulamadım ve tüm yol ayakta durmak zorunda kaldım.
- Ben orada tereddüt ederek ayakta dururken, bir grup asker restorana girdi, belki sekiz ya da dokuz genç adam.
- Tom'un bütün gece nasıl ayakta kalabildiğini ve sonra işte nasıl uyanık kaldığını anlamıyorum.
- Tren o kadar kalabalıktı ki Osaka'ya giden bütün yol boyunca ayakta durmak zorunda bırakıldık.
- Tren çok kalabalıktı bu yüzden Ueno'ya kadar bütün yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.
- Tren çok kalabalık olduğu için Uone'ya kadar bütün yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.
- Tren o kadar kalabalıktı ki ben bütün yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.
- Siyah insanlar otobüsün arkasında oturmak ya da doluysa ayakta durmak zorunda kaldılar.
Diğer dillerde Ayakta anlamı nedir?
İngilizce'de Ayakta ne demek? : adj. standing, up, afoot
adv. afoot, on one's legs
Fransızca'da Ayakta : debout, sur pied, en pied (portre)
Rusça'da Ayakta : n. стоя (F)

Bu kısımda Ayakta nedir? Ayakta ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ayakta tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ayakta hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.