Upped türkçesi Upped nedir

Upped ile ilgili cümleler

English: They've upped my limit.
Turkish: Onlar limiti arttırdı.

Upped ingilizcede ne demek, Upped nerede nasıl kullanılır?

Cupped : Çanak gibi yapmak. Kavramak. Şişe çekmek.

Hiccupped : Hık. Geçici kesinti. Hıçkırmak. Hikap. Hıçkırık. Hıçkırık tutmak. Hücreler arası aktarmadaki işaret bozulması. Hıçkırma. Kesikli internet bağlantısı.

Pupped : Yavrulamak (köpek veya kurt veya fok vb). Köpek yavrusu. Doğurmak (köpek). Encik. Enik. Yavrulamak (köpek). Fok yavrusu. Yavru köpek. Züppe. Yavru fok.

Supped : Yudum yudum içmek. Kaşıkla içmek. Yudum. Akşam yemeği yemek. Yudumlamak.

Tupped : Tos vurmak. Çiftleşmek (koç).

Upper arm : Üst kol.

Upper bound : Üstsınır. Üst sınır.

Upper block : Kırık düzleminin üstündeki kanat. Üstkanat.

Upper bainite : Üst beynit. Yukarı beynit.

Upper bindings : Üst bağlantılar.

İngilizce Upped Türkçe anlamı, Upped eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Upped ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bump up : Artmak. Çıkmak. Fırlamak. Yükselmek.

Energisers : (argo terim) halüsinasyonlara sebep olan pcp hapı (ayrıca energizer). Tetikleyici. Enerji sağlayıcı. Canlandıran ve uyaran şey yada kimse. Harekete geçirici. Kudret verici. Elektrik enerjisi sağlayan aparatlar. Güç verici. Kudret sarfedici.

 

Ennoble : Asalet unvanı vermek. Soylular sınıfına almak. Asilleştirmek. Yüceltmek. Soylulaştırmak.

Delighted : Memnun. Zevk almış. Hoşnut. Hoşnut edilmiş. Mutlu.

Outlet : Fiş. Dışarı çıkacak yer. Satış yeri. Delik. Elektrik akımını almak için fişin sokulduğu yuva; fiş yuvası. Pazar. Çıkış yeri. Gideğen. Yol.

Logout : Bir uygulamadan çıkmak. Bir bilgisayar programından çıkmak. Oturumu kapatma. Network bağlantısından çıkmak. Bir uygulamadan çıkma. Çıkış yapma. Uygulamadan çıkmak. Bir ağ ile bağlantıyı kesme (bilgisayar). Bir program veya bilgisayar ile bağlantıyı kesme.

Aggrandise : Yüceltmek. Genişletmek. Büyütmek. Daha büyük yapmak. Bir şeyin daha yüce görünmesini sağlamak. Ayrıntı eklemek (ayrıca aggrandize). Yapmacık bir şekilde birinin itibarını pekiştirmek veya abartmak. Gücünü veya konumunu yükseltmek. Uzatmak. Zenginliğini çoğaltmak.

Augment : Değerlenmek. Büyütmek. Uzamak. Büyümek. Çoğalmak. Çoğaltmak. Sayısını arttırmak. Artmak. Arttırmak.

Stood : Dayanmak. Bulunmak. Katlanmak. Karşı koymak. Ismarlamak. Kanıtlamak. İhtiyaç duymak. Desteklemek. Ayağa kalkmak.

Ascents : Yokuş. Yükselme. Sporda verilen herhangi bir işaretle yarışa başlama. Bir yer veya mekandan çıkmak için kullanılan yer. Tırmanma. Yükseliş. Tırmanış. Bayır. Yukarı doğru göç.

Upped synonyms : boost, caffein, augments, hefty, boom, accruement, on foot, bid up, amplifying, crucible, upper part, egress, checkouts, amplify, boosts, antidepressants, energizer, actuator, haute, booster, antidepressant, ennobles, exciter, eminent, aphrodisiacal, advance, egresses, excitatory, above, crescendo, buoyantly, amplifies, upstairs.

 

Upped zıt anlamlı kelimeler, Upped kelime anlamı

Low : (inek) böğürmek. Böğürme. Böğürmek (inek veya öküz). Alçak. Böğürmek. Ucuz. Düşük. Yıkmak. Az.

Inferior : Ast olan kimse. Ast rütbede. Alt, alt taraf. Aşağı. İnferiyor. Alt veya aşağı anlamında. İkinci derecede. Kalitesiz. Alt. Bayağı.