Outlet türkçesi Outlet nedir

  • Bir bölgenin, bir yerin doğal ürünlerini ya da yapımlarını satım, dağıtım yoluyla başka yerlere gönderen bölge ya da ülke.
  • Yol.
  • Gideğen.
  • Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Boşaltma ağzı.
  • Çıkak.
  • Fiş.
  • Ağız.
  • Dışarı çıkacak yer.
  • Çıkış noktası.
  • Yuva.
  • Delik.
  • Elektrik akımını almak için fişin sokulduğu yuva; fiş yuvası.
  • Satış yeri.
  • Açılma fırsatı.
  • Çıkış.
  • Priz.
  • Çıkış yeri.
  • Pazar.
  • Çıkım.

Outlet ile ilgili cümleler

English: I need an electrical outlet.
Turkish: Bir elektrik prizine ihtiyacım var.

Outlet ingilizcede ne demek, Outlet nerede nasıl kullanılır?

Outlet axis : Orta eksen. Çıkış ekseni.

Outlet center : Outlet merkezi. Farklı markalara ait fabrika satış yerlerinin bir arada bulunduğu büyük alışveriş merkezi. Fabrikalar satış merkezi.

Factory outlet showroom : Fabrika ürünlerinin sergilendiği mekan.

Radiator water outlet hose : Soğutmaçta soğuyan suyun motor gövdesine geri döndüğü boru. Soğutmaç çıkış borusu. Radyatör çıkış borusu.

Absorptive outlet : Sızdırmalı boşaltma. Sızdırmalı tahliye.

Air outlet : Tenek çıkışı. Hava çıkışı. Boşaltma borusu. Toz çantası ana boru bağlantı ağzı.

Electric outlet : Çıngı fişi. Çıngı çıkışı. Priz. Elektrik fişi.

 

Sales outlet : Satış mağazası. Bayilik.

Retail outlet : Perakende satış noktası. Perakendeci dükkan. Perakende satış yeri.

Antenna outlet : Ortak dalgalık yuvası. Ortak dalgalığın her dairedeki ucunun bağlı olduğu yuva. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

İngilizce Outlet Türkçe anlamı, Outlet eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Outlet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Counters : Karşı şey. Gişe. Çene altı ile omuz arası. Sayaç. Tezgah. Kontuar. Karşılık.

Gateways : Kapı. Geçit bilgisayarları. Geçit. Giriş yeri. Yöntem.

Chip : Çentik. Yonga. Çatlak. Kırılgan olmak. Çentmek. Mikrodevre (bilgisayar). Kırıntı. İz. Takılmak. Patates kızartması.

Debouche : Yol sonu. Sürüm yeri. İş alanı.

Cutting : Bir filmin kaba kurgusuna hazırlık olarak kesilmesi işi. Kurgu hazırlığı. Dal çeliği. Hafriyat. Aşı dalı. Kesim. Kıymık. Doğrama. Yonga. Yol açma.

Electric outlet : Çıngı çıkışı. Çıngı fişi. Elektrik fişi.

Bazar : Açık hava satışı. Fuar. Dışarıda yapılan satış. Panayır.

Ware : Dikkat etmek. Eşya. Mal. Porselen eşya. Tabak çanak. Mamul mal. Pişmiş toprak gereçler. Emtia.

Gateway : Yöntem. Kapı aralığı. Araba kapısı. Kapı. Giriş. Giriş kapısı. Geçit. Ağ geçidi. Giriş yeri.

Egress : Çıkmak. Çıkma. Gidiş. Çıkar yol. Ağ çıkışı. Dışarı çıkma. Çıkış hakkı. Tutulmanın sonu (astronomi terimi). Belirmek.

Outlet synonyms : strip mall, electrical outlet, country store, place of business, eyehole, day care center, receptacle, aperture, access, hearth, outlets, retail store, conduit, docs, sales outlet, payoff, avenues, docket, bridge tap, brim, discount house, store, selling area, beastings, shopping mall, brims, eye, mall, firesides, blowout, bazaar, creches, bazars.

 

Outlet zıt anlamlı kelimeler, Outlet kelime anlamı

Inactivity : Tesirsizlik. Hareketsizlik. Durgunluk. Avarelik. Tembellik. Etkisizlik. Üşengeçlik.

Outlet ingilizce tanımı, definition of Outlet

Outlet kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The place or opening by which anything is let out. To emit. To let out. An exit. A passage out. A vent.