Foot türkçesi Foot nedir
- Gitmek.
- Yaya yürümek.
- Ayak.
- Ayakucu.
- Bacakların, bilekten sonraki bölümü.
- Çıkarmak.
- Ödemek.
- Ayak kısmını örmek.
- Yer değiştirmeyi sağlayan ve çeşitli hayvanlarda çok değişik şekiller gösteren yapılar.
- İngiliz uzunluk birimi (30, 48 cm). (özellikle 35 mm'lik filmlerle ilgili ilk ölçüler abd'de saptandığı için sinema alanında çok kullanılır. 35 mm'lik bir filmin 1 ayağında 16 resim, 64 delik vardır. 16 mm'lik 1 ayağında 40 resim bulunur.).
- Biyoloji, jimnastik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
- Fut.
- Dip.
- Oynamak.
- Hesaplamak.
Foot ile ilgili cümleler
English: Ali is getting a foot massage.
Turkish: Ali bir ayak masajı yaptırıyor.
English: Ali accidentally shot himself in the foot while cleaning his gun.
Turkish: Ali silahını temizlerken kazara kendini ayağından vurdu.
English: Ali injured his foot playing soccer.
Turkish: Ali futbol oynarken ayağını yaraladı.
English: Ali gave Mary a foot massage.
Turkish: Ali Mary'ye ayak masajı yaptı.
English: Ali is at the foot of the stairs.
Turkish: Ali merdivenlerin dibinde.
Foot ingilizcede ne demek, Foot nerede nasıl kullanılır?
Foot and mouth disease : El ayak hastalığı. Picornaviridae ailesinde, aftovirüs cinsinde yer alan virüsün çift tırnaklı hayvanlarda neden olduğu, süt veriminde aşırı azalma ve büyümenin durması nedeniyle önemli ekonomik kayıplara yol açan hastalık, hlk. dabak, tabak, salya. Dabak hastalığı. Şap hastalığı.
Foot bath : Ayak banyosu.
Foot blister : Yiyecek kabarıklığı. Kurdeşen.
Foot brake : Ayak freni. Ayak eğleci.
Foot bridge : Yayalara özgü köprü. Yaya köprüsü.
Foot dragging : Ayak sürüme. Ağırdan alma. Kasıtlı olarak yavaş hareket etme veya çalışma eylemi. Bahane ile oyalama. Ayak direme. Ayağını sürüme. Kasıtlı olarak durdurma veya geciktirme.
Foot guards : Ayak koruması.
Foot in the door : Paçaları sıvamak. Kapıdaki ayak. Satıcı insanlar tarafından kapıların yüzlerine çarpılmasını veya kapatılmasını önlemek için kullanılan metod. Beğenilen bir şeye katılmak veya denemek.
Foot in the hand : Ayak elde. Dansçının ayağını eliyle tutması.
Foot candle : Ayak-mum. Aydınlatmanın pratik birimi. 1 ayak çapındaki bir yuvarın özeğine yerleştirilen 1 mumluk ışık kaynağının, bu yuvarın yüzeyini aydınlatma yeğinliğine eşit olan aydınlanma birimi. (aydınlanmanın sı birimi lükstür). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
İngilizce Foot Türkçe anlamı, Foot eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Foot ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bugger off : Hadi yoluna. Yaylanmak. Toz ol. Kaybol! (genellikle emredici bir şekilde ve kızgınlıkla kullanılan). Çekip gitmek. Defol git!. Derhal git!. Kalk git. Defolup gitmek.
Bared : Yalın. Soymak. Açmak. Açılmak.
Disembarked : Bir ulaştırma aracından inmek. (gemiden) karaya çıkmak. Fiyatı veya değeri düşmek. Karaya çıkmak. Gemiden karaya çıkmak. Sayısı azalmak. Varmak. Yukarıdan aşağıya doğru gelmek. Karaya ayak basmak.
Ante up : Parayı sökülmek. Paraları sökülmek. Kapatmak (borç). Para yardımı yapmak. Para sürmek. Para koymak.
Deep : Aşırı. Koyuluk. Yoğun. Ciddi. Karışık. Derinlik. Derin. Tok (ses).
Dally with : Eğlenmek. İlişkiye girmek. Cilveleşmek. Ciddiye almamak. Oynaşmak.
Toe : Ayak ucuyla vurmak. Ayak parmağı. Ayak başparmağı. Parmak. Ölmek. Ayak parmak uçlarının oluşturduğu dar dayanak yüzeyi. Ayakkabıda burun. Golf sopasıyla vurmak. Ayak parmakları ile dokunmak. Tekme atmak.
Abstract : Heykel. Ayırmak. Bilgi erişimde, bir belgenin konusunu ya da soyunu belirtmek üzere, genellikle belgeleme konusunda uzmanlaşmış bir kişinin, standart olarak önerilen terimleri yeğ tutarak ürettiği, 200-250 sözcük boyunu aşmayan bir tür özet. Damıtmak (biyoloji terimi). Aşırmak. Soyutlamak. Soyutlama yapmak. Çalmak. Kafasını meşgul etmek. Özet çıkarmak.
Blanked : Silmek. Sayıyı önlemek (spor terimi).
Absent oneself : Katılmamak. Gelmemek. Bulunmamak. Hazır bulunmamak. Çıkmak.
Foot synonyms : human foot, arteria digitalis, arteria metatarsea, pedal extremity, digital arteries, arteria arcuata, little toe, linear unit, pes planus, heelbone, vena intercapitalis, great toe, vertebrate foot, intercapitular vein, metatarsal vein, os tarsi fibulare, metatarsal artery, arcuate artery, vena metatarsus, base, nadirs, pillar, depth, hoof, antings, anting, discounting, hoofing, feet, bring out, be off, big toe, counterfort.
Foot zıt anlamlı kelimeler, Foot kelime anlamı
Head : Başında olmak. Geçmek. Olgunlaşmak. Başlık. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Başkan. Kafa. Atletizm, bilgisayar, biyoloji, jimnastik, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Çekicin demir, pirinç ya da pirinçten daha sert bir özdekten yapılmış, madensel dolgulu yuvar biçiminde baş bölümü.
Ride : Arabaya binmek (sürmeden). Sataşmak. Havada kalmak. Gezinti. Arabayla gezmek. Yüzmek. Kafa bulmak. Binmek (at veya bisiklet). Taşımak (omuzunda vb). Karara bağlanmamış olmak.
Foot ingilizce tanımı, definition of Foot
Foot kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : That part of an animal upon which it rests when standing, or moves. [Bakınız: Manus] and [Bakınız: Pes]. To dance. To spurn. Esp., the part below the ankle or wrist. The terminal part of the leg of man or an animal. To skip. To tread to measure or music. To kick with the foot. To trip.

Bu kısımda Foot kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Foot ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Foot anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Foot ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.