On the alert türkçesi On the alert nedir

On the alert ile ilgili cümleler

English: A tsunami is coming, so please be on the alert.
Turkish: Bir tsunami geliyor, bu yüzden tetikte olun.

English: The soldiers were on the alert.
Turkish: Askerler alarmdaydılar.

English: He didn't want to be cheated again, and was always on the alert.
Turkish: O tekrar aldatılmak istemiyordu ve her zaman tetikteydi.

On the alert ingilizcede ne demek, On the alert nerede nasıl kullanılır?

On : Yönünde. Civarında. Giyilmiş. Üstünde. Yanmak. Esnasında. Açık. E doğru. Çakırkeyif. Olmakta olan.

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Alert : Alarm. Uyarı. Tehlikeye karşı uyarı. Tetik. Alarm vermek. Alarm işareti. Alarma geçirmek. Uyarmak. Gözünü açmak. Atik.

Be on the alert : Uyanık olmak. Gözünü dört açmak. Teyakkuz etmek. Alesta beklemek. Tetikte beklemek. Tetikte olmak.

Being on the alert : Hazır olma. Tetikte olma.

On the average : Normal oranda. Orta miktarda. Ortalama olarak.

On the chance : Olur da. Ümidiyle. Şansa tafih. - olması durumunda. Eğer şans eseri olursa.

 

On the breadline : Çok yoksul.

On the chance that : Ümidiyle.

On the cheap side : Oldukça ucuz.

İngilizce On the alert Türkçe anlamı, On the alert eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak On the alert ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

On the look out : Hazır durumda. Savunmaya hazır. Dikkatli ve hazır. Nöbete.

Fail safe : Arızalara karşı otomatik tedribatı olan. Kusurönler. Tedbirli. Arızaya karşı emniyetli. Aksamaya bağışık. Arıza emniyetli. Aksamadan bağışık. Bozulmaya dayanıklı. Arıza güvenliği.

Bright : Akıllı. Şanlı. Görkemli. Aydın. Aydınlık. Neşeli. Şaşaalı. Zeki. Işıltılı. Berrak.

Alive to : Haberdar. -e hassas. Hayranlık ile. Farkında. Duyarlı. -e karşı dikkatli. Bilincinde olmak.

Vigilant : Müteyakkız. Tetikte olan. Uyumayan. Tedbirli. Açıkgöz. Zinde. İhtiyatlı.

Prepared : Gönüllü. Tedarikli. İstekli. Hazır. Önceden hazırlanmış. Amade. Hazırlandı. Hazırlanmış. Alesta.

On guard : Hazır. Çalışma, vuruşma ya da yarışma için, iki kılıçoyuncusunun karşılıklı olarak aldıkları özel bir duruş biçimi. Nöbette. Vuruşma duruşu.

Alert : Gözünü açmak. Uyarı. Heyecan sinyali. Alarma geçirmek. Alarm vermek. Ayık kalmak. Atik. Tetik. Tehlikeye karşı uyarı.

Awakes : Uyarmak. Canlanmak. Gözü açılmak. Uykudan kalkmak. Kışkırtmak. Uyanmak. Gözünü açmak. Farkında. Farkına varmak.

Acock : Küstahça. Eğri. Dikilmiş ve kaldırmış olma pozisyonunda. Kurulu. (ateş etmeye veya fotoğraf çekmeye) hazır durumda.

On the alert synonyms : wakeful, argus eyed, guarded, cannier, astir, awoken, readier, at full cock, quick on the trigger, cagey, awaked, argus, fail proof, ready, alive, unwinking, arguseyed, readiest, all ready, wakefully, aware, provident, switched on, clearheaded, awake, as sharp as a needle, readied.