On the verge of türkçesi On the verge of nedir

On the verge of ile ilgili cümleler

English: Ali was on the verge of starvation.
Turkish: Ali açlığın eşiğindeydi.

English: Ali could see that Mary was on the verge of crying.
Turkish: Ali Mary'nin ağlamak üzere olduğunu görebiliyordu.

English: Ali is on the verge of crying.
Turkish: Ali ağlamanın eşiğinde.

English: Ali is on the verge of dying.
Turkish: Ali ölüm döşeğinde.

English: Ali is on the verge of tears.
Turkish: Ali gözyaşlarının eşiğinde.

On the verge of ingilizcede ne demek, On the verge of nerede nasıl kullanılır?

On : Makbul. Üzerinde. Esnasında. Olmakta olan. Devrede. Üstünde. Yanmak. Civarında. De. Giyilmiş.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Verge : Hudut. Sınırında olmak. Yaklaşmak. Piskopos asası. Eşik. Çalmak (renk). Sınır oluşturmak. Eşiğinde olmak. Sınır. Yönelmek.

Of : Hakkında. -li. Karşı. İle ilgili. Den. Li. Yüzünden. -den övünerek bahsetmek. -in. -nın.

On the verge of doing : Yapmak üzere.

Be on the verge of death : Azraille savaşmak. Hasta yatağında olmak.

 

On the alert : Teyakkuz halinde. Hazırlıklı. Tetikte. Alarm durumunda. Uyanık.

On the air : Radyo tv yayında. Yayında. Radyoda. Ünalgıda yayınlanmakta.

Be on the verge of : Eşiğine gelmek (yıkımın vb). Üzere olmak.

İngilizce On the verge of Türkçe anlamı, On the verge of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak On the verge of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

According to : Nazaran. Dediğine. Göre. -e uygun olarak. Gösterdiğine göre. -e göre. Yerine göre. -e bakılırsa.

Impending : Yaklaşan. Olmak üzere. Olması yakın. Kapıdaki (tehlike vs.).

On the eve of : Arifesinde. Hemen öncesinde.

In the cards : Muhtemel. Olası. Hesapta olan. Oldu olacak.

Close at hand : Civarında. Yakınında. Yanıbaşında. An meselesi. Çok yaklaşan. Kapıda. Ha oldu ha olacak.

Imminent : Yakın. Yakında olmasından korkulan. Yakında olacak. Pek yakın. An meselesi. Olması yakın. Olması yakın ve muhakkak. Olması muhtemel.

Just around the corner : Köşeyi döner dönmez. Köşeyi dönünce.

In the throes of : Can çekişen. İle mücadele eden.

Around the corner : Kapıda. An meselesi. Çok yakın. Köşe başında. Şuracıkta. Olmak üzere. Yakında.

Within an ace of : -e çok yaklaşık. Kıl payı. Az kaldı. Neredeyse. Kılpayı. Az kalsın. -in çok yakınında.

On the verge of synonyms : about, about to, on the cards, at the point of, about to happen, at, for the purpose of, in the offing, so as to, that was close, at hand, in the wind.