Verge türkçesi Verge nedir

Verge ile ilgili cümleler

English: Ali was on the verge of starvation.
Turkish: Ali açlığın eşiğindeydi.

English: Ali could see that Mary was on the verge of crying.
Turkish: Ali Mary'nin ağlamak üzere olduğunu görebiliyordu.

English: Ali is on the verge of crying.
Turkish: Ali ağlamanın eşiğinde.

English: Ali is on the verge of dying.
Turkish: Ali ölüm döşeğinde.

English: Ali is on the verge of tears.
Turkish: Ali gözyaşlarının eşiğinde.

Verge ingilizcede ne demek, Verge nerede nasıl kullanılır?

Verge into : Çalmak (renk).

Verge on : Meyletmek. Çalmak (renk). Sınırında olmak. Doğru gitmek. Çalmak. Kaçmak. Yaklaşmak.

Be on the verge of : Üzere olmak. Eşiğine gelmek (yıkımın vb).

Be on the verge of death : Azraille savaşmak. Hasta yatağında olmak.

On the verge of : Eli kulağında. Üzere. Eşiğinde.

Beam convergence : Huzme yaklaştırma. Hüzme yaklaştırma.

Abramovitz convergence hypothesis : Abramovitz yakınsama önsavı. Az gelişmiş ülkeler ile gelişmiş ülkeler arasında teknoloji, verimlilik ve kişi başına gelir farkları büyüdükçe özellikle sosyal yeteneğe sahip az gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelerden transfer edecekleri teknoloji ile gelişmiş ülkeleri yakalama olasılıklarını artıracaklarını ileri süren ve abramovitz tarafından geliştirilen önsav.

 

On the verge of doing : Yapmak üzere.

Absolutely convergent series : Mutlak yakınsak seri.

Almost sure convergence : Kesine yakın yakınsama.

İngilizce Verge Türkçe anlamı, Verge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Verge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fronting : Ön ünlüleşme. Karşı olmak. Önderlik etmek. Dönmek. Yol göstermek. Bakmak. Cephesini düzenlemek. Hareketli faz yükselme düzeyi.

Bound : Sıçramak. Kalgımak. Sınırlarını çizmek. Zıplamak. Zıplaya zıplaya gitmek. Bağlı. Sektirmek. Sınırlamak. Sekip geri gelmek. Kuşatmak.

Bears : Getirmek. Sineye çekmek. Dönmek. Gütmek (kin). Ayıgiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, etçiller (carnivora) takımının, köpeğimsiler (arctoidea) üst familyasından, büyük ve tıknaz yapılı, tüylü, beş parmakları olan ve tabanlarına basarak yürüyen, kuyrukları körelmiş, hantal görünmelerine karşın kolay hareket eden, ağaçlara tırmanan türleri içeren bir familya. Borsa fiyatlarını düşürmek. Taşımak. Götürmek. Vermek.

Leant : Meyilli olmak. Eğilim göstermek. Dayanmak. Yaslanmak. Yaslamak. Eğilmek.

Shelve : Rafa koymak. Şimdilik vazgeçmek. Ötelemek. Şevlenmek. Hasıraltı etmek. Kadro dışı bırakmak. Meyilli olmak. Emekliye ayırmak. Aldırmamak.

Sill : Dayanmalık. Altlık. Düzenli bir katman gibi, tortul kayaç tabakaları arasına sokulmuş kor kayaç yatağı. Taban. Dekorda kapıları ya da kemerleri alt taraftan sağlamlaştırmakta kullanılan demir kelepçe. Damar katman. Denizlik. Dekorda kapı çerçevesini ya da kemerleri uçlardan sağlamlaştırmada kullanılan demir kelepçe ya da bilezik. Pervaz.

 

Canting : İki yüzlü. Yan yatırmak. Yapmacık konuşmak. İkiyüzlülük etmek. Dindarlık taslayan sahte sofu. Bükülmek. Argolu konuşmak. Dönmek. Dilenmek.

Oblique : Oblik. Eğri. Dolambaçlı. Eğik, eğimli. Sallanma. Eğilim. Meyilli. Yoldan çıkmış. Sapmak.

Bounds : Sıçramak. Zıplamak. Sınır hatları. Sınırlarını çizmek. Zıplaya zıplaya gitmek. Sekip geri gelmek. Sınır çizgileri. Sınırlar. Sınırlamak.

Borderline : Sınırda. Sınırdaki. Ortada. Belirsiz. Sınır çizgisi. Kesin olmayan. Sınır boyu. Sınıra yakın olan.

Verge synonyms : doorstep, borderlines, come near, approaches, threshold, gear, margining, steer for, bear, verging, approximated, approached, crozier, lean to, extremity, incline, swell, doorsteps, face, borderlands, sills, ambit, boundary line, limit, come close to, closes, crooks, brink, nut, close in on, margin, converge, crosiers.

Verge ingilizce tanımı, definition of Verge

Verge kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To tend. As, the verge, carried before a dean. To border upon. To approach. A rod or staff, carried as an emblem of authority. To incline. To come near.