Onboard türkçesi Onboard nedir

  • Bütünleşik.
  • Teknede.
  • Yerleşik.
  • Trende.
  • Gemide.
  • Güvertede.
  • Uçakta.

Onboard ingilizcede ne demek, Onboard nerede nasıl kullanılır?

Bonbon : Şekerleme.

Bonbonniere : Küçük şekerleme kutusu. Şekerci. Şekerleme dükkanı.

Bonbons : Şekerleme. Bonbon.

Ironbound : Zırhlı. Demir kaplı. Demir ile kaplı. Katı. Hard. Güçlendirilmiş. Sert.

Moonbow : Aykuşağı.

Cannonballed : Büyük bir süratte hareket etmek. Hızla hareket etmek.

Electronbeam recorder : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Elektronik film saptayıcı. Optik ya da mıknatıslı, çeşitli kaynaklardan gelen görüntünün verdiği bilgiyle değişime uğrayan elektron demetinin, havası boşaltılmış bir bölümde, elektronik filmi bombardıman etmesiyle görüntüleri film üzerine aktaran aygıt (örneğin electronic video recording işlemi bu ilkeye dayanır).

Nonbook : Ucuz roman.

Harrisonburg : Virginia eyaletinde şehir. Louisiana eyaletinde yerleşim yeri. Virginia'da madison üniversitesi'nin bulunduğu bir şehir (abd). Virginia eyaletinde bölge.

Buttonball : İnce katmanlı dış kabuğu ve yuvarlak meyvesiyle kuzey amerika'nın bir dizi yaprak döken ağaçlarından her biri. Çınar. Firavun inciri.

İngilizce Onboard Türkçe anlamı, Onboard eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Onboard ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Topside : Geminin su hattından yukarıdaki dış kenarı. Üst kenar. Borda. Güverteye. Yüzeyde. Geminin su hattından yukarıda olan kısmı.

Immoveable : Değiştirilemez. Sabitleştirilmiş. Oynatılamaz. Kıpırdayamaz. Esnetilemez. Değişmez. Kımıldatılamaz. Direngen.

Knot : Kanut kuşu. Düğümlemek. Düğümle bağlamak. İlmik. Türküm. Budak. Düğümlenmek. Deniz mili. Düğüm atmak. Dolaşmak.

Based : Bulunan. Merkezli. Tesis edilmiş. Kurulmuş. İstinat edilmiş. Dayanmış. Esaslı. Temeli. Dayalı.

Localized : Sınırlanmış. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Belirli bir bölgeye yoğunlaşmış (ayrıca localised). Sınırlı. Yerelleşmiş. Yerelleştirilmiş. Özdeciğin belli bir yöresini kapsayan (yörüngeç, etki vb.). Belirli bir yere mahsus olan. Lokal.

Shipboard : Gemi içinde. Gemi bordası. Gemi güvertisinde. Gemi güvertesi. Geminin güvertesinde bulunan.

Located : Yerleştirilmiş. Değişmeyen. Tespit edilmiş. Var olan. Yeri tayin edilmiş. Yerleşmiş. Bulunmuş. Kain.

Entrenched : Köklü. Sabit. Değişmez. Sağlam. Sağlamlaştırılmış. Kemikleşmiş.

At sea : Denizde. Kafası karışmış. Şaşkın. Şaşırmış halde. Anlamaz.

Onboard synonyms : federal reserve board, matchboard, board of appeals, governing board, board of selectmen, planning board, zoning board, appeal board, on shipboard, director, appeals board, aboard, wale, chipboard, intrinsic, prescriptive, localised, strake, committee, hardboard, on board, on deck, on board ship, knothole, board of directors, builtin, school board, skid, afloat, advisory board, topsides, timber, deal.

 

Onboard zıt anlamlı kelimeler, Onboard kelime anlamı

Disembark : Fiyatı veya değeri düşmek. Bir ulaştırma aracından inmek. Karaya çıkmak. (gemiden) karaya çıkmak. Varmak. Gemiden karaya çıkmak. Gitmek. Yukarıdan aşağıya doğru gelmek. Karaya ayak basmak. Sayısı azalmak.

Exit : Vefat. Çıkış yeri. Çıkmak. Çıkış. Gitmek. Sahneden çıkmak. Çıkma. Çıkıp gitmek. Gidiş.

Get off : İnmek (otobüs veya tren veya uçaktan). Çıkmak. Yollamak. Yırtmak. Paçayı kurtarmak. Ayrılmak. Arabadan inmek. İnmek. -den inmek. Çıkarmak.

Onboard antonyms : outboard.