Onrush türkçesi Onrush nedir

Onrush ingilizcede ne demek, Onrush nerede nasıl kullanılır?

Onrushes : Atak. Saldırma. Hücum. Üşüşme. Saldırı. Saldırış. Tırmanan akım.

Onrushing : Hücum. Hücum eden. Saldırma. Üşüşme. Saldırı. Tırmanan akım. Saldırış. Aniden saldıran. Akan. Atak.

Nonruminants : Ruminant olmayanlar. Tek mideliler. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) bölümünün, toynaklılar (ungulata) üst takımının çift parmaklılar (artiodactyla) takımından, bazı sınıflandırmalara göre domuzumsular (suiformes) alt takımına eşit olan, mideleri basit yapılı ve geviş getirmeyen bir alt takım. Geviş getirmeyenler.

Almonry : Yardım dağıtma yeri. Yardımların dağıtıldığı yer. Yardım dağıtan görevlinin yaşadığı yer.

Archdeaconry : Başdiyakozun idaresi altındaki bölge. Başdiyakozluk.

Cannonry : Topçu. Topçu ateşi.

Conributive trait : Bağlı olduğu halkbilim tümgesi içindeki öbür öğelerle birlikte işleyen öğe. bk. halkbilim tümgesi. krş. ayrık öğe. Katılgan öğe.

Brick masonry : Tuğla yığma. Tuğla inşaat. Tuğla duvar örgüsü.

Conrail : Kuzeydoğu abd'de iflas eden ve yolcu ve yük taşıma işine giren 6 büyük demiryolları şirketinin 1976 yılında birleşmesiyle oluşan federal finansmanlı bir amerikan şirketi. Consolidated rail corporation (konsolide demiryolları ortaklığı).

 

Bipolar nonreturn to zero : Kutupsal sıfıra dönüşsüz.

İngilizce Onrush Türkçe anlamı, Onrush eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Onrush ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dare devil : Maceraperest. Düşüncesizce davranan. Atılgan. Gözü pek. Cesur kimse. (eylemler veya hareketler için söylenen) cüretkar ve tehlikeli. Yiğit.

Onfall : Başlangıç.

Dashing : Hareketli. Enerjik. Atılgan. Havalı. Şık. Canlı. Fırlayan. Faal. Cesur.

Act of assault : Saldırı eylemi.

Strafe : (uçakla) mermi yağmuruna tutmak. Azarlamak. Bombalamak. Bombardıman etmek. (uçakla) bomba yağmuruna tutmak. Bombardıman. Kınamak. Yalama uçuş yaparak makineli tüfekle taramak.

Scrimmage : Döğüşmek. Çarpışma. Hazırlık maçı. İtişip kakışma. İtişip kakışmak. Çatışma. Hücum (amer. fut.). Birkaç kişinin katıldığı kavga. Göğüs göğüse kavga.

Aggressions : Tecavüz. İhlal. Saldırganlık. Taarruz.

Lunge : Üzerine saldırı. Davranmak. At terbiye etmek. Saldırmak. Üzerine hücum etmek. Açılma. Özel biçimde uygulanan bir saldırı. vuruşma duruşunda savut tutan kolu karşı yarışmacıya doğru uzatıp, gerideki ayak yerden kesilmeksizin öndeki ayak ileri fırlatılarak uygulanır. (bu durumda geride ki bacak ve kalça gergin, savutsuz kol bu bacağa koşut, avuç içi yukarı dönük ve gövde yeteri kadar öne eğiktir.). Açıl.

Operation : Operasyon. Ameliyat. Bir işi sonuçlandırmak için gereken evrelerden geçirme eylemi. Çalıştırma. Kullanma. İşletme. İşleme. Cerrahi müdahale. Etkinlik. Hüküm.

 

Brunt : Ağırlık. Darbe. En ağır kısım (saldırı veya azarlama veya baskı vb'nin). En şiddetli kısım (saldırı veya azarlama veya baskı vb'nin). Asıl yük. Çarpma.

Onrush synonyms : banzai attack, diversionary attack, banzai charge, ground attack, influx, gutsy, charge, elans, grappling, move, audacious, invasion, mugging, offensive, pounces, inbreak, encroachment, gutsiest, muggings, pounce, penetration, agression, ballsy, attack, assailment, pounced, lunged, irruption, mettled, onslaught, put, descent, lunges.

Onrush ingilizce tanımı, definition of Onrush

Onrush kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A rushing onward.