Strafe türkçesi Strafe nedir

Strafe ingilizcede ne demek, Strafe nerede nasıl kullanılır?

Strafed : Bombalamak. Bombardıman. Bombardıman etmek. (uçakla) mermi yağmuruna tutmak. (uçakla) bomba yağmuruna tutmak. Azarlamak. Kınamak. Yalama uçuş yaparak makineli tüfekle taramak.

Strafes : Bombalamak. Yalama uçuş yaparak makineli tüfekle taramak. (uçakla) bomba yağmuruna tutmak. Azarlamak. (uçakla) mermi yağmuruna tutmak. Kınamak. Bombardıman. Bombardıman etmek.

Strafing : Bombardıman etme. Yalama taarruzu. Yalama hücumu. Kınama. Azarlama. Bombalama.

Strabism : Strabismus.

Strabismic : Stramismik. Strabik.

Strabismus : Strabismus. Her iki göz arasında normal integrasyonun olmaması, skuint, strabismus. Strabizm. Şaşılık.

Strach hydrolisation test : Bir homopolisakkarit olan nişastanın, bazı mikroorganizmalarca sentezlenen hücre dışı amilase enzimi tarafından parçalanmasını ortaya koymak amacıyla yapılan bir test. Nişasta hidrolizasyon testi.

Straddling : Atışta yan ve mesafe uygunluğu. Bacaklarını açarak durmak. İki tarafı da idare etmek. Bacaklarını ayırarak yürümek. İki arada bir derede kalmak. Apışıp kalmak. Eline bakmadan potu iki katına çıkarmak (poker). Ata biner gibi oturmak.

 

Straddled : Ata biner gibi oturmak. Bacaklarını ayırarak yürümek. Bacaklarını açarak durmak. İki tarafı da idare etmek. İki arada bir derede kalmak. Eline bakmadan potu iki katına çıkarmak (poker). Her iki tarafa yakın olmak. Bacaklarını iyice açıp oturmak. Ata biner gibi üzerine oturmak. Apışıp kalmak.

Straddeling : Kol ve bacağın, vücudun orta çizgisinden türlü yönlere ve son eklem olanağına değin hızla ve gergin olarak uzaklaştırılması (açılması). Fırlatma (açma) (kol-bacak için).

İngilizce Strafe Türkçe anlamı, Strafe eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Strafe ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Saturate : Doyurmak. İşba etmek. Gına getirmek. Sırılsıklam etmek. Emdirmek. Sindirmek. Islatmak. Bıktırmak. Gına getirtmek.

Blames : Suçlamak. Sorumlu tutmak. Ayıplamak.

Castigated : Dövmek. Cezalandırmak.

Bombarded : Dövmek. Üzerine varmak. Sıkıştırmak. Gülle yağdırmak. Topa tutmak. Bombardıman yapmak. Yağmuruna tutmak. Soru yağmuruna tutmak.

Baste : Erimiş yağ dökmek. Sopa atmak. Paylamak. Kurumaması için etin üzerine su dökmek. Dövmek. Sıvı dökmek veya sürmek (kurumaması için pişen etin üstüne). Yağ sürmek. Dayak atmak. Teyellemek. Haşlamak.

Brush down : Fırça çekmek. Üstünü fırçalamak. Fırçalamak.

Cannoning : İncik kemiği. Karambol bilardo. Çarpışmak. Karambol yapmak. Mil. Top. Borbardıman etmek. Bombardıman silahı. Çarpmak.

Saturating : Bıktırma. Doyurucu. Yoğunlaştırma. Doygun hale getirme. Dolgu maddeli. Gına getirmek. Islatmak. Emdirmek. İşba etme. Sırılsıklam etmek.

 

Anathematizing : Aforoz etmek. Kiliseden aforoz etmek. Afaroz etmek. Lanetlemek. Yasaklamak.

Admonishing : Kulağını çekmek. Uyarmak. İhtar vermek. İhtar etmek. Nasihat vermek. Öğüt vermek. Kulağını bükmek. Nasihat etmek. Tembih etmek.

Strafe synonyms : cannonading, bombarding, berated, batters, blow up, bombing, saturates, anathematise, censure, drum fire, assails, onslaught, cannonade, salvoing, castigating, bring up, cannons, bombards, basted, cannoned, shell, salvo bombing, bombardment, berate, shelling, bawl out, attack, bomb, drop a bombshell, salvoes, bombings, salvos, blame.

Strafe zıt anlamlı kelimeler, Strafe kelime anlamı

Defend : Korumak. Müdafaa etmek. Reddetmek. Saklamak. Kanat açmak. Arkasında olmak. Savunmak. Himaye etmek.