Opener türkçesi Opener nedir

  • Çizi açıcı.
  • Açıcı.
  • Açan kimse.
  • Aşağı yukarı bir saate yakın süren tek bölümlük oyun.
  • Kısa oyun.
  • Açacak.
  • Başlatan.

Opener ile ilgili cümleler

English: Ali wasn't able to get the electric can opener to work.
Turkish: Ali elektrikli konserve açacağını çalıştıramadı.

English: Do you have a bottle opener I could use?
Turkish: Kullanabileceğim bir açacağınız var mı?

English: Ali grabbed a letter opener off his desk.
Turkish: Ali masasından bir mektup açacağı çıkardı.

English: Do you have a letter opener I could borrow?
Turkish: Ödünç alabileceğim bir mektup açacağın var mı?

English: Ali took a can opener out of the drawer.
Turkish: Ali çekmeceden bir kutu açacağı çıkardı.

Opener ingilizcede ne demek, Opener nerede nasıl kullanılır?

Bottle opener : Şişe kapağı açacağı. Gazoz açacağı. Açacak. (şişe) açacak. Şişe açacağı.

Can opener : Konserve açacağı. Açacak. Teneke açacağı.

Cocoon opener : Koza ağacı. Koza açıcı.

Drain opener : Lavabo açacağı. Lavabo aç. Lavabo açıcı.

Eye opener : Şaşırtıcı haber. Sabah içilen içki. İbret.

Be opened : Açılmak. Açılmak (kapı).

Lycopene : Domateste ve diğer meyvelerde bulunan kırmızı karotenoit pigmenti. Karotenoit yapıda, yaprak ve domatesle diğer bitkilere açık rengini veren, son yıllarda yapılan bazı araştırmalarda, farelerde oluşturulan bazı kanser türleri üzerine tedavi edici etkisinin olduğu öne sürülen pigment. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Likopen.

 

Econopenetration : Tutumsal erklilik (ekonomik erklilik). Bir ülkede stratejik yatırımlar yaparak, ekonomik haklar elde ederek yabancı bir ulusun etkenlik kazanması.

Being opened : Açılmış olma. Açılma. Serilme. Yayılma.

Openeyed : Şaşkın.

İngilizce Opener Türkçe anlamı, Opener eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Opener ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Introductive : Hazırlayıcı. Başlangıç niteliğinde olan. Giriş niteliğinde olan. Tanıtıcı.

Initiative : Başlangıç. Öncelik. İnsiyatif. Önayak olma. İnisiyatif. Yasa teklifinde bulunma hakkı. Girişim. Ön ayak olma. Girişkenlik.

Playlet : Kısa süreli kukla güldürüsü. Küçük oyun. Kısa piyes. Kısa kukla güldürüsü.

Someone : Bir kimse. Önemli kimse. Şahsiyet. Birisi. Biri. Kimse.

Soul : Simge. Hissiyat. Ruh. Tin. Kimse. Soul. Şahıs. Dinlerin ve birtakım ikici felsefe öğretilerinin bedenden ayrı ve ölümsüz bir yaşamı olduğunu ileri sürdükleri varlık. Zencilerle ilgili. Timsal.

Willowed : Açma makinesi. Kriket sopası. Sorkun. Pamuk temizlemek. Hallaç makinesi ile atmak. Söğüt. Gökçeağacı.

Mortal : Aşırı. Öldürücü, ölümlü, ölümle ilgili olan. Öldürücü. İnsanlık. Amansız. Ölümle ilgili. Ölümcül. Ölüm. Geçici. Beşer.

Somebody : Bir kimse. Önemli birisi. Birisi. Bazısı. Kimisi. Önemli kimse. Şahsiyet. Kimse. Biri.

 

Opener synonyms : undoer, untier, unfastener, one acter, openers, initiators, extensor, start, curtain ruiser, initiatory, instigative, can opener, bottle opener, person, initiator, playlets, individual, uncoiler, expander, willow, starter, expanders, extensors, incitive.

Opener ingilizce tanımı, definition of Opener

Opener kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, opens.