Osmose türkçesi Osmose nedir

  • Osmoz.
  • Osmoz yoluyla yayılmak.
  • Osmoza uğramak.
  • [#geçişme Geçişmek].

Osmose ingilizcede ne demek, Osmose nerede nasıl kullanılır?

Osmosed : Osmoz. Geçişmek. Osmoz yoluyla yayılmak.

Osmoses : Geçişmek. Geçişme. Ozmos. Geçişim. Osmoz yoluyla yayılmak. Ozmoz. Çeşitli gazların geçişmeleri. Osmoz.

Cosmoses : Sistem. Evren. Düzen. Kozmos çiçeği. Kainat. Kozmos. Acun.

Endosmose : Hücre içine osmoz. Endosmoz.

Exosmose : Ekzosmoz.

Electroosmosis : Elektroosmoz. Elektroozmoz. Sıvının bir elektrik akımı etkisiyle bir perde içindeki hareketi. Elektrikle geçişme. Çıngıyla geçişme.

Reverse osmosis : Silt yoğunluk indeksi. Ters osmoz. Çeşme suyunu arıtma yöntemlerinden biri. Çok ince delikli bir membrandan, suya uygulanan basınç etkisiyle normal ozmozun tersine dönmesi. Ters ozmoz.

Osmosis : Yarıgeçirgen bir zarla ayrılmış, derişimleri ayrı çözeltiler arasında gözlenen ve seyreltik bölgedeki çözücünün, zardan derişik bölgeye kendiliğinden geçme olayı. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Geçişim. Ozmos. Özdeciklerin değişik derişimdeki iki çözelti arasına yerleştirilmiş yarı-geçirgen bir çeperden sızmaları. Geçişme. Bir sıvıyı tümüyle geçirmeyen bir zardan, ancak o sıvı içindeki kimi tür özdeciklerin geçmesi olayı. Osmoz. Yarı geçirici zarlardan suyun veya bir çözeltinin az yoğun çözeltiden çok yoğun tarafa geçmesi. Ozmoz.

 

Chemosmosis : Bir zar üzerinden maddeler arasındaki kimyasal aktivite. Kimyasal geçişim.

Negative osmosis : Negatif geçişme.

İngilizce Osmose Türkçe anlamı, Osmose eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Osmose ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fume : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Patlamak. Kızmak. Duman çıkarmak. Köpürmek. Gaz. Öfkelenmek. Duman. Buhar. Bir uçun için de asılı küçük (0,1 -1 mikronluk) katı ya da sıvı taneciklerin oluşturduğu karışım.

Crossest : Öbür tarafına geçmek. Kızgın. Karşıt. Düzenbaz. Çapraz. Çarpı. Çaprazlama. Kesiştirmek. Geçirmek.

Exosmosis : İçerden dışarıya osmoz veya geçişim. Eksozmosis. Eksosmoz. Geçişme. Dış geçişim. Yüksek yoğunluklu bölgeden düşük yoğunluklu bölgeye madde akışı.

Counterbalance : Karşılık. Dengelemek (karşılıklı olarak). Karşı denge. Denkleştirmek. Eş ağırlık. Denk ağırlıkla karşılamak. Eşit güçle karşı koymak. Denk. Karşılamak.

Osmoses : Ozmos. Geçişme. Ozmoz. Çeşitli gazların geçişmeleri. Geçişim.

Cross : Borudan iki yana kol almakta kullanılan bağlantı parçası. Çaprazlama. Çarmıh. Biyoloji, tarih alanlarında kullanılır. Geçirmek. Hilekar. Karşıya geçmek. Karşıt. İkili te.

Counterpoint : Görüntünün içindekilerde, görüntüler arasında, ses ve müzikte, görüntü ile ses arasındaki çatışmanın belirli bir amaçla düzenlenmesi. Karşı-sürüm. Melodiyi kontrpuan biçiminde düzenlemek. Çeşitli melodileri birbirine uydurma. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kontrpuan. Karşısürüm.

 

Contrast : Öznel olarak özelikle, mekan ya da zaman içinde (aynı anda ya da art arda - gecikmiş-karşıtlık) yan yana duyumsal uyartılarda nicel ya da nitel bir karşı olma etkisi. Tezat oluşturmak. (aradaki farkı göstermek üzere) karşılaştırmak. Kontrastı olmak. Ayrışçılık. Karşılaştırmak. Bir görünçlüğün doğadaki, filmdeki ya da görüntülükteki aydınlık ve karanlık bölümleri arasındaki başkalık, ilişki. Film üzerindeki dansite değerleri arasındaki fark. Tezat. Sertlik.

Counterweight : Dengeleyen ağırlık. Karşıt denge ağırlığı. Kontrpua. Ağırlık. Askıları gerekli yükseklikte tutmada kullanılan ve karşıt dengeyi sağlayan ağırlık. Abra. Dara. Dekorları tutan askıları istenilen yükseklikte tutmaya yarayan nesne. bunlar eski tiyatrolarda kum torbaları, yenilerinde demir külçelerdir. Balans ağırlığı. Karşı ağırlık.

Osmose synonyms : gun smoke, counterpose, osmosing, osmosed, smother, counterpoise, intermixes, aerosol, osmosis, intermingle, intermingles, intermix.

Osmose zıt anlamlı kelimeler, Osmose kelime anlamı

Surrender : Kapılmak. Pes etmek. Vermek. Kendini bırakmak. Vazgeçmek. Bırakmak. Feragat. Dize gelmek. Feragat etmek. Hakkından vazgeçmek.

Inhale : Nefes almak. İçine çekmek. Teneffüs etmek. Çekmek. İçmek. Solumak. Soluk almak. İç çekmek. Solukla içeri almak. Nefes çekmek.

Abstain : Perhiz yapmak. İçki içmemek. Oy vermemek. Çekimser olmak. Uzak durmak. Geri durmak. Kaçınmak. İçkiden uzak durmak. Çekinmek. Perhiz etmek.

Osmose ingilizce tanımı, definition of Osmose

Osmose kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The tendency in fluids to mix, or become equably diffused, when in contact. It was first observed between fluids of differing densities, and as taking place through a membrane or an intervening porous structure. The more rapid flow from the thinner to the thicker fluid was then called endosmose, and the opposite, slower current, exosmose. Both are, however, results of the same force. Osmose may be regarded as a form of molecular attraction, allied to that of adhesion.