Outsole türkçesi Outsole nedir

  • Ayakkabının dış tabanı.
  • Dış taban.

Outsole ingilizcede ne demek, Outsole nerede nasıl kullanılır?

Outsold : Fazla satma. Daha fazla satmak. Daha çok kar etmek. Daha çok satmak.

Outsourcer : Dışarıya iş yaptıran. Fason iş yaptıran veya taşeronla çalışan. Dış kaynak kullanan firma veya şirket. Taşeronluk işiyle uğraşan gerçek veya tüzel kişi. Fason iş yapan. Taşeron. Dıştan veya dışarıdan tedarik eden firma.

Outsourcing : Dış kaynaklardan yararlanma. Dışarıdan destek alma. Dış kaynaklardan edinme. Büyük şirketlerin belirli görevleri kendileri gerçekleştirmek yerine kullandıkları taşeron işçi kiralama yöntemi. Bir malın veya hizmetin üretiminde bütün parçaların veya etkinliklerin tek bir üretici tarafından yapılmayıp daha düşük maliyetle üretilmesini sağlamak amacıyla belirli kısımlarının başka üreticilere ürettirilmesi. krş. dış kaynaklanma, fason üretim büyük bir işin bir bölümünün yüklenici tarafından ikinci bir yükleniciye devredilmesi. Taşeronluk. Dış kaynak kullanımı. Bir şirketin üretim sürecinde parçaları taşeronlara yaptırması. Dış kaynak kullanma.

Outsourcing internal to the firm : Firmanın kendi üretim etkinliklerinden bir kısmını yurtiçinde veya yurtdışında bir firmaya devretmesi. İçsel dış kaynaklanma.

 

Internal outsourcing : İçsel dış kaynaklanma. Firmanın kendi üretim etkinliklerinden bir kısmını yurtiçinde veya yurtdışında bir firmaya devretmesi.

The outs : Muhalifler. Muhalefet. Filmin son versiyonundan çıkarılmış bölümler.

Outscored : Büyük fark atmak. Daha yüksek bir sayıda puan alarak kazanmak. Daha çok puan kazanmak.

Outsail : Gemi veya tekne ile suda daha hızlı hareket etmek. -den daha hızlı denize açılmak.

Ins and outs : Girdisi çıktısı. Ayrıntılar. Bütün ayrıntıları.

Page outs : Giden sayfa.

İngilizce Outsole Türkçe anlamı, Outsole eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Outsole ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sole : Ayak tabanı. Ayakkabıyı pençelemek. Kaide. Pençe. Ayağın yere basan ve parmak dibi ile topuk arasında kalan hafifçe çukur bölgesi. Pençe vurmak. Ayakkabıya pençe vurmak. Evlenmemiş. Bekar. Taban (ayak).

Boot : Ayak ile vurmak. İşten atma. Kovmak. Çizme. Futbol tekme atmak. Yolcu taşıyan araçlarda yolcu yükünün konduğu kapalı ya da açık bölüm. Çizme giydirmek. Bagaj. Oto.

Shoe : Karartıcıda bulunan bobin boyunca kayarak ışığın voltajını indirip yükselten iletken. Nal çakmak. Ayakkabı giydirmek. Dış lastik. At nalı. İskarpin. Fren balatası. Pabuç. Balata. Nallamak.

Outsole ingilizce tanımı, definition of Outsole

Outsole kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The outside sole of a boot or shoe.