Paras türkçesi Paras nedir

  • Yan.
  • Paragraf.
  • Paranoid.
  • Paraşütçü asker.
  • Para.

Paras ile ilgili cümleler

English: You're nothing more than a social parasite!
Turkish: Sen, sosyal parazitten başka bir şey değilsin.

English: She was holding a small parasol in her hand.
Turkish: Elinde küçük bir şemsiye tutuyordu.

English: Hookworm is a worm, a parasite of man, that sticks to the small intestine.
Turkish: Kancalı kurt bir kurttur, ince bağırsağa yapışan bir insan paraziti.

Paras ingilizcede ne demek, Paras nerede nasıl kullanılır?

Parasailing : Deniz paraşütü. Paraşütle uçma sporu. Paraşütlü kişilerin su motorlarınca çekildiği havacılık sporu.

Parasang : Fersah.

Parascending : Temel paraşütçülük sporları için kullanılan genel ad. Paraşütle uçma sporu. Paraşütle atlama sporu.

Paraselene : Yalancı ay. Paraselen.

Parasexuality : Parasexualite.

Parasite suprapopulation : Bir ekosistemde tüm konaklarda bulunan tek bir parazit türüne ait bireylerin tamamı. Suprapopülasyonu.

Parasitemias : Parazitemi. Parazitlerin kanda bulunması.

Parasite load : Konak içerisinde bulunan ve çoğunlukla hastalığın klinik semptomlarından sorumlu olan parazit miktarı. Konak içerisinde bulunan ve çoğunlukla hastalığın klinik belirtilerinden sorumlu olan parazit miktarı. Parazit yükü.

 

Parasite : Konuk. Beleşçi. Konak. Bir canlının içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak besin ve yer sağlamak amacıyla yaşayan diğer canlı organizma, parazit. Parazit. Lüpçü. Canlı bir organizmanın üzerinde veya içerisinde organizmanın zararına yaşayan bitki veya hayvan, asalak. insanların, hayvanların ve bitkilerin üzerinde veya içerisinde bu canlıların aleyhine yaşayan canlılar. kimi yazarlar bakteri ve virüsleri da parazit olarak ifade etmektedirler. bakışımlı ikizlerden eksik gelişen ve daha küçük kalmış yavru, dölüt içinde dölüt. normal gelişim gösteren ikize sıkı bir biçimde yapışmış ve normal yavrunun içine girmiş olarak bulunur. Biyoloji, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tufeyli. Parazit ses.

Parasitaemias : Hayvanlarda kan paraziti hastalıkları. Ya tek başına kanda veya hem kanda hem de dokulara yerleşen kan protozoonlarının neden olduğu (babesiozis, tripanosomiozis, theileriozis, leishmaniozis vb.) hastalıklar.

İngilizce Paras Türkçe anlamı, Paras eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Paras ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beans : (argo terim) para. Çok az. Sakinleştiriciler. Yatıştırıcılar. (uyuşturucu argosu) kokain. (argo) fasulye kadar. Mangır (örneğin, ı've worked for this company for fifteen years, but ı still don't have beans {bu şirket için on beş yıldır çalışıyorum ama halen para alabilmiş değilim}). Fasulye. Fazla değil (örneğin, ı know beans about music {müzik hakkında çok az biliyorum}).

Aslant : Meyilli. Meyilli biçimde. Bir yana doğru. Yanlamasına. Eğri. Eğri olarak. Meyilli olarak.

 

Coffering : Kutu. Değerli belge veya para saklamak için kullanılan dayanıklı metal kutu veya kasa. Kasa. Koferdam. Hazine. Tavan süslemek. Tavan süsü. (mimarlık) tavan süslemesi. Dekoratif gömme panel (kubbede, tavanda, kemerlerde).

Chip : Kırılmak. Kenarından parça koparmak. Bir tümleşik çevrimi taşıyan yarıiletken gereç. kırmık sözlüğü de bu anlamda kullanılmaktadır, bk. tümleşik çevrim. Patates kızartması. Çatlak. Çentik. Kenarını kırmak. Bilgisayar, bilişim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kırıntı. Yontmak.

Bastille : Cezaevi kalesi (adını 14'üncü yüzyılda yapılmış ve 1789'da yıkılmış olan bastille isimli paris'teki bir hisardan almaktadır). 14. yüzyılda paris'te inşa edilen ve 17.-18. yüzyıllarda eyalet hapishanesi olarak kullanılan hisar. Hapishane hisarı.

Environment : Etraf. Ortam. Muhit. Canlıların içinde yaşadıkları ortam ve bu ortamlardaki çeşitli faktörlerin bütünü, ambiyens. herhangi bir yapının merkezinden uzakta olan, kenarda olan. Bir organizmanın veya bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu. Civar. Çevre. Bir organizmanın ya da bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu. Vasat. Bireyi etkileyen canlı ve cansız varlıklar ile bütün güç ve koşulların toplamı. organizmayı içten ya da dıştan uyaran şeylerin toplu adı. varlığın, içinde oluştuğu ve yaşamını sürdürdüğü ortam.

Right bank : Sağ kıyı. Sağ sıra.

Adjoining : Bitişikteki. Bitişik olma. Birleştirme. Bitişik. Yandaki. Yan yana. Bitiştiren.

Parisian : Parisli. Paris'e yakın. Paris.

Paranoids : Paranoya ile ilgili. Paranoit. Paranoyak.

Paras synonyms : french republic, tuileries, orly, montmartre, tuileries gardens, clichy, ile st louis, paris university, tuileries palace, clichy la garenne, university of paris, louvre museum, city of light, capital of france, eiffel tower, chinks, lateral, paragraphs, cockeyed, paratrooper, left bank, awry, brassing, brass, banknote, latin quarter, breads, behalf, lateralis, france, flanking, flank, asquint.