Parlaying türkçesi Parlaying nedir

  • Birden fazla karşılaşma üzerine yapılan bahis.
  • İstismar.
  • Faydalanma.
  • Bahis.
  • Yararlanmak.
  • Yönlendirmek.
  • Bir sonraki yarışa yatırmak (kazanılan parayı).
  • Kazandığını sonraki yarışa yatırmak.
  • Kazandığını sonraki yarışa oynama.
  • Değerlendirmek.
  • Konuşmaya girmek.

Parlaying ingilizcede ne demek, Parlaying nerede nasıl kullanılır?

Parlay one thing into another : Bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek.

Parlay : Konuşmaya girmek. Bahis. Kazandığını sonraki yarışa oynama. Kazandığını sonraki yarışa yatırmak. Faydalanma. Yönlendirmek. Yararlanmak. Birden fazla karşılaşma üzerine yapılan bahis. İstismar. Kazanılan parayı bir sonraki yarışa yatırmak.

Parlayed : İstismar. Kazandığını sonraki yarışa oynama. Faydalanma. Değerlendirmek. Bahis. Kazandığını sonraki yarışa yatırmak. Konuşmaya girmek. Yararlanmak. Birden fazla karşılaşma üzerine yapılan bahis. Bir sonraki yarışa yatırmak (kazanılan parayı).

Parlays : Kazandığını sonraki yarışa yatırmak. Konuşmaya girmek. Bahisler. Değerlendirmek. Yararlanmak. Yönlendirmek.

Parlance : Deyim. Dil. Konuşma tarzı. Tabir. Jargon. Deyiş. Dil (özel).

In modern parlance : Modern anlatımla.

In military parlance : Askeri dil ile. Asker jargonuyla. Ordu dilinde. Asker terimleriyle.

In common parlance : Amiyane tabirle. Konuşma dilinde.

 

Parlances : Konuşma tarzı. Tabir. Dil. Deyim. Deyiş. Dil (özel). Jargon.

In legal parlance : Hukuk tabiriyle. Hukuk dilinde.

İngilizce Parlaying Türkçe anlamı, Parlaying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Parlaying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Draft : Rahatsızlık. Para çekme. Planlamak. Tasarı hazırlamak. Ödeme emri. Plan çizmek. Müsveddesini hazırlamak. Bir alacaklının borçlusuna hitap ederek borcunu ödemesi için yazı ile gönderdiği ödeme emri. Taslağını çizmek.

Utilizations : Kullanım. Müstefit. Yararlanma. Kullanım oranı. Kullanma.

Capitalize on : -den faydalanmak. İstismar etmek. Menfaat sağlamak. Çıkar sağlamak. Çıkarına kullanmak. -den çıkar elde etmek. İstifade etmek. Avantaj kazanmak. Kendi menfaatine çevirmek.

Utilization : Kullanım oranı. Kullanım. Yararlanma. Kullanma. Müstefit.

Transposition : Bir dizeyin diksıralarını yansıra, yansıralarını diksıra yapma işlemi. Transpoziyon. Denklemin diğer tarafına geçirme. Dna transpozisyonu. Devirme. Bir organın olmaması gereken bir yerde bulunması. bir doku parçasını kesip başka bir yere yapıştırma ameliyatı. bir genin veya genlerin hücrede bir kromozomdan diğerine veya aynı kromozom içerisinde yer değiştirmesi. Bir genin, bulunduğu kromozom üzerinde yer değiştirmesi. genomun bir parçasının bulunduğu yerden bir sıçrama ile başka bir yere kolaylıkla ve süratle yerleşmesi ve bu arada kromozom yapısında dikkate değer bir değişiklik olmaması olayı. Aktarma. Transpozisyon. Yer değişikliği.

Benefiting : Yararı dokunmak. Yaramak. Asılanma. Faydası olmak.

 

Diverts : Saptırmak. Oyalamak. Başka yöne çekmek. Eğlendirmek. Başka yöne çevirmek. Bir köşeye koymak. Ayırmak. Dağıtmak. Avundurmak.

Appraisal : Ekspertiz. Kıymet takdir etme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Değer takdiri. Bir filmin çeşitli yönlerden taşıdığı özellikleri ayırt edip, çözümleyip film konusunda bir yargıya varma. özellikle, yetkili bir kurulca bu yolda varılmış ve gerekçeleriyle açıklanmış yargı. Değer biçme. Değerlendirme. Tahmin. Kıymet takdiri.

Avail oneself of : Kendi yararına kullanmak. -mek için kullanmak. -den faydalanmak. -den çıkar sağlamak. Yarar sağlamak. Kendi çıkarına kullanmak. Sömürmek.

Pitching : Akort etmek. Ziftlemek. Fırlatma. Zift kaplamak. Toslama. Sokaklarda satmak. Sendelemek. Atmak. Taş döşemek (yol). Blokaj.

Parlaying synonyms : piping, musical performance, comment, canalized, bet, diverted, exploitation, appreciates, commentating, inquiry, channel, capitalizes, capitalise, parlay, avail, capitalize, canalize, gage, avail oneself of something, direct, estimate, topic, usufruct, parlays, governs, action, benefited, conduct, capitalising, appraising, commentate, betting, canalizing.

Parlaying zıt anlamlı kelimeler, Parlaying kelime anlamı

Inactivity : Etkisizlik. Tesirsizlik. Tembellik. Durgunluk. Üşengeçlik. Hareketsizlik. Avarelik.

Parlaying antonyms : nonindulgent.