Peep türkçesi Peep nedir

  • Ötme sesi.
  • Cik.
  • Dikiz.
  • Röntgenlemek.
  • [#gözetleme Gözetlemek].
  • Gizlice bakmak.
  • Röntgencilik etmek.
  • Dikizlemek.
  • Görünüvermek.
  • Çıkmak.
  • Dikiz etmek.
  • Kaçamak bakmak.
  • Röntgencilik yapmak.
  • Cik cik diye ses çıkarmak.

Peep ile ilgili cümleler

English: Ali peeped in the window and saw that Mary was still sleeping.
Turkish: Ali pencereden baktı ve Mary'nin hâlâ uyuduğunu gördü.

English: "Just now, you were looking. You Peeping Tom,"she said angrily.
Turkish: O, "Şu anda bakıyorsun. Sen röntgenliyorsun Tom" dedi kızgınlıkla.

English: Close the curtains! The guy living in the house across the street is a Peeping Tom.
Turkish: Perdeyi kapa! Caddenin karşısındaki evde yaşayan adam bir röntgenci.

English: Alice was beginning to get very tired of sitting by her sister on the bank, and of having nothing to do: once or twice she had peeped into the book her sister was reading, but it had no pictures or conversations in it, 'and what is the use of a book,' thought Alice 'without pictures or conversation?'
Turkish: Alice nehir kıyısında kız kardeşinin yanında oturmaktan sıkılmaya başlamıştı ve yapacak da bir şeyi olmadığından bir iki kez kız kardeşinin okuduğu kitaba çaktırmadan bakıverdi fakat kitapta resim ya da diyalog yoktu, Alice de "resimsiz ve diyalogsuz bir kitap ne işe yarar" diye kendi kendine düşündü.

 

English: I don't want to hear another peep out of you.
Turkish: Senden başka bir cık cık sesi duymak istemiyorum.

Peep ingilizcede ne demek, Peep nerede nasıl kullanılır?

Peep at : Göz atmak. Gizlice bakmak. Göz gezdirmek.

Peep hole : (özellikle tuvalet veya banyo vb) dikizleme deliği. Gözetleme deliği. Kontrol deliği. (özellikle tuvalet veya banyo vb) dikiz deliği.

Peep of day : Gün ağarması. Şafak sökmesi.

Peep out : Görünüvermek. Çıkmak.

Peep sight : Delikli gez. Diopter gez. U-gez modeli.

Bo peep : Kısa bakış. Dikizleme. Hızlı bakış. Gözetleme.

Take a peep : Dikizlemek. (şöyle bir) bakmak.

Peepholes : Yavru pencere. Kapı dürbünü. Gözetleme deliği. Kimdiro penceresi.

Not to make a peep : Gık dememek. Gıkı çıkmamak.

Peeper : Göz (argo sözcük). Ayna (argo sözcük). Cam (argo sözcük). Röntgenci. Gözetleyici. Dikizci.

İngilizce Peep Türkçe anlamı, Peep eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Peep ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pries : Zorla elde etmek. Gözetleme. Koparmak. Merakla bakmak. Kaldıraç. Zorla söyletmek. Başkasının özel yaşamına burnunu sokmak. Tecessüs.

Arise from : -den kalkmak. Kalkmak. -den çıkmak. İleri gelmek. Neşet etmek. -den doğmak. -den meydana gelmek. Meydana gelmek. Kaynaklanmak.

Eyeing : Tek gözle ihtiyacını karşılama. Süzmek. İzlemek. Yakından seyretme. Dikkatle bakmak. Bakma. Kuşkuyla bakmak. Süzme.

Climbs : Tırmanmak. Tırmanış. Güçlükle çıkmak. Tırmanma. Sarılarak tırmanmak. Yükselmek. Yokuş. Aşama kaydetmek.

Come about : Volta etmek. Meydana gelmek. Olmak. Doğmak. Olay (bir yerde) geçmek. (gemi) dönmek veya yön değiştirmek.

 

Look : Göstermek. Görünmek. Ummak. İyileşmek. Görünüş. Bakış. Görmek. Ümit etmek. Bakmak. Görünmek (güzel veya hasta vb).

Tweet : Cikleme. Tweetlemek. Twitlemek. Cıvıldamak. Cıvıltı. Tweet atmak. Ciklemek. "twitter"da mesaj atmak.

Ascended : Ağmak. Çıkmak (tahta). Artmak. Tahta çıkmak. Pesten tize geçmek (müzik terimi). Tırmanmak. Yukarı çıkmak. Yükselmek. Ziyadeleşmek.

Emit : Yayınlamak. Belirtmek. Göndermek. Yollamak. İfade etmek. Yayımlamak. Atmak. Neşretmek. Yaymak.

Climb : Güçlükle çıkmak. Tırmanmak. Tırmanma. Tırmanış. Yokuş. Sarılarak tırmanmak. Aşama kaydetmek. Yükselmek.

Peep synonyms : take a peep, eye, peeked, ascends, breaking out, cast a glance, babysat, peep out, have a peep, bump up, case the joint, keep tabs on, peeking, peek, peeps, tweeted, let loose, climbed, absent oneself, cheep, babysit, utter, peep at, blows, chitter, keep a tab on, pry, keep cave, espy, pried, broken through, twitter, peeped.

Peep zıt anlamlı kelimeler, Peep kelime anlamı

Hide : Derisini yüzmek. Herhangi bir hayvanın işlenmiş ya da işlenmemiş olan derisi. Bilgisayar, biyoloji alanlarında kullanılır. Deri. Dayak atmak. Saklamak. Yaşırmak. Gizlemek. Cilt. Saklanmak.

Disappear : Unutulup gitmek. Ortadan kaybolmak. Uçmak. Ortadan kalkmak. Yitmek. Aniden kaybolmak. Ortalıktan kaybolmak. Yok olmak. Görünmez olmak.

Peep ingilizce tanımı, definition of Peep

Peep kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The cry of a young chicken. To cry, as a chicken hatching or newly hatched. To chirp. To cheep. A chirp.