Penç nedir, Penç ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Eğri yer, yamaç.
Çapraz, köşeli.
Beş.
Penç ile ilgili Cümleler
- Doğruldu, el pençe divan durdu, başını önüne eğdi.
- Dayımı el pençe divan karşılar, ne yiyip ne içeceğini sormazdı, çünkü bilirdi.
- Tom'un köpeği onun yeni halısı üzerinde çamurlu pençe izleri bıraktı.
- Jale'nin kedisi o kadar tatlı ki onun kucağımda kıvrılıp yatmasını gerçekten umursamıyorum fakat pençeleriyle bacaklarımı ovmakta ısrar etme tarzı bana iğne yastığı gibi hissettiriyor.
- Aslan bir pençe atarak soysuz köpeğin kemiklerini kırmış.
- Bir pençesi bandajlı bir köpek gördüm.
- Karaborsa davalarında ise bunların nüfuzları sıfırdan aşağıdır çünkü bu hususta birçoğu Milli Korunma'nın pençesine düşmeye namzettir.
- Kedi pençelerini yalıyordu.
- O pençelerini saklıyor.
- Ayakkabılarıma pençe vurulmalı.
- Onun keskin pençeleri açılıp kapanmaya, açılıp kapanmaya başladı.
- Bilirim atarsın bana pençeni / Nefsine kahretmek istedikçe sen
- Köpeğimin adı Belysh. Bu yaz ona pençesini çıkarmasını öğrettim. Her sabah erkenden kalkıp onu besliyorum. Sonra yürüyüşe çıkarız. O beni diğer köpeklerden korur. Ben bisiklet sürmeye gittiğimde, o yanımda koşuyor. Onun bir arkadaşı var, adı Chernyshka. O onunla oynamaktan hoşlanıyor. Belysh çok kibar ve zeki bir köpek.
- Kedi, pençelerini geri çekti.
Penç ile ilgili Atasözü veya Deyim
(bir şeyin) pençesine düşmek : yakalanmak.
el pençe : el pençe divan.
el pençe divan : saygı gösterilen kimse karşısında el kavuşturmuş bir biçimde aşırı saygı göstererek.
ölümle pençeleşmek : can çekişmek.
pençe atmak : yırtıcı hayvan ön ayaklarıyla saldırmak, vurmak Mecaz anlamı gücüne güvenerek bir şeyi elde etmeye çalışmak.
pençe pençeye gelmek : kıyasıya, öldürürcesine dövüşmek.
pençe vurmak : pençelemek ayakkabıya pençe çekmek.
Penç kısaca anlamı, tanımı
Pençe demet : Süt sağım makinesinde, dört meme başına takılan sağım başlıkları va hortumlarıyla birlikte süt pençesini içine alan grup
Pençe dutmak : Çarpışmak, pençeleşmek.
Pençe testi : İlaçların ağrı kesici etkilerini incelemek amacıyla, deney hayvanlarında ağrı meydana getirmek için sıçanların ayak tabanına (pençesine) karagenin enjekte edilmesi biçiminde yapılan bir deney.
Pençe tırnaklı kurbağa : Kuyruksuz iki yaşamlılar (Anura) takımının, petekli kurbağagiller (Pipidae) familyasından, tırnakları pençe biçiminde, Afrika'da yaşayan, yumurtaları büyük olduğu için gelişme biyolojisi ve gen araştırmalarında kullanılan bir tür. (Xenopus laevis,) Kurbağalar (Anura) takımının petekli-kurbağagiller (Pipidae) familyasından bir amfibyum türü. Parmaklarında pençe biçiminde tırnaklar taşır.Batı. ve Güney. Afrikada yaşar.
Pençek : Yırtık.
Pençek pençek : Parça parça, bölük bölük : Şimdi seni pençek pençek ederim.
Pençek toprak : Verimli toprak : Aldığım tarla pençek topraktır, adamı diksen tutar.
Pençel : Para, başlık. Pençel veriyolar, biz bu gızlardan almadın.
Pençelenmek : Kök salmak, köklenmek.
Pençeli ferman : Tuğralı (turalı) ferman.
Pençer : Ebegümeci.
Pençesin burmak : Kolunu bükmek, yenmek.
Pençeviş : Karaciğer. Koyun, keçi bağırsağı, bumbar. Bumbarı pirinç, bulgur, kıyma, kimyonla doldurarak yapılan bir çeşit yemek. Koyun ve keçi bağırsaklarının çevresindeki yağlar.
Pençgah : Klasik Türk müziğinde rast ve bayati dizilerinden oluşan birleşik makam.
Pençik : İşçi, hizmetçi. [Bakınız: pencik].
Pençire : Pencere.
Sağım pençesi : Sağım makinelerinde sağım başlıklarından gelen sütün toplandığı kısım, pençe.
Çakır pençe : Tuttuğunu koparan, giriştiği veya ele aldığı her işi başaran, becerikli (kimse).
Pençe : Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları. El. Ayakkabının tabanındaki kösele. Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç.
Pençe pençe : Genişçe ve sık lekeler durumunda, yer yer kırmızı bir biçimde.
Pençeleme : Pençelemek işi.
Pençelemek : Yırtıcı hayvan pençesiyle kapmak, yakalamak, pençe vurmak. Ayakkabıya pençe yapmak.
Pençeleşme : Pençeleşmek işi.
Pençeleşmek : Pençe pençeye gelmek, kavga etmek, dövüşmek. Çok uğraşmak, mücadele etmek.
Pençeletme : Pençeletmek işi.
Pençeletmek : Pençeleme işini yaptırmak.
Pençeli : Pençesi olan. Sataşkan. Pençe vurulmuş (ayakkabı). Güçlü.
Pençesiz : Pençesi olmayan.
Diğer dillerde Pencereli kapilarlar anlamı nedir?
İngilizce'de Pencereli kapilarlar ne demek ? : fenestrated capillaries

Bu kısımda Penç nedir? Penç ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Penç tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Penç hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.