Pençel nedir, Pençel ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Para, başlık. Pençel veriyolar, biz bu gızlardan almadın.

Pençel ile ilgili Cümleler

  • Kedi pençelerini yalıyordu.
  • Onun keskin pençeleri açılıp kapanmaya, açılıp kapanmaya başladı.
  • O pençelerini saklıyor.
  • Kedi, pençelerini geri çekti.
  • Jale'nin kedisi o kadar tatlı ki onun kucağımda kıvrılıp yatmasını gerçekten umursamıyorum fakat pençeleriyle bacaklarımı ovmakta ısrar etme tarzı bana iğne yastığı gibi hissettiriyor.

Pençel ile ilgili Atasözü veya Deyim

ölümle pençeleşmek : can çekişmek.

Pençel tanımı, anlamı

Penç : Eğri yer, yamaç. Çapraz, köşeli. Beş

Pençe : Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları. El. Ayakkabının tabanındaki kösele. Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç.

Pençelenmek : Kök salmak, köklenmek.

Pençeli ferman : Tuğralı (turalı) ferman.

Pençeleme : Pençelemek işi.

Pençelemek : Yırtıcı hayvan pençesiyle kapmak, yakalamak, pençe vurmak. Ayakkabıya pençe yapmak.

Pençeleşme : Pençeleşmek işi.

Pençeleşmek : Pençe pençeye gelmek, kavga etmek, dövüşmek. Çok uğraşmak, mücadele etmek.

Pençeletme : Pençeletmek işi.

Pençeletmek : Pençeleme işini yaptırmak.

Pençeli : Pençesi olan. Sataşkan. Pençe vurulmuş (ayakkabı). Güçlü.

 

Başlık : Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.

Başlı : Başı olan.

Para : Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri. Kazanç.

Veri : Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done. Bilgi, data. Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi. Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey. Gözlem ve deneye dayalı araştırmanın sonuçları. Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler.

Alma : Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.

Biz : Çokluk birinci kişiyi gösteren söz. Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç, tığ. Ülkemiz sularında yaşayan bir tür mersin balığı, şip (Acipenser nudiventris). Maraş işinde kalın karton parçalarının iğneyi kırmamasını sağlamak ve delik delmek işleminde kullanılmak üzere hazırlanmış tahta saplı, ince sivri uçlu bir çuvaldız türü. Bazen teklik birinci kişi zamiri "ben" yerine kullanılan bir söz.

 

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Diğer dillerde Pençe tırnaklı kurbağa anlamı nedir?

İngilizce'de Pençe tırnaklı kurbağa ne demek ? : clawed toad