Pençelemek nedir, Pençelemek ne demek

  • Yırtıcı hayvan pençesiyle kapmak, yakalamak, pençe vurmak.
  • Ayakkabıya pençe yapmak

Pençelemek anlamı, tanımı:

Pençeleme : Pençelemek işi.

Pençe : El. Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları. Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç. Ayakkabının tabanındaki kösele.

Yırtıcı : İş bitiren, mahir. Tiz, yüksek (ses). Beslenmek için başka hayvanları parçalayarak yiyen (hayvan). Kan dökmekten, insan öldürmekten zevk alan (kimse).

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Kapmak : Yer ayırmak, yer tutmak. Birdenbire yakalayarak, çekerek almak. Koparmak, kıstırmak. Bulaşmış olmak, geçmek. Isırıp parçalamak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek.

Yakalamak : Aynı düzeye gelmek. Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak. Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak. Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek. Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak. Avlamak, tuzakla ele geçirmek. Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak. Birdenbire etkisi altına almak. Tutturmak. Söz, bakış veya işareti fark etmek.

 

Vurmak : Bağlama, ilişkilendirmek. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Manevi olarak yaralamak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Çarpma işlemini yapmak. Sürmek. Kadeh tokuşturmak. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Takmak, koymak, bağlamak. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Çıkmak. Dokunmak, hasta etmek. Silahla yaralamak, öldürmek. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Olumsuz yönde etkilemek. Hızla çarpmak. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. İçki içmek. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Hızla değmek, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Uygulamak, basmak, koymak. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Duyulmak, hissedilmek.

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Üretmek. Bir durum yaratmak. Evlendirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Edinmek, sahip olmak. Salgılamak, çıkarmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Dışkı çıkarmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Davranmak, hareket etmek. Yol almak. Onarmak, tamir etmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Olmasına yol açmak.

 

Diğer dillerde Pençelemek anlamı nedir?

İngilizce'de Pençelemek ne demek? : to claw, to paw; (ayakkaby) to resole

Fransızca'da Pençelemek : griffer

Almanca'da Pençelemek : v. besohlen

Rusça'da Pençelemek : v. царапать, рвать, разрывать, поцарапать, оцарапать, нацарапать, царапнуть, порвать, нарвать