Kapmak nedir, Kapmak ne demek
- Birdenbire yakalayarak, çekerek almak.
- Isırıp parçalamak.
- İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek

- Bulaşmış olmak, geçmek.
- Koparmak, kıstırmak.
- Yer ayırmak, yer tutmak.
"Kapmak" ile ilgili cümle
- "Makine parmağını kapmış."
- "Hastalık kapmak. Huy kapmak."
- "Bir müzik parçasını kapmak."
- "Bir hamlede atıldım. Evvela tabibin elinden defteri kaparak fırlattım." - H. Z. Uşaklıgil
Yerel Türkçe anlamı:
Türemek, çıkmak.
Diğer sözlük anlamları:
kaplamak, istilâ etmek
Kapmak kısaca anlamı, tanımı:
Kapanın elinde kalmak : Bir şeyden ancak çabuk davranabilenler yararlanmak. çok istenir ve aranır olmak.
Kapıp koyuvermek : Kendini salmak, bırakmak. bırakmak, vazgeçmek.
Kapan kapana : Yağma edilir bir biçimde (satılmak). Çok ucuz fiyatla (satılmak).
Kapkaç : Kapıp kaçmak yoluyla yapılmış olan bir hırsızlık türü.
Kaptıkaçtı : İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun türü. Yolcu taşımakta kullanılan motorlu küçük taşıt. Kapıp kaçarak yapılmış olan hırsızlık.
Böcekkapan : Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya, sindirmeye elverişli olan bitkilerin ortak adı.
Demirkapan : Mıknatıs.
Kılkapan : Kehribar.
Pirekapan : Pire otu.
Samankapan : Kehribar.
Sinekkapan : Böcekleri, özellikle sinekleri yakalayarak beslenen küçük ötücü kuşlar. Droseragillerden, Kuzey Karolina bataklıklarında yetişen, yapraklarına konan sinekleri, böcekleri sıkıp emen bir bitki (Dionaea muscicapa).
Uşakkapan : Bebekleri alıp götürdüğü söylenen bir cins akbaba.
Kapma : Kapmak işi. Hile ile elde edilen.
Ağzından kapmak : Birinin konuşmasını keserek kendisi söze başlamak. birinin bildiği şeyleri, ustalıklı konuşmalarla ona sezdirmeden öğrenmek.
Buluttan nem kapmak : En küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak.
Gedik kapmak : Bir gelir kaynağı ele geçirmek.
Havadan nem kapmak : En küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak.
Hisse kapmak : Bir olaydan yararlı bir öğüt çıkarmak.
Kıl kapmak : Birisine sinirlenmek, hareketlerinden rahatsız olmak.
Külah kapmak : Düzen, dalavere ile bir işin başına geçmek.
Leblebiden nem kapmak : En küçük bir olay veya davranıştan olumsuz etkilenmek.
Su kapmak : Yaralar azmak.
Topuk kapmak : Dalmak.
Yer kapmak : Kalabalık içinde kendine yer bulmak.
Çekerek : Yozgat iline bağlı ilçelerden biri.
Parçalamak : Parçalara ayırmak, bütünlüğünü bozmak, parça parça etmek. Birliği bozmak amacıyla bölmek.
Koparmak : Daldan, ağaçtan alıp toplamak. Kopmasını sağlamak, kopmasına yol açmak. Birden ve güçlü bir biçimde başlamak veya başlatmak. Birlikte koşan yarışçıyı üstün bir çaba ile hızlanıp geçmek. Güçlükle elde etmek. Zor kullanarak almak.
Kıstırmak : Kaçamayacak bir duruma getirmek. İki şey arasında bırakarak sıkıştırmak.
İşitme : İşitmek işi. Duyma, sema.
Görmez : Görme engelli.
Bellemek : Sanmak. Öğrenip akılda tutmak. Öğrenmek. Bel denilen araçla toprağı işlemek, aktarmak.
Birdenbire : Ansızın.
Almak : Kazanç sağlamak. Tat veya koku duymak. Örtmek, koymak. Ele geçirmek, fethetmek. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Kazanmak, elde etmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Başlamak. İçeri girmesini sağlamak. İçecek veya sigara içmek. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Görevden, işten çekmek. Kabul etmek. Sürükleyip götürmek. Yolmak, koparmak. Yutmak, kullanmak. Çalmak. Soldurmak. Yer değiştirmek. İçine sığmak. Göreve, işe başlatmak. Yol gitmek, mesafe katetmek. Birlikte götürmek. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Gidermek, yok etmek. Satın almak. Temizlemek. Erkek, kadınla evlenmek. Kısaltmak, eksiltmek. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçeri sızmak, içine çekmek.
Yer : Durum, konum. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Ülke. Yerküre. Önem. Gezinilen, ayakla basılan taban. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. İz.
Ayırmak : Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Farklı davranmak, fark gözetmek. Seçmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. Bölmek. Birbirinden uzaklaştırmak.
Tutmak : Hedef olarak almak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Bir kimsenin yerini almak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. İş görebilmek. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Benimsemek, beğenmek. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Bırakmamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Beklenen sonucu vermek. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Hizmetine almak veya kiralamak. Alacağa veya vereceğe saymak. Sunmak. Varsaymak, farz etmek. Sürmek, zaman almak. Sarmak, bürümek. Bağlamak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Başlamak. Bir şey düşünmek. Gereğini yapmak, yerine getirmek. İşgal etmek. Biriktirmek, tasarruf etmek. Avlamak. Kullanmak. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Denetimi ve yetkisi altına almak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Elde bulundurmak, ele almak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Kaplamak. Ele geçirmek, yakalamak. Ulaşmak, varmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. İzlemek. Kapatmak, sarmak. Yaklaştırmak. Uğramak.
Olmak : Uygun düşmek, yerinde görülmek. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Geçmek, tamamlanmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Sürdürmek, yürütmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bulunmak. Uymak, tam gelmek. Yol açmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Sarhoş olmak.
Geçmek : Yaşamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Okulda, sınavda başarı göstermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Kalmak, devrolmak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Çekiştirmek, yermek. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Geride bırakmak, aşmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Bir yerden başka bir yere gitmek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Birinden meşk etmek. Sönmek. Etki yapmak, işlemek. Yazılmak, girmek. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Yerini bırakıp başka yer almak. Bırakmak, vazgeçmek. Sürümü olmak, satılmak. Kabul edilemez olmak. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir duruma uğramak, konu olmak. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak.
Kapmak ile ilgili Cümleler
- Ali onlardan birinden her zaman soğuk algınlığı kapmaktan korktuğu için çocukların etrafında olmaktan hoşlanmaz.
- O kesiği hemen temizlemelisin, enfeksiyon kapmak istemezsin!
- Yiyecek bir şey kapmak için mutfağa gideceğim.
Diğer dillerde Kapmak anlamı nedir?
İngilizce'de Kapmak ne demek? : v. snatch, seize, catch, grab, grasp, clutch, imbibe, nab, poach, scoop up, shut, shut in, snap up, snatch up, swoop up, twitch, whip, whip away, whip from
Fransızca'da Kapmak : arracher, agripper, prendre, saisir, (a
Almanca'da Kapmak : v. ergreifen, erhaschen, fassen, grapschen, grapsen, packen, raffen, rapschen, rapsen, rauben, wegschnappen, zufassen
Rusça'da Kapmak : v. хватать, выхватывать, цапать, вцепляться, схватывать, подхватывать, перенимать, подцеплять, утаивать, похищать, ухватить, схватить, хватить, нахватать, выхватить, цапнуть, вцепиться, схватить, подхватить, перенять, подцепить, утаить, похитить

Bu kısımda Kapmak nedir? Kapmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kapmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kapmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.