Persons türkçesi Persons nedir

Persons ile ilgili cümleler

English: As a result of a traffic accident, several persons were killed.
Turkish: Bir trafik kazasının sonucu olarak birçok kişi öldürüldü.

English: If you compare yourself with others, you may become vain or bitter; for always there will be greater and lesser persons than yourself.
Turkish: Kendini diğerleriyle karşılaştırırsan, kendini beğenmiş ya da umudu kırık olabilirsin; her zaman için kendinden daha büyük ya da daha küçük insanlar olacaktır.

English: Millions of persons lost all their savings.
Turkish: Milyonlarca insan bütün birikimlerini kaybetti.

English: I asked many persons about the store, but no one had heard of it.
Turkish: Mağazayı pek çok kişiye sordum, ancak kimse onu duymamıştı.

English: Many persons were attending the conference.
Turkish: Birçok kişi konferansa katılıyordu.

Persons ingilizcede ne demek, Persons nerede nasıl kullanılır?

Persons entiteld : Hak istemcileri. Güvencelinin ölümünde iş ve toplumsal güvence yasalarına göre, eşler, çocuklar, ana ve baba gibi kurumdan hak isteminde bulunabilecek kişiler.

Artificial persons : Tüzel kişiler. Tüzel kişi. Tüzel kişiliği şüpheli ortaklık. Tüzelkişi. Hükmü şahsiyet. Hükmi şahıs.

 

Be no respecter of persons : Ayrım gözetmemek. Herkese aynı davranmak. Kişi farkı gözetmemek. Ayrım gözetmeden davranmak. Hatır işi yapmamak.

Camp for displaced persons : Mülteci kampı. Kendi ülkelerinden veya evlerinden uzaklaştırılmış insanlar için geçici iskan yerleri.

Deprived persons : Sosyal haklardan mahrum kişiler.

Person on phone : Telefondaki kişi.

Person of note : Önemli kimse. Önemli biri.

Chairpersons : Başkan.

Divide among several persons : Pek çok kimse arasında bölmek. Pek çok kişi arasında bölüştürmek.

Person entitled : Bir şey üzerinde hakkı bulunan kişi. Hak sahibi. Hak iyesi.

İngilizce Persons Türkçe anlamı, Persons eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Persons ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Man : Yeterince insan olmak. Düşünme ve konuşma yetileri olan bilinçli, toplumsal canlı. Adam vermek. İnsan. Görev yapmak. Erkek. Adamla donatmak. Adam yerleştirmek. Adam atamak.

Bloke : Herif. Herifçioğlu (argo terim). Arkadaş.

Soul : Kök. Can. Tin. Zencilerle ilgili. Esas. Canlılık. Ruh.

Dupe : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İşleme. Aldatılan. Açmaza getirmek. Asıl eşlemle aynı özelikleri taşıyan yeni bir eşlemi tek işlemde elde etme; başka bir deyişle, bir pozitiften doğrudan doğruya bir pozitif, bir negatiften doğrudan doğruya bir negatif elde etme. eşlem'in karışıtı. (çoğaltımın bu çeşidinde en yalın işlem basımdır. negatif-pozitif işlemdeyse, bir ana pozitiften bir çoğaltım negatifi elde etme anlamına gelir. bu çoğaltım negatifi de bir ana negatiften sağlanmıştır. bu durumda, çoğaltımın ikinci anlamı, asıl kuşağın özelliklerini taşıyan yeni bir kuşağı iki işlemde elde etmektir). Aldatmak. Üçkağıda getirmek. Kazıklanan kişi. Dolaba koymak. Dolandırmak.

 

Masturbator : Mastürbasyon yapan kişi.

Testator : Vasiyetname sahibi. Vasiyet yapan kişi. Vasiyet sahibi. Vasiyet eden. Muris. Vasiyetçi.

Chooser : Seçen kimse.

Winker : Göz siperi (at). İşaret lambası. Flaşör. Göz kırpan.

Worker : Bağımlı çalışan. Ücretli. Personel. Emekçi. Üretim sürecine bir bedel karşılığında emeğiyle katılan kişi. İşgören. Bedensel gücü ile çalışarak yaşantısını sürdüren ve gelir sağlayan kişi. Amele. Yaratıcı. Sosyete yapan böceklerde üreme yeteneğinde olmayan ve sosyetenin işlerini yapan dişi ve erkek bireyler.

Sensualist : Şehvet düşkünü kimse. Duyumcu. Tensel zevklere fazlasıyla düşkün kimse. Zekine düşkün kimse. Duyumculuk yanlısı.

Persons synonyms : survivalist, small person, heterosexual person, surrenderer, untier, urinator, ad hominem, third rater, material body, cloud seeder, nonperson, socialiser, unraveler, baulker, causal agent, money dealer, quester, transexual, smotherer, money handler, emotional person, pamperer, physical body, unfastener, black person, man jack, mollycoddler, nonreligious person, social dancer, chutzpanik, unskilled person, straight person, religious person.

Persons zıt anlamlı kelimeler, Persons kelime anlamı

Liberator : Azat eden kimse. Azat eden. Kurtarıcı.

Juvenile : Genç. Yavru. Olgunlaşmamış. Gençlik. Jön. Genç erkek rolü. Delikanlı. Gençlikte olan, gençliğe ait olan. Çocuksu. Otuz yaşına kadar olan erkeklerin canlandırdığı rol.

Resident : Yerleşmiş olan kimse. Bir yerde oturan. Mukim. Yurtiçinde yerleşik. Genel vali (sömürge). Stajyer doktor. Bir yerde oturan veya sakin. İkamet eden kimse. Oturan.

Persons antonyms : unemotional person, religious person, nonreligious person, good person, good guy, smoker, pessimist, female, drinker, extrovert, acquaintance, creditor, member, introvert, granter, leader, withholder, bad guy, worker, bad person, adult, fat person, debtor, stranger, agonist, follower, loser, male, partisan, impersonal, public.