Phile türkçesi Phile nedir

  • Fil.
  • Destekleyen.
  • Seven.
  • Sever.
  • Dostu.
  • Hayranı.
  • Son ek- seven.

Phile ile ilgili cümleler

English: The angry crowd clambered around the police van shouting insults at the suspected paedophile inside it.
Turkish: Öfkeli kalabalık polis minibüsünün etrafını sarıp içindeki pedofili zanlısına hakaretler yağdırdı.

Phile ingilizcede ne demek, Phile nerede nasıl kullanılır?

Acidophile : Asit boyalarla kolaylıkla boyanabilen hücre, doku, mikroorganizma veya histolojik yapı. asit ortamlarda iyi derecede üretebilebilen mikroorganizma. ön hipofiz bezi lobundaki veya pankreas adacığındaki alfa hücresi. asidofilik. Asidofil. Asit seven, içindeki granülleri asidik doku boyalarıyla boyanan yapı veya hücreler. stoplazmasında çok fazla granül bulunduran ve genellikle iki loplu çekirdeğe sahip olan, eozinle kolayca boyanan, bazı patolojik durumlarda sayıları artan ve damar dışına çıkabilen beyaz kan hücresi tipi, eozinofil, oksifil. (biyoloji terimi) asit boyalarını kolayca emen. Asitli ortamda iyi büyüyen.

Amphophile : Amfofil. Amfofilik.

Anemophile : Yelçin.

Anglophile : İngiliz hayranı. Anglofil.

Anglophiles : Anglofil. İngiliz hayranı.

Dendrophile : Dendrofil. Ağaç düşkünü kimse. Ağaç seven kimse.

Bibliophile : Bibliyofil. Kitapsever. Öz ve biçim yönünden iyi nitelikli kitapları seçen, kitaba tutkuyla bağlı kişi. Kitap hastası. Kitap seven.

 

Basophile : Lekeye benzeyen hücre veya doku (biyoloji terimi). Bazofil.

Chromophile : (biyoloji) kromofili. Boyaları abzorbe eden materyal (bir madde, hücre veya doku hakkında).

Bibliophiles : Kitapsever. Kitap hastası. Kitap seven. Bibliyofil.

İngilizce Phile Türkçe anlamı, Phile eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Phile ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bishoping : Georgia eyaletinde yerleşim yeri. Kaliforniya eyaletinde şehir. Piskopos.

Fondler : Aşık. Meraklı. Abartılı. İptila. Aşırı. Düşkün. Deli. Merak. Fazla müsamahakar.

Booster : Artış. Propagandacı. Ses sinyalini güçlendiren devre. İteç. İtici. Destekçi. Dönüştürgecin, akımı daha yüksek gerilime çeviren çeşidi. Gerilim yükseltici. Çığırtkan. Yardım.

Shock : Çıngı çarpması. Çok sarsmak. Utanmak. Gür ve karmakarışık saç. Şok. Tahıl balyaları. Damar sisteminin kapasitesiyle dolaşım kanının hacmi arasındaki ilişkinin kan miktarı aleyhine bozulması sonucu oluşan, derinin solgunluğu, soğuk terleme, bilincin kaybolması, huzursuzluk, nabzın zayıf ve süratli olmasıyla belirgin, akut sistemik kanlanma yetersizliği, dolaşım kollapsı, dolaşım yetmezliği, kariyovasküler kollaps, asistolizm. Balyalamak. Demet yığını.

Fonding : İptila. Abartılı. Aşık. Fazla müsamahakar. Düşkün. Deli. Meraklı. Merak. Aşırı.

Accumulation : Ürem ve diğer kazançların ana paraya eklenmesi. bir amaç için para biriktirme. Yığma. Biriktirme. Birikme. Mal ve sermayenin toplanıp çoğalma süreci. tasarrufların yeni yatırımlar şeklinde sermaye stokuna eklenmesi. işletme karının kar payı olarak dağıtılmayıp özkaynağa eklenmesi. Toplama. Birikinti. İktisat, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi, akümülasyon. Birikim.

 

Cold snap : Soğuk hava dalgası. Soğuk dönem. Havanın aniden soğuması. Aniden gelen soğuk hava. Kısa süren soğuk. Ani soğuk. Ani hava soğuması.

Heap : Bir sürü. Yüklemek. Tepeleme doldurmak. Öbek. Yığın. Ağzına kabar doldurmak. Yağdırmak (hediye veya hakaret). Yığmak. Küme. Çok miktar.

Seconder : Bir kanun taslağını destekleyen kimse. İkincil.

Phile synonyms : hot spell, muckheap, muckhill, compost heap, compost pile, elephant, cold spell, mound, encouragers, desirers, sponsorial, supporting, tusker, piece, spell, midden, boosters, stack, bishop, calfs, fondlers, desirer, collection, funeral pyre, assemblage, stockpile, seconders, buttressing, calf, affectionate, cumulus, dunghill, slagheap.

Phile zıt anlamlı kelimeler, Phile kelime anlamı

Disarrange : Karıştırmak. Dağıtmak. Düzenini bozmak. Bozmak. Düzeni bozmak. Dağınıklık.