Philosophy of history türkçesi Philosophy of history nedir

  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Tarihsel olayların anlamını, düzenlilik ve yasalarını, insanın gelişimindeki ana eğilimleri araştıran felsefe dalı.
  • Tarih felsefesi.

Philosophy of history ingilizcede ne demek, Philosophy of history nerede nasıl kullanılır?

Philosophy : Hikmet. Evrenin oluşumu, ilk ve son nedenleri, aşkın düzenlilikleri araştıran bilgi dalı. Filozofi. İlm-i hikmet. Kalenderlik. Gerçeğin (realitenin) tümünü, özdek ve yaşam ile ilgili türlü belirtileri neden, ilke ve erekler bakımından inceleme amacı taşıyan düşünce etkinliği. bilgi, kavram, inanç ve kuramların çözümlenmesi ve eleştirilmesinde açıklık arayan düşünme yöntemi. bir kimsenin kişisel davranış ve düşüncelerine kılavuzluk yapmaya yarayan toplu ve tutarlı görüş. genel olarak mantık, ahlak, estetik, fizikötesi ve bilgi kuramı gibi dallardan oluşan geniş bilim alanı. 5- liselerimizde okutulan ve felsefe düşünüşünün niteliği, felsefe sorunları, bilginin gelişmesi, ahlak sorunları, sanat ile felsefe arasındaki ilişkiler gibi konuları kapsayan ders. Yaşam felsefesi. Felsefe. Doğanın ve toplumun varoluşunun, insanın düşünme ve bilme sürecinin yasalarını, başta aktöre, sanat, siyasa olmak üzere kılgılı etkinliklerin oluşumlarını araştıran bilim. Sakinlik.

 

Of : Den. Yüzünden. Li. İle ilgili. Hakkında. -den övünerek bahsetmek. -dan. -li. In. Nin.

History : Geçmiş. İnsanların, üyesi bulundukları toplumu etkileyen eylemlerinden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan; bu olaylar arasındaki nedense! ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri araştırıp gösteren bilim. bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz: 29 ekim 1923, türkiye cumhuriyetinin kurulduğu tarihtir. 3-tarih kitabı: cevdet paşa'nın osmanlı tarihi; naima tarihi. Gelişim aşmaları. Tarihçe. Hikaye. Tarih. Eğitim, tarih alanlarında kullanılır. Öykü. Kayıtlar. Ulusların geçmişte oluşturdukları kültür ürünlerini, yaptıkları savaşları, kurdukları siyasal ve ekonomik ilişkileri yöntemli bir biçimde inceleyen, geçmişe değgin olayları yer ve zaman göstererek gerçeğe uygun biçimde açıklayan bilim dalı. öğrencilere tarih bilincini kazandırmak, gerek kendi uluslarının gerek öteki ulusların tarih boyunca gösterdikleri ilerlemeler üzerinde bilgi edinmelerini sağlamak amacıyla ilk ve orta dereceli okullarda okutulan ders.

Philosophy of art : Sanat felsefesi.

Philosophy of education : Eğitimi bir bütün olarak ele alan ve kültürün vazgeçilmez öğesi biçiminde düşünen özenli, eleştirici ve yöntemli çalışmaların tümü. örgün ve yaygın eğitimle ilgili sorunların incelenmesi, yorumlanması ve değerlendirilmesine temel olacak amaç, ilke ve öğretiler üzerinde duran felsefe dalı. Eğitim felsefesi.

Father of history : Tarihin yaratıcısı. Herodotus. Yunanistan ve pers imparatorluğu arasındaki çatışma ile ilgili yazıları tanınmış ünlü yunan tarihçi (yaklaşık olarak m.ö. 484-425 ).

 

Philosophy of science : Bilim felsefesi. Bütün bilimler için geçerli yöntemleri araştıran; bu yöntemlerden yararlanarak elde edilen temel kavramları, bu kavramların ışığı altında varlığın genel özelliklerini, yeni bilgi ve görüşler karşısında eski değerlerin durumunu inceleyip eleştiren ve bilimleri ortak bir temele dayamaya çalışan felsefe alanı.

Philosophy of life : Yaşama felsefesi. Hayat felsefesi. Dünya görüşü.

Idealistic conception of history : İdealist tarih anlayışı. Düşünceci tarih anlayışı. Toplumsal gelişmenin başlıca etkeninin düşünceler, kuramlar, bilinç vb. olduğunu savunan öğreti.

İngilizce Philosophy of history Türkçe anlamı, Philosophy of history eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Philosophy of history ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Age grade : Üyeleri, çoğunlukla da erkek üyeleri belli ve aşama-sırah yaş kümelerine ayrılan toplumlarda belli bir yaşa ulaşmış olan bireylerin oluşturduğu dirimbilimsel toplumsal katman. Yaş katmanı.

Alienation : Devretme. Soğutma. Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması. Yabancılaşma. Dengesizlik. Yabancı emek. Aralarını açma. Yabancılaştırma. Aliyenasyon.

Acculturation : Ekinsel yozlaşma. Çevresindeki kültürü kabullenme. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Kültürlenme. Kültürel etkileşim. Kültürlenme ya da kültürel etkileşim. Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Kültürel uyum. Bir toplumun ekinine, başka (özellikle daha gelişkin) toplum ya da toplumların ekininden kimi özdeksel ve tinsel öğelerin geçmesi ve o ekinin göreli bütünlüğünün bozularak tutarsızlaşması olayı ya da süreci.

Abilities : Beceri. Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. Güç. Yetenekler. Yetenek. Kabiliyet. Yeterlik. İktidar.

Adaptive behavior : Uyumcu davranış. Uyumlayıcı davranış. Adaptif davranış. Uyarlamacı davranış. Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış.

Aesthetic : Estetik. Güzelduyu. Bedii. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi.

All round development of individual : Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi. Tümsel gelişim.

Affection : Düşkünlük. Duygusal yakınlık. Eğilim. Meyil. Muhabbet. Sevgi. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Alaka. Hastalık.

Age group : Yaş öbeği. Üyeleri yaş ölçüsüne göre belirlenen toplumsal küme. Yaş kümesi. Belli bir çoğanın yaşlara göre dağılımını göstermek ve sıklıkları değer aralıkları içinde dile getirmek üzere kullanılan alt-üst yaş sının belli aralık. Yaş grubu.

Adjustment in marriage : Evlilikte uyum. Eşlerden her birinin öbürü ile birlikte uyumlu bir aile yaşamı oluşturup sürdürme yeterliği.

Philosophy of history synonyms : age distribution, aesthetical ideal, achievement motive, acclimatation, agnation, agression.