Plans türkçesi Plans nedir

Plans ile ilgili cümleler

English: Ali and I discussed our plans for the future.
Turkish: Ali ve ben gelecek için planlarımızı tartıştık.

English: Ali adapted last year's lesson plans so he could use them with this year's lower level students.
Turkish: Ali geçen yılın ders planlarını benimsedi böylece onları bu yılın daha düşük seviyeli öğrencileri için kullanabildi.

English: Ali asked Mary what her plans for the future were.
Turkish: Ali Mary'ye gelecek için planlarının ne olduğunu sordu.

English: Ali and Mary discussed their future plans together.
Turkish: Ali ve Mary birlikte geleceğe dair planları hakkında tartıştı.

English: Ali and Mary discussed their plans for the future.
Turkish: Ali ve Mary gelecek için planlarını tartıştılar.

Plans ingilizcede ne demek, Plans nerede nasıl kullanılır?

What are your plans for today : Bugün için planlarınız neler.

What are your plans for tonight : Bu gece için planlarınız neler.

Approval of plans : Tasar onayı. Kent düzentasarısının üst oranlarca, genellikle özeksel yönetimin ilgili kurumunca olurlanması işlemi.

Future plans : Gelecek planları.

Made plans : Planlar yapmak.

Preplans : Ön plan. Önceden planlamak.

 

Software plans : Yazılım planları.

Throw a spanner into the plans : Planların içine ingiliz anahtarı (veya somun) atmak. Planı sabote etmek. Planı berbat etmek.

Plan of record : Özet proje planı.

General plan of accounts : Genel sayışım düzeni. Aynı işi yapan kurumların ya da birçok dalı olan büyük kurum ve işletmelerin sayışımlarını belirli bir anlamda, belirli bir yöntem içinde kesin sınırlarla bölümleyen düzen.

İngilizce Plans Türkçe anlamı, Plans eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Plans ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contrives : Becermek. İcat etmek. Yolunu bulmak. Bulmak. Uydurmak. Yapmak. Akıl etmek. Başarmak.

Design : Tasarım. Çizmek. Proje yapmak. Geliştirilen bir dizgenin bölümleri arasındaki çalışma ilişkilerinin, her bir bölümün özgül işlevleri ayırt edilip belirlenmesi. Stilize etmek. Josparını çizmek. Bir yapının ya da bir yerleşmenin düzentasarının tümünün ya da belli bölümlerinin, uygulayımsal çizim kurallarına uygun olarak, tasar, kesit, görünüş ve görünge biçiminde çizilmesi işlemi. bu işlem sonunda ortaya çıkan çizem. Bir sürecin nasıl yapılacağını, hangi birimlerden oluşacağını tasarlayıp ayrıntıları düzenleme işi. Bir işlergenin ya da bir aygıtın yapısını belirgin çizgileriyle tasarlama.

Contrive : Ev idare etmek. İcat etmek. Akıl etmek. Bulmak. İcad etmek. Bir yolunu bulup yapmak. Kurmak. Başarmak.

Blueprints : Kılavuz. Plan. Ayrıntılı tasarı. Taslak. Prototip. Mavi kopya çıkarmak. Karalama. Şablon. Planı mavi kağıda çekmek. Ozalit kopya.

Manufacturing plant : İmalatçı fabrika. İmalathane. Fabrika. İmal eden fabrika. Üretim tesisi.

 

Aim : Nişan almak. Hedef alma. Nişan alma. Erek. Bir edim, işlem ya da sürecin yöneldiği ve gerçekleştirmek istediği sonuç. Amaçlamak. Bir iş yapılırken, bir eyleme geçilirken varılmak istenilen son. eğitim etkinliklerine yön veren, öğrencilere kazandırılması istenilen davranımların oluşumunda hep göz önünde tutulan ve önceden düşünülen sonuç. Amaç. Hedef. Gaye.

Complex : İki özdeciğin pek güçlü olmayan kuvvetlerle bir arada tutulmasından oluşan az kalımlı bileşik. Saplantı. Mürekkep. Güçlük. Karışık. Bilgisayar, eğitim, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çeşitli öğelerden oluşan karma bütünlük ya da bileşenlerini amaçlı bir birlik içinde toplayan örüntü. Bilinçaltına itilen birçok tutum, duygu ve anıların etkisi altında oluşan ve çok kez sinirli davranışlarla sonuçlanan ruhsal durum. Tam bezem. Karmaşa.

Architect : Sanat yönetmeni. Yaratıcı. Yapmak. Mimar. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir filmin bezemlerinin hazırlanmasıyla ilgili tüm işleri yöneten kimse.

Concerting : Ses bütünlüğü. Bir araya gelerek karar almak. Anlaşmak. Ahenk. Birlik. Dinleti. Kararlaştırmak. Birlikte hareket etmek. Konser.

Arranges : Düzeltmek. Halletmek. Yoluna koymak. Hazırlamak. Kararlaştırmak. Aranje etmek. Sıraya koymak. Sıralamak. Düzenlemek.

Plans synonyms : sewage disposal plant, disposal plant, industrial plant, smelter, go for, blueprinted, packing plant, still, mean, be after, mint, concert, cast around, cogitates, schemes, schemed, arrange, conceptualise, designs, distillery, think out, contriving, blue print, charted, tracing out, packinghouse, blueprinting, conceive, cogitating, smeltery, hope, calculates, project.