Plan nedir, Plan ne demek
Plan; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- Bir işin, bir eserin gerçekleştirilmesi için uyulması tasarlanan düzen.
- Bir şehrin, bir yapının, bir makinenin çeşitli bölümlerini gösteren çizim.
- Düşünce, niyet, maksat, tasavvur.
- Çekim

"Plan" ile ilgili cümle
- "Aşağıda kaynaşan kalabalığa bakarak planını zihninden geçirdi." - Ö. Seyfettin
- "Turist akınını karşılamak için şimdiden bir plan yapmışlar." - H. Taner
- "O tarihte aramızda kasaba planını yapmaya gelmiş bir iki mühendis ve mimar bulunuyordu." - R. N. Güntekin
Coğrafya'daki terim anlamı:
Yeryüzünün küçük bir parçasını, bütün ayrıntılarıyla gösteren, ölçeği 1:lO.OOO'den büyük haritalar, bk. harita, ölçek.
İktisat alanındaki kelime anlamı:
İktisadi karar birimlerinin belli bir dönemde belirledikleri hedeflere ulaşmak için izleyecekleri yol haritası.
[Bakınız: kalkınma planı]
İngilizce'de Plan ne demek? Plan ingilizcesi nedir?:
plan
Osmanlıca Plan ne demek? Plan Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
harita-i müstevîye
Plan hakkında bilgiler
Plan, hedeflenen bir amaca ulaşılmasını sağlayacak diagram veya adımlardan oluşan dokümandır. Neyin ne zaman, niçin ve nasıl yapılacağını gösteren bir taslaktır. İş yapılmadan önce hazırlanır. İşin üstesinden gelmek için gereklidir. Planlamanın amacı bir işin en düşük maliyetle, en etkili ve verimli şekilde yapılacağının önceden kestirilmesidir.
Başka bir tanıma göre plan; bazı amaçlara ulaşmak için gelecekte uygulanacak bir dizi kararı hazırlamayı içeren bir süreçtir. İşe ulaşmak için yapılacak bütün faaliyetleri kapsar. Eğitim planlaması, eğitimi öğrencilerin ve toplumun gereksinimlerini karşılamada ve amaçlarını gerçekleştirmede daha etkili ve verimli kılmak amacıyla rasyonel ve düzenli çözümleme tekniğinin eğitim sürecine uygulanmasıdır.
Plan ile ilgili Cümleler
- Plan bozuldu, her şey suya düştü.
- Görünen o ki, banka soygunu en ince ayrıntısına kadar planlanmış.
- Senin planların çok iyi ama benimkiler seninkilerden daha iyidir.
- Plan başarılı olacaktır.
- Plan başarılı olmadı.
- Burak Tuğba'ya gelecek için planlarının ne olduğunu sordu.
- Tom'la konuşmayı planlıyor musun?
- Ona tırmanma planımızdan vazgeçelim.
- Plan, aktif vatandaşlık hakkında çok konuşuyor. Ama aktif ve tatbiki bir vatandaşlık olmalıdır.
- Plan başarısız oldu.
- Ali bu kış Boston'a gitmeyi planladığını söylüyor.
- Plan bir başarıydı.
- Plan ayrıntılı olarak tartışıldı.
- Ali ve Mary önümüzdeki ay gelincikler diyarına seyahat etmeyi planlıyorlar.
Plan anlamı, tanımı:
Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.
Plan kurmak : Bir düzen hazırlamak. bir amacı gerçekleştirecek şeyleri düşünmek, tasarlamak.
Arka plan : Önemsiz, değersiz. Bir şeyin gerisindeki görünüm, geri plan.
Geri plan : Arka plan.
İlk planda : Başlangıçta. Önce, en önde.
Eylem planı : Bir işin amacına uygun bir biçimde gerçekleştirilebilmesi veya bir durumun daha ileriye götürülebilmesi için yapılmış olan düzenleme.
Plançete : Harita çıkarmaya yarayan bir alet.
Planet : Gezegen.
Plankton : Sularda bulunan ancak mikroskopla görülebilen yaratıklar topluluğu.
Planlama : Planlamak işi. Hükûmet tarafından ulaşılacak amaçları belirleyen, tarım, ulaşım, sanayi vb. kesimlerdeki artış ölçüsünü tespit eden ve uygulanması gerekli çareleri önceden gösteren ekonomik, sosyal programın belli süreler için hazırlanması işi.
Planlamak : Yapılacak bir işi belli plana göre düzenlemek.
Planlı : Belirli bir plana göre yapılan, yürütülen, düzenlenen. Önceden belirlenerek yapılan, ölçülü, hesaplı.
Planlı büyüme : Planlı bir gelişmeyle mal ve hizmetlerin gittikçe bollaşması.
Planlı ekonomi : Toplumun gereksinimlerinin karşılanması ve gelişmesi amacını güden ekonomi, piyasa ekonomisi karşıtı.
Planör : Hava akımlarından yararlanarak uçan, uçağa benzer motorsuz hava taşıtı.
Planörcü : Planör kullanan kimse.
Planörcülük : Planörcünün işi.
Plansız : Önceden düşünülmeyen, ölçüsüz, hesapsız. Belirli bir planı olmayan.
Plansız programsız : Düzensiz, belli bir yönteme bağlı kalmayan. Düzensiz, belli bir yönteme bağlı kalmaksızın.
Plansızlık : Plansız olma durumu.
Plantasyon : Sanayide kullanılan kahve, kakao, kauçuk vb. bitkilerin geniş ölçüde yetiştirildiği işletme.
Planya : Büyük marangoz rendesi. Rendeleme işi yapılmış olan motorlu marangoz tezgâhı.
Planyacılık : Planyacı olma durumu.
Planyalama : Planyalamak işi.
Aile planlaması : Ailenin geçim koşullarını göz önüne alarak çocuk sahibi olmayı düzenlemesi.
Arka plana itilmek : Önemini yitirmek, değersizleşmek. gözden düşmek.
Arka plana kaymak : Arka planda kalmak.
Arka planda : Önemsiz. Geride.
Arka planda kalmak : Önemini yitirmek, değersizleşmek. gözden düşmek.
İkinci plana düşmek : Bir kimsenin veya topluluğun gözünde eski önemini, değerini yitirmek.
Nüfus planlaması : Ailelere, sahip olmak istedikleri ve yetiştirebilecekleri çocuk sayısı konusunda karar verebilme ve bunu gerçekleştirecek yöntemleri uygulayabilme imkânlarının verilmesi.
Eser : İz, işaret, im. Yayın, kitap, yapıt. Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt. Soyut kavramlarda belirti.
Gerçek : Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Doğruluk. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Yalan olmayan. Temel, başlıca, asıl. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Gerçeklik. Yapay olmayan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel.
Tasar : Bir iş, bir düşünce sırasını, düzeyini gösteren resim, yazı, plan.
Düzen : Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Alet edevat takımı. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Dolap, hile.
Makine : Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması. Araba, otomobil. Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü.
Bölüm : Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
Çizim : Çizilerek oluşturulmuş biçim. Çizme işi. Bir şeklin belli bir kurala göre cetvel ve pergel yardımıyla çizilmesi işi.
Hedef : Yapılması tasarlanan iş, amaç. Nişan alınacak yer, nişangâh. Varılacak yer, ulaşılacak son nokta.
Çekim : Çekme işi. Fiillerin çeşitli zaman, kişi ve kiplere, adların da ad durumlarına göre uğradığı biçimleri, tasrif. Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası, plan. Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü, cazibe, traksiyon.
Düşünce : Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Niyet, tasarı. Tasa, kaygı, sıkıntı. İlke, yönetici sav.
Niyet : Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat. Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası. Namaz kılmaya, oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama.
Maksat : İstenilen şey, amaç, gaye, erek.
Tasavvur : Düşünce, amaç, niyet, maksat, plan. Göz önüne getirme, hayal etme, zihinde canlandırma. Tasarım.
Planaria : [Bakınız: plânarya] Planarya.
Planarya : Yassı solucanlar (Platyhelminthes) sınıfının, türbelarlar (Turbelaria) takımından, uzun vücutlu, 2-4 adet küçük gözleri bulunan bir ilkel solucan cinsi. (zooloji) (Planaria), (Lat. planarius = seviye), Yassıkurtlar (Plathelminthes) sınıfının türbelarlar (Turbelaria) takımından bir ilkel-kurt cinsi. Vücutları uzunca olur. 2-4 adet küçük gözleri vardır. Yassı solucanlar (Platyhelminthes) şubesinin, turbelarya (Turbelaria) takımından, uzun vücutlu, 2-4 adet küçük gözleri bulunan bir ilkel solucan cinsi.
Plancherel formülü :
Plancı : Plan hazırlayan veya yapan kimse.
Plancılık : Plancının işi veya mesleği.
Planck fonksiyonu : Sembolü Y, birimi JK-1. Termodinamik fonksiyon Y=-G/T=S-H/T
Planck katsayısı : Nicem yasasının temel niceliğini oluşturan, ışıncık erkesi ile titreşim sayısı arasındaki değişmez oran.
Planck sabiti : Değeri h=6,626.10-34J.s olan, ışık fotonu enerjisi ve ışık frekansı arasındaki orantı sabiti (E=hv). Kuantum mekaniğinin pek çok eşitliğinde h/2π olarak görülür, h şeklinde gösterilir ve değeri de 1,055.10-31 J.s dir.
Planck yasası : Belirli bir sıcaklık için kara cismin ışıyıcılığının, dalga boyu foksiyonunda, tayfsal yoğunluğunu veren yasa.
Planerit : Hidratlı doğal alüminyum fosfat.
Diğer dillerde Plan anlamı nedir?
İngilizce'de Plan ne demek? : n. program, scheme
v. make a scheme, plot, design, contrive
n. blueprint, draft, plan, rough outline, sketch, layout, program, scheme, project
Fransızca'da Plan : düz, düzlem
Almanca'da Plan : n. Aufriss, Dessin, Disposition, Entwurf, Grundriss, Intention, Konzept, Plan, Schema, System, Vorhaben
Rusça'da Plan : n. план (M), график (M), проект (M)

Bu kısımda Plan nedir? Plan ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Plan tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Plan hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.