Plançete nedir, Plançete ne demek

Plançete; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Harita çıkarmaya yarayan bir alet

Fransızca'da Plançete ne demek?:

planchette

Plançete hakkında bilgiler

Plançete, üç ayak üzerinde durabilen ve yatay bir duruma getirilebilen bir resim tahtasından ibaret ölçme vasıtası. Plançete, arazi üzerinde işaretlenmiş olan hat ve noktalara doğrudan doğruya bakmaya ve bunları bir kanave üzerine çizmeye yarar.

Plançete kısaca anlamı, tanımı:

Plan : Çekim. Bir şehrin, bir yapının, bir makinenin çeşitli bölümlerini gösteren çizim. Bir işin, bir eserin gerçekleştirilmesi için uyulması tasarlanan düzen. Düşünce, niyet, maksat, tasavvur.

Harita : Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularla ilgili yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı.

Çıkarma : Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh. Çıkarmak işi, emisyon.

Alet : Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç. Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Maşa.

Ayak : Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Bacak. Vücudun belden aşağı bölümü. Basamak. Göl ayağı. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Halk edebiyatında uyak. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut.

 

Yatay : Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan, ufki.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.

Getiri : Faiz. Kazanç. Yarar.

Bir : Eş, aynı, bir boyda. Ancak, yalnız. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Sayıların ilki. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Beraber. Bir kez. Aynı, benzer.

Diğer dillerde Plançete anlamı nedir?

İngilizce'de Plançete ne demek? : n. plane table, drawing board

Almanca'da Plançete : n. Messtisch

Rusça'da Plançete : n. планшет (M)