Plein türkçesi Plein nedir

Plein ingilizcede ne demek, Plein nerede nasıl kullanılır?

Terreplein : (tarihi) bir silahın bataryalarının yerleştirildiği platform veya yatay yüzey. Ağır ateşli silah siperi.

Pleiad : Ülker burcundan yıldız.

Pleiades : Ülker (yıldız kümesi). Boğa (öküz) takımyıldızı yakınında görülen birbirine yakın yedi yıldız; gerçekte 120 kadar yıldızı olan bir açık yıldız kümesi. Ülker. Ptolemaios zamanındaki yedi tanınmış yunanlı şair. Süreyya burcu. Ülker burcunun yedi yıldızı. Üstün yetenekli ve zeki insanlar grubu.

Pleiotropism : Pleiotropizm. Bir genin birden fazla fenotipik karakter üzerindeki etkisi.

Pleiotropy : Tek bir genin birden fazla karakterden sorumlu olması. Pleiotropi. Tek bir genin birden fazla fenotipik özelliği etkilemesi.

Plea of guilty : Suçlu kabul etme. Suçun kabulü. Suçu kabullenme. Suçun kabullenilmesi. Suçu kabul etme.

Plead not guilty : Sorumluluğu reddetmek. Suçlamayı reddetmek. Suçu reddetmek.

Plea of nullity : İptal davası. Kayıt silme davası. Kütüğe yazımın gerçeğe uymaması nedeniyle açılan dava.

Pleadable : Müdafaada kullanılabilir. Davada kanıt olarak gösterilebilir.

Plead guilty : Suçu kabul etmek. Suçu kabullenmek. Suçunu kabul etmek. Suçunu itiraf etmek.

 

İngilizce Plein Türkçe anlamı, Plein eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Plein ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chide : Çıkışmak. Kusur bulmak. Fırça atmak. Azarlamak. Ayıplamak. Fırça çekmek. Paylamak.

Gnarl : Dolamak. Mırıldanmak. Homurdanmak. Budak. Burmak. Boğum. Bükmek. Bükülmüş ve düğümlü hale getirme. Yumruluk.

Bandy words with : İle ağız kavgası yapmak. Ağız dalaşına girmek. Ağız kavgası etmek. Ağız dalaşı yapmak. İle atışmak. Ağız dalaşında bulunmak.

Patent : Berat. Ortada. Patent. Patentini almak. Herhangi bir işin ya da tecim işleminin yapılabilmesi için devletçe kişiye ya da tecimsel kuruluşa verilen izin. yurda mal satma ya da yurttan mal çıkarma izni. Patent almak. Meydanda. Görünen. Buluş belgesi.

Bemoaning : İnleyerek yakınmak. Üzüntüsünü belirtmek. Yanıp yakılmak. Sızlanmak. Kederlenmek. Ağlayıp sızlayarak şikayet etmek. Üzülmek.

Beefed : Sızlanmak. Şıkayet etmek.

Complain of : Acı hissi ifade etmek. -den memnuniyetsizlik belirtmek. Hoşnutsuzluk ifade etmek.

Chiding : Çıkışmak. Azarlamak. Azarlama. Ayıplamak. Azarlayan.

Unornamented : Süssüz. Süslenmemiş. Dekore edilmemiş. Sade.

Bandy words : Ağız kavgası etmek. Atışmak.

Plein synonyms : unadorned, complain about, unmistakable, evident, obvious, be said, bitches, belly, bellies, frets, bitching, fret, bitch about, undecorated, complained, complains, be told, bellyaches, gnar, bemoan, apparent, bitched, fret and fume, bemoans, unembellished, bemoaned, spare, bellying, bellyache, chides, air a grievance, complain, manifest.

Plein zıt anlamlı kelimeler, Plein kelime anlamı

Adorned : Donatılmış. Giyinip kuşanmış. Takılarla süslenmiş. Süslenmiş. Giydirilmiş. Müzeyyen. Donanmış. Bezenmiş. Süslü.

Plein antonyms : unobvious.

Plein ingilizce tanımı, definition of Plein

Plein kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To complain. [Bakınız: Plain]. Plan. Complete. Full.