Polished rock türkçesi Polished rock nedir

  • Cilalanmış taş.
  • Üzerinden geçen buzulların sürtme ve törpülenmeleriyle parıltılı görünüm alan kayaç. bk. çizikli taş.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Parlatılmış kayaç.

Polished rock ingilizcede ne demek, Polished rock nerede nasıl kullanılır?

Polished : Boyanmış. Parlatılmış. Celi. Yontulmuş. Nazik. Kibar. Parlak. Gösterişli. Cilalı. Cilalanmış.

Rock : Sarsılmak. Şaşırtmak. Sarsmak. Kayalık. Şok etmek. Rock yapmak (dans). Rock yapmak (müzik). Rak. Kaya.

Acid rock : Asidik kayaç. Ekşitli kaya. Ritminde ve sözlerinde psikedelik olaylara göndermeler içeren heavy rock müziği (1960'lı yıllarda ortaya çıkmıştır). Asit kaya.

Acidic rock : Asitli kaya. Asidik kayaç.

Adjacent rock : Yantaş. İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç.

Altered rock : Başkalaşmış kaya. Değişime uğramış kayaç. Altere olmuş kayaç. Metamorfik kaya.

İngilizce Polished rock Türkçe anlamı, Polished rock eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Polished rock ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abandoned meander : Akmaz. Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm.

Agricultural specialisation : Tarımsal özelleştirme. Herhangi bir bölgede, yetişme koşulları ve tecim olanaklarının çok elverişli olması nedeniyle, tarımsal girişimlerin bir ya da birkaç ürüne dayandırılması yöntemi.

 

Agricultural co operative : Tarım kooperatifi. Çiftçilerin tarım yaşamında kurdukları, çeşitli amaçlara yönelik işbirliğine dayanan ortaklık.

Aluvial coast : Lığ yığıntılı kıyı. Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü.

Altimetric profile : Kesit. Büyük ölçekli haritalarda, eşyükselti eğrilerinden yararlanarak, istenilen iki nokta arasında yeryüzü biçimlerini ve içyapısını gösteren yandan görünüş.

Abrasion platform : Dalga aşındırma düzlüğü. Aşınan ve karaya doğru gerileyen bir yalı yarın yerinde oluşan, denize doğru azıcık eğimli yerey. Dalga aşındırması düzlüğü.

Air route : Uçuş rotası. Havayolu. Günümüzde, özellikle yolcu taşımacılığında çok kullanılan ve yeryüzünün her yanını havalimanlarıyla birbirine bağlayan yoğun ulaşım ağı.

Aluvial terrace : Akarsu sekisi. Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme.

Aboriginal population : Yerli nüfus. Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus.

Alluvial deposit : Alüvyon. Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın. Lığ.

Polished rock synonyms : age pyramid, agrarian geography, ageing of the population, agricultural production, afforestation, adventife cone.