Polysomy türkçesi Polysomy nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Polizomi.
  • Polisomi.
  • Normal kromozom sayısına ilave olarak sadece bir ya da birkaç tane kromozoma daha sahip olma durumu.
  • Normal kromozom sayısına ek olarak bir ya da birkaç kromozoma sahip olma durumu.

Polysomy ingilizcede ne demek, Polysomy nerede nasıl kullanılır?

Polysome : Mrna molekülü ve iki veya daha çok ribozomdan meydana gelmiş bir kompleks, poliribozom. Bir mrna'yı tercüme etmek üzere s, z harfi gibi ya da değişik şekillerde dizilmiş ribozomlar. poliribozom. Poliribozom. Polizom.

Polysorbate 60 : Polisorbat 60. Polioksietilen 20 sorbitan monostearat olarak bilinen emülgatör gıda katkı maddesi.

Polys : Çok. Polinom. V belt. Poli-.

Polysaccharide : Nişasta. Polisakarid. Polisakkarit. Poliozid. Polisakkarid. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Genellikle on monosakkarit ünitesinden daha fazla monosakkaritin glikozidik bağlarla bağlanmasıyla oluşan düz zincirli veya dallanmış, nişasta, glikojen, selüloz, inulin gibi yüksek molekül ağırlıklı karbohidrat sınıfı. Monosakkarit birimlerinin dallı ya da hat şeklinde birleşmesi ile oluşan, nişasta, glikojen, glikan vb. gibi yüksek molekül ağırlıklı karbohidrat sınıfı. Çok sayıda monosakkarit molekülünün birleşmesinden oluşan kompleks yapıdaki organik bileşik. Polisakarit.

 

Polysaccharides : Polisakkaridler. Polisakkaritler.

Polyserositis : Seröz zarların genel yangısı. Poliserozit. Poliserit. Poliserözitis.

Polysemy : Çok anlamlı. Çoktanrıcılık. Çokanlamlılık. Bir kelimenin temel anlamı yanında, temel anlamı ile ilgili yeni kavramları da karşılar durumda olması niteliği: kol, göz, ağız, soy vb. kelimeler çok anlamlı kelimelerdir. bk. çok anlamlılık. Bir kelimede temel anlamla bağlantılı birden çok anlamın bulunması; bir kelimenin, anlam gelişmesi yoluyla, asıl anlamı ile olan ilişkisini kaybetmeden yeni anlamlar kazanması: et. olurmak «oturmak, durmak; ikamet etmek, yurt tutmak; tahta çıkmak»; et. kün «güneş, gündüz zaman birimi»; yiğit «genç, güçlü ve yürekli delikanlı, medeni cesareti olan kimse» (d. aksan, anlam bilimi, 109-112); ağız «organ adı, kapların ve içi boş şeylerin ağız kısmı; bir suyun denize veya göle döküldüğü yer; koy, körfez liman gibi yerlerin açık yanı; birkaç yolun birbirine karıştığı yer, kavşak; konuşmada bölgelere ve kesimlere göre değişen söyleyiş biçimi vb.»; alay «belirli sayıda birliklerden oluşan askeri topluluk; herhangi bir tören veya gösteride yer alan «kalabalık; çok kalabalık»; gelin alayı; bir alay insan; ayak «insan ve hayvan ayağı, dayak, destek»: köprü ayağı; «ırmağa kavuşan akarsu»: göl ayağı; «yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi»; basamak, «halk şiirinde kafiye»; baba «çocuk sahibi erkek; tarikat piri»: bektaşi babası; «silah kaçakçılığı vb., kirli işlerde çete başı, mec. yaratıcı, kurucu koruyucu kimse; üzerine halat takılan demir veya beton dikme; çatı merteği»; baş «insan veya hayvan başı; bir topluluğu yöneten kimse»: sınıf başı, kolbaşı; «bir şeyin başlangıcı»: hafta başı, aybaşı; «bir şeyin esası, temeli»: her işin başı sağlıktır; «bir şeyin uçlarından biri»: yolun iki başı, tarlanın dört başı; «bir şeyin yakın çevresi»: havuz başı, ocak başı vb. yüz «insan yüzü, çehre, cephe, satıh, yüzey; keskin kenar»: bıçağın keskin yüzü vb., «binanın ön yüzü, cephesi, yastık kılıfı; mec, utanma, cür’et»: buraya gelmeye yüzü yok, ne yüzle bunu isteyebiliyorsun vb. Çok anlamlılık.

 

Polyscope : Poliskop.

Polysepal : Polisepal. Çok sepalleri olan.

Polysensitivity : Çok sayıda ve çeşitlilikte etkene karşı, aşırı şekilde duyarlılık gösterme durumu. Polisensitivite.

İngilizce Polysomy Türkçe anlamı, Polysomy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Polysomy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

Acacia : Akasya. Salkım ağacı. Mimoza. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Akasya sakızı. Arap zamkı.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

Abiotic environment : Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Damarlı dişliler.

Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.

Polysomy synonyms : congenital abnormality, congenital defect, congenital disorder, congenital anomaly, aardvark, a protein, abo blood groups system, aardwolf, a cell, a cells, birth defect.