Polys türkçesi Polys nedir

Polys ingilizcede ne demek, Polys nerede nasıl kullanılır?

Polysaccharide : Çok sayıda monosakkarit molekülünün birleşmesinden oluşan kompleks yapıdaki organik bileşik. Polisakarit. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Polisakkarit. Nişasta. Polisakkarid. Poliozid. Polisakarid. Monosakkarit birimlerinin dallı ya da hat şeklinde birleşmesi ile oluşan, nişasta, glikojen, glikan vb. gibi yüksek molekül ağırlıklı karbohidrat sınıfı. Genellikle on monosakkarit ünitesinden daha fazla monosakkaritin glikozidik bağlarla bağlanmasıyla oluşan düz zincirli veya dallanmış, nişasta, glikojen, selüloz, inulin gibi yüksek molekül ağırlıklı karbohidrat sınıfı.

Polysaccharides : Polisakkaritler. Polisakkaridler.

Polyscope : Poliskop.

Polysemantic : Çok anlamlı veya anlamı olan. Bir kelimede temel anlamla bağlantılı birden çok anlamın bulunması; bir kelimenin, anlam gelişmesi yoluyla, asıl anlamı ile olan ilişkisini kaybetmeden yeni anlamlar kazanması: et. olurmak «oturmak, durmak; ikamet etmek, yurt tutmak; tahta çıkmak»; et. kün «güneş, gündüz zaman birimi»; yiğit «genç, güçlü ve yürekli delikanlı, medeni cesareti olan kimse» (d. aksan, anlam bilimi, 109-112); ağız «organ adı, kapların ve içi boş şeylerin ağız kısmı; bir suyun denize veya göle döküldüğü yer; koy, körfez liman gibi yerlerin açık yanı; birkaç yolun birbirine karıştığı yer, kavşak; konuşmada bölgelere ve kesimlere göre değişen söyleyiş biçimi vb.»; alay «belirli sayıda birliklerden oluşan askeri topluluk; herhangi bir tören veya gösteride yer alan «kalabalık; çok kalabalık»; gelin alayı; bir alay insan; ayak «insan ve hayvan ayağı, dayak, destek»: köprü ayağı; «ırmağa kavuşan akarsu»: göl ayağı; «yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi»; basamak, «halk şiirinde kafiye»; baba «çocuk sahibi erkek; tarikat piri»: bektaşi babası; «silah kaçakçılığı vb., kirli işlerde çete başı, mec. yaratıcı, kurucu koruyucu kimse; üzerine halat takılan demir veya beton dikme; çatı merteği»; baş «insan veya hayvan başı; bir topluluğu yöneten kimse»: sınıf başı, kolbaşı; «bir şeyin başlangıcı»: hafta başı, aybaşı; «bir şeyin esası, temeli»: her işin başı sağlıktır; «bir şeyin uçlarından biri»: yolun iki başı, tarlanın dört başı; «bir şeyin yakın çevresi»: havuz başı, ocak başı vb. yüz «insan yüzü, çehre, cephe, satıh, yüzey; keskin kenar»: bıçağın keskin yüzü vb., «binanın ön yüzü, cephesi, yastık kılıfı; mec, utanma, cür’et»: buraya gelmeye yüzü yok, ne yüzle bunu isteyebiliyorsun vb. Çok anlamlılık. Çok anlamlı. Çok sayıda anlaımı olan. Bir kelimenin temel anlamı yanında, temel anlamı ile ilgili yeni kavramları da karşılar durumda olması niteliği: kol, göz, ağız, soy vb. kelimeler çok anlamlı kelimelerdir. bk. çok anlamlılık.

 

Polysemous : Çok anlamlı veya anlamı olan. Çokanlamlı. Çok sayıda anlaımı olan. Birçok anlamı olan.

 

Polyspermism : Polispermizm. Polispermi.

Polysemy : Bir kelimenin temel anlamı yanında, temel anlamı ile ilgili yeni kavramları da karşılar durumda olması niteliği: kol, göz, ağız, soy vb. kelimeler çok anlamlı kelimelerdir. bk. çok anlamlılık. Çokanlamlılık. Çoktanrıcılık. Bir kelimede temel anlamla bağlantılı birden çok anlamın bulunması; bir kelimenin, anlam gelişmesi yoluyla, asıl anlamı ile olan ilişkisini kaybetmeden yeni anlamlar kazanması: et. olurmak «oturmak, durmak; ikamet etmek, yurt tutmak; tahta çıkmak»; et. kün «güneş, gündüz zaman birimi»; yiğit «genç, güçlü ve yürekli delikanlı, medeni cesareti olan kimse» (d. aksan, anlam bilimi, 109-112); ağız «organ adı, kapların ve içi boş şeylerin ağız kısmı; bir suyun denize veya göle döküldüğü yer; koy, körfez liman gibi yerlerin açık yanı; birkaç yolun birbirine karıştığı yer, kavşak; konuşmada bölgelere ve kesimlere göre değişen söyleyiş biçimi vb.»; alay «belirli sayıda birliklerden oluşan askeri topluluk; herhangi bir tören veya gösteride yer alan «kalabalık; çok kalabalık»; gelin alayı; bir alay insan; ayak «insan ve hayvan ayağı, dayak, destek»: köprü ayağı; «ırmağa kavuşan akarsu»: göl ayağı; «yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi»; basamak, «halk şiirinde kafiye»; baba «çocuk sahibi erkek; tarikat piri»: bektaşi babası; «silah kaçakçılığı vb., kirli işlerde çete başı, mec. yaratıcı, kurucu koruyucu kimse; üzerine halat takılan demir veya beton dikme; çatı merteği»; baş «insan veya hayvan başı; bir topluluğu yöneten kimse»: sınıf başı, kolbaşı; «bir şeyin başlangıcı»: hafta başı, aybaşı; «bir şeyin esası, temeli»: her işin başı sağlıktır; «bir şeyin uçlarından biri»: yolun iki başı, tarlanın dört başı; «bir şeyin yakın çevresi»: havuz başı, ocak başı vb. yüz «insan yüzü, çehre, cephe, satıh, yüzey; keskin kenar»: bıçağın keskin yüzü vb., «binanın ön yüzü, cephesi, yastık kılıfı; mec, utanma, cür’et»: buraya gelmeye yüzü yok, ne yüzle bunu isteyebiliyorsun vb. Çok anlamlılık. Çok anlamlı.

Polysorbate 60 : Polisorbat 60. Polioksietilen 20 sorbitan monostearat olarak bilinen emülgatör gıda katkı maddesi.

Polysinusitis : Polisinüzit. Çeşitli sinüslarin yangısı. Polisinuzitis.

Polyspectra : Çoklu izgeler.

İngilizce Polys Türkçe anlamı, Polys eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Polys ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A great many : Bir hayli. Epey. Pek çok.

Position : Durmak (bir yerde). Makam. Bir nesnenin seçilen bir başvuru noktasına, eksenine ya da eksenlerine göre yeri. Memuriyet. Taneciğin yeri, bunu veren konsayılar. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon. Vaziyet. Rütbe. Mevki. Yer.

Place : Statü. Kim olduğunu çıkarmak. Makam. Bir cismin durduğu, bulunduğu nokta ya da yüzey parçası. Kutsal olarak nitelenen, içinde ya da çevresinde dinsel, büyüsel, geleneksel, törensel işlemler yapılan, toplantılar düzenlenen alan, düzlük, dağ, tepe, orman vb. her biri. bk. adak, kurban. Sıra. Mekan. Oturtmak. Anımsamak.

A great deal : Oldukça çok. Hayli. Pek çok. Bir hayli. Birçok.

Affluents : Bol. Hali vakti yerinde. Gürül gürül akan. Refah içinde. Bir nehrin ayağı. Irmak ayağı. Gönençli. Zengin. Varlıklı.

A whale of : Çok büyük.

Polynomials : Polinomlar.

Abounding : Dolu olan. Bol. Dolu. Bir sürü olan (çok).

Affluent : Bol. Varlıklı. Bir nehrin ayağı. Zengin. Irmak ayağı. Gönençli. Refah içinde. Hali vakti yerinde. Gürül gürül akan.

Polys synonyms : john cowper powys, acres and acres, abundant, a whale of a lot, poly, a good deal, a world of, above, a raft of, a great number of, polynomial, abysmal, a lot.

Polys zıt anlamlı kelimeler, Polys kelime anlamı

Thin : Seyrek. Seyrelmek (saç). Sudan. Seyrekleştirmek. İncelmek. Güçsüz. Seyrelmek. Ayırmak. Zayıflamak. Zayıf.

Polys antonyms : thin person.