Poser türkçesi Poser nedir

  • Subje.
  • Şaşırtıcı soru.
  • Zor soru.
  • Poz veren kimse.
  • Model.
  • Poz veren kişi.
  • Numaracı.

Poser ile ilgili cümleler

English: He is nothing but a minor composer.
Turkish: Sadece küçük bir bestecidir.

English: Composers create music.
Turkish: Besteciler müzik besteler.

English: He is a famous composer.
Turkish: O ünlü bir bestecidir.

English: Chopin is my favorite composer.
Turkish: Chopin benim favori bestecim.

English: "Who's your favourite classical music composer?" "Debussy."
Turkish: "En sevdiğin klasik müzik bestecisi kimdir?" "Debussy."

Poser ingilizcede ne demek, Poser nerede nasıl kullanılır?

Posers : Şaşırtıcı soru. Model. Zor soru. Poz veren kişi. Subje. Numaracı. Poz veren kimse.

Composer : Besteci. Uzlaştırıcı. Yaratıcı. Bestekar. Bir müzik yapıtını yaratan sanatçı. Yazar. Bir müzik yapıtı ya da tiyatro arka müziği yaratan sanatçı. Kompozitör.

Composer of ballet : Bale bestecisi. Bale müziğini besteleyen sanatçı.

Composers : Kompozitör. Besteci. Yaratıcı. Yazar. Besteciler.

Decomposer : Çürümeye neden olan bir şey. Ayrıştırıcı. Bozulmaya sebep olan bir şey. Bozulmaya sebep olan. Parçalara ayıran bir şey.

Exposer : Karşı karşıya gösteren. Maruz bırakan. Gizli bir şeyi açığa vuran. Alenen gösteren. Gizli kusurları meydana çıkaran. Arz eden. Kirli çamaşırları ortaya döken. Meydana koyan. Bir şeyi açıkta bırakan veya ortaya çıkaran kimse (özellikle olumsuz bir şeyi). İfşa eden.

 

Exposers : Kirli çamaşırları ortaya döken. Gizli bir şeyi açığa vuran. Meydana koyan. Suçu ortaya koyan. Bir şeyi açıkta bırakan veya ortaya çıkaran kimse (özellikle olumsuz bir şeyi). Maruz bırakan. Arz eden. Alenen gösteren. Gizli kusurları meydana çıkaran. Karşı karşıya gösteren.

Garbage disposer : Çöp öğütücüsü. Çöp öğüteci. Çöp öğütücü. Kırıntı değirmeni. Çöp öğütme aygıtı. Çöp öğütme makinesi. Sebze ve yemek kırıntılarını öğüterek pissu döşeminin tıkanma tehlikesini önleyen aygıt.

Deposers : Başka bir kimseyi bir pozisyondan veya yetkiden azleden kimse. Azleden. Yemin altında tanıklık eden kimse. Görevden alan. Yeminle şahitlik eden kimse. Görevden uzaklaştıran.

Decomposers : Ölü bitki ve hayvansal maddelerle beslenerek, onları parçalayıp tekrar besin zincirine sokan organizmalar. Yapı bozucular. Ayrıştırıclar. Çürümeye neden olan bir şey. Parçalara ayıran bir şey. Bozulmaya sebep olan bir şey. Ayrıştırıcılar. Dekompozerler.

İngilizce Poser Türkçe anlamı, Poser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Poser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Twisters : Kıvıran kimse. Puşt. Büken şey. Hain. Tornado (gayrı resmi). Alçak. Üçkağıtçı. Dönen top (beyzbol, kriket). Dalavereci. Kıvrılan.

Lay figure : Gerçek dışı karakter. Giysi mankeni. Mağaza mankeni. Önemsiz kimse.

Mannequins : Vitrin mankeni. Manken.

 

Affecting : Derinden etkileyici. Yapmacıklı. Etkileme. Dokunaklı. Duygulandırma. Etkileyen. Etkileyici. Taklitçi.

Manikin : Adamcık. Cüce. Kalıp. Kukla. Manken.

Manikins : Adamcık. Cüce. Manikin. Manken.

Exemplars : Örnek. Sembol. Nüsha. Timsal. Suret. Simge. Misal. Numune. Kopya.

Exemplar : Simge. Nüsha. Misal. Numune. Suret. Kopya. Sembol. Timsal. Örnek.

Hustlers : Fahişe. Aceleci. Dolandırıcı. Hileci. Üçkağıtçı. Canı tez. Dümenci. Girişken tip. Eli çabuk kimse.

Teasers : Kızdıran kimse. Alaycı. Takılan kimse. Zor sorun. Bulmaca. Can sıkıcı. Muzip kimse.

Poser synonyms : poseuse, difficult problem, problem, modal, fakir, mockups, mockup, loaded question, show off, charlatans, affected, twister, difficult question, sitters, stumpers, feigners, sitter, copybook, posers, teaser, fakirs, fakers, hustler, feigner, exhibitionist, sticker, fashion model, toughie, poseur, poseurs, archetypes, fashion plate, mannequin.

Poser ingilizce tanımı, definition of Poser

Poser kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A difficult or inexplicable question or fact. One who, or that which, puzzles.