Exposers türkçesi Exposers nedir

  • Meydana koyan.
  • Alenen gösteren.
  • Gizli kusurları meydana çıkaran.
  • Maruz bırakan.
  • Kirli çamaşırları ortaya döken.
  • Suçu ortaya koyan.
  • İfşa eden.
  • Gizli bir şeyi açığa vuran.
  • Arz eden.
  • Karşı karşıya gösteren.
  • Bir şeyi açıkta bırakan veya ortaya çıkaran kimse (özellikle olumsuz bir şeyi).

Exposers ingilizcede ne demek, Exposers nerede nasıl kullanılır?

Exposer : Alenen gösteren. Maruz bırakan. Meydana koyan. Gizli bir şeyi açığa vuran. Karşı karşıya gösteren. Arz eden. İfşa eden. Kirli çamaşırları ortaya döken. Bir şeyi açıkta bırakan veya ortaya çıkaran kimse (özellikle olumsuz bir şeyi). Gizli kusurları meydana çıkaran.

Expose oneself : Kendini teşhir etmek. Kendini maruz bırakmak. Teşhircilik yapmak. Karşı karşıya kalmak.

Expose oneself to ridicule : Kendini alay konusu yapmak.

Expose to : Maruz bırakmak. Maruz kalmak (kimyasal maddeye vb).

Expose to odium : Aleni ayıplamak. Alenen kınamak. Aleni suçlamak.

Exposed name : Açık ad.

Exposed to danger : Tehlikeye açık bırakan. Hassasiyet yaratan.

Expose to the sun : Güneşte bırakmak. Güneşe sermek.

Be exposed : Maruz kalmak. Deşifre olmak. Afişe olmak.

Expose to radiation : Radyasyona maruz bırakmak. Radyasyona tabi tutmak.

İngilizce Exposers Türkçe anlamı, Exposers eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Exposers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Air : Söylemek. Çalım. Caka satmak. Hafif rüzgar. Oylumca % 78 azot, % 21 oksijen, % 0.94 soy gazlarla karbon dioksit vb. gazlardan oluşmuş, yeryuvarı çevreleyen ve içinde canlıların yaşayabileceği gaz karışımı. Açılmak. Nağme. Eda. Bir opera yapıtında ya da oratoryoda ezgi. Havalandırmak.

Overexpose : Aşırı ışıklamak. Filme aşırı poz vermek. Fazlaca açıkta bırakmak. Aşırı poz vermek (filme). Çok uzun süre veya çok fazla ışığa tutmak (fotoğrafçılık).

Subject : Boyun eğdirmek. Bir konunun, bir düşünceyi belirtmek için işlenmesiyle ortaya çıkan düşünce. bir oyunda asal düşünce yanısıra, o düşünceyi destekleyici, renklendirici ya da anlamlandırıcı yan düşünceler yer alır. Tabi kılmak. Ders. Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm. bu yolda saptanmış olan nesne. öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu. Üzerinde, deney, araştırma, ölçme, sayısal işlem ve değerlendirme yapılan kimse ya da şey. Yüklemin gösterdiği kılış ile doğrudan ilgili olan kişi ya da şeye verilen ad; bir oluş ve kılışın gerçekleşmesini sağlayan kimse veya şey: eskiler, baharı ya tabiatta yahud tecrid halinde, tek manzarasında severlerdi (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 114). oda karşıma düşen duvardaki hücreye konmuş büyükçe bir gaz lambasıyla aydınlanıyordu a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 90). bu tahammül edilemez bir ömürdü… (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 34). agah bey, içti; biraz buruk, lakin baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi (r. h. karay, göst. e., s. 35). ben anadolu'ya gitmezden önce manevi kuvvet denilen şeyin millet mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına ve bunun ruhtan gelen bir yüreklilikle oluştuğuna inandım (y. k. karaosmanoğlu, ergenekon, s. 114). odada, galiba, teyzesi yatıyor. (p. safa, şimşek, s. 210). hakikatte bütün istanbul garip bir sinirlilik içinde idi (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 276). o, zamanın sahibi idi (a. h. tanpınar, saatleri ayarlama enstitüsü, s. 37). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, yalnızlar, s. 216). melek, hastanın başucuna götürüldüğü zaman, bu burnu uzamış, gözleri çukura kaçmış adamla alakasını anlayamamıştı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 3: medarı maişet motoru, s. 170). yol ayrımına, yolu olan gelir! (k. tahir, yol ayrımı, s. 310). insan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar (y.kemal bayatlı, kendi gök kubbemiz, s. 91) vb. Çeken. Konu. Bağımlı.

 

Offerors : İleri süren kimse. Mucip. Teklif eden kimse. Teklif eden. Teklifi sunan. Teklif sunan. İfade eden kimse(iyi niyet, arkadaşlık, vs. hakkında). İcapçı. Kurban eden kimse.

Divulgers : İfşa eden kişi. Açığa vuran. Ortaya döken. Açıklayan. Yayan.

Underexpose : Karanlık çıkarmak (foto). Az ışıklamak. Düşük ışıklamak (filmi). Karanlık çıkarmak (fotoğrafçılık terim). Fotoğrafı karanlık çıkarmak.

Divulger : Açıklayan. İfşa eden kişi. Açığa vuran. Yayan. Ortaya döken.

Insolate : Güneşlendirmek. Güneşe koymak. Güneş ışığına maruz kalmak. Güneşlenmek. Güneşte kalmak. Güneş ışığına maruz bırakmak. Güneş altında tutmak. Güneşe maruz bırakmak.

Ventilate : Oksijen vermek. Havalandırmak. Açığa vurmak. Hava vermek. İfade etmek. Belirtmek. Taze hava vermek. Açıkça tartışmak.

Exposers synonyms : solarisation, air out, exposer, sun, aerate, solarize, wind exposure, exhibiters, vulnerability, windage, exhibitant, solarization, discloser, offeror, exhibiter, solarise.

Exposers zıt anlamlı kelimeler, Exposers kelime anlamı

Invulnerability : Zarar görmezlik. Sağlamlık. Yaralanmazlık. Yaralanamazlık. Yara almama.

Overexpose : Filme aşırı poz vermek. Çok uzun süre veya çok fazla ışığa tutmak (fotoğrafçılık). Aşırı ışıklamak. Aşırı poz vermek (filme). Fazlaca açıkta bırakmak.

Underexpose : Düşük ışıklamak (filmi). Karanlık çıkarmak (fotoğrafçılık terim). Fotoğrafı karanlık çıkarmak. Karanlık çıkarmak (foto). Az ışıklamak.