Be exposed türkçesi Be exposed nedir

  • Deşifre olmak.
  • Maruz kalmak.
  • Afişe olmak.

Be exposed ile ilgili cümleler

English: Young children should be exposed to good music.
Turkish: Küçük çocuklar iyi müziğin etkisi altında bırakılmalıdır.

English: Ali will be exposed.
Turkish: Ali maruz bırakılacak.

English: This mustn't be exposed to the sun.
Turkish: Bu, güneşe maruz bırakılmamalıdır.

English: Paintings should not be exposed to direct sunlight.
Turkish: Tablolar, doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.

English: Skin shouldn't be exposed to sunlight for too long.
Turkish: Deri çok uzun süre boyunca güneş ışığına maruz bırakılmamalı.

Be exposed ingilizcede ne demek, Be exposed nerede nasıl kullanılır?

Be : Anlamına gelmek. Kalmak. -dı. Mal olmak. Durmak. -dır. Var olmak. -di. -dir. Bulunmak.

Exposed : Maruz kalan. Açıkta. Işığa tutulmuş (film). Maruz. Çıplak. Ortada. Meydanda. Maruz kalmış (kimyasal maddeye vb). Açıkça. Muhafazasız.

Be a bad judge of : Anlamamak.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

Be a bit on : Çakırkeyif olmak.

Be a ball of fortune : Şans topu olmak. Bir durumun kurbanı olmak. Değişikliğe maruz kalmak.

İngilizce Be exposed Türkçe anlamı, Be exposed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be exposed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Caught : Sıkışmak. Bulaşmak. Yakalanmış. Çekmek. Gafil avlamak. Basmak. Tutunmak. Yakalanmak. Tokat atmak.

Incurring : Girmek. Uğramak. Maruz kalma (olumsuz bir olaya). Yaratmak. Yakalanmak. Tutulmak.

Experiencing : Başına gelmek. Denemek. Tecrübe etmek. Karşılaşmak. Uğramak. Tatmak. Başından geçmek. Deneyim etme. Görmek.

Exposes : Etkisine açık bırakmak. Sergilemek. Karşı karşıya bırakmak. Tutmak. Ortada bırakmak. (satış için) sergilemek. Bırakmak. Terketmek. Göstermek.

Fall into : Yeralmak. Yer almak. Başlamak (konuşma vb.). Dökülmek. Akmak. Bölünmek. Uğramak. Edinmek.

Experience : Tecrübe. Denemek. Geçmek. Görmek. Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. Deneyim yaşamak. Görüp geçirmek. Bireyin algılayarak ve doğrudan doğruya etkinlik göstererek edindiği bilgi, tutum ve becerilerin tümü. insanın, özdeksel ve toplumsal çevresiyle ilişki kurması sonucu gerçekleşen etkileşim süreci. Çekmek. Başından geçmek.

Come in for : Uğramak. Mirasa konmak. Miras almak. - in muhatabı olmak (örneğin, “aktör çok fazla eleştiriye maruz kaldı”). Tabi olmak. Hak etmek.

Experiences : Karşılaşmak. Denemek. Yaşamak. Uğramak. Görmek. Tatmak. Tecrübe etmek. Başından geçmek. Deneyimler.

Be exposed synonyms : be uncovered, be subject of, expose, be liable to, catches, catch, incur, incurred.