Fall into türkçesi Fall into nedir

Fall into ile ilgili cümleler

English: Don't let this codebook fall into enemy hands.
Turkish: Bu kod çizelgesinin düşmanın eline düşmesine izin vermeyin.

English: I was the only one who didn't fall into the trap.
Turkish: Ben tuzağa düşmeyen tek kişiydim.

English: How did you fall into the swamp? Somebody pushed us.
Turkish: Bataklığa nasıl düştün? Biri bizi itti.

English: It's easy to fall into bad habits.
Turkish: Kötü alışkanlıklara düşmek kolaydır.

English: Don't fall into her trap.
Turkish: Onun tuzağına düşmeyin.

Fall into ingilizcede ne demek, Fall into nerede nasıl kullanılır?

Fall : Dökülmek. Yaralanmak. Azalmak. Gece çökmek. Azalma. Devrilmek. Rastlamak. Düşmek. Düşüş göstermek. Eğimli olmak.

Into : İçeriye. -e. -a. Şekline. Ye. Biçimine. E. Haline. İçine. -in içine.

Fall into a coma : Komaya girmek.

Fall into a habit : Alışkanlık edinmek. Alışkanlık olmak. Huy haline gelmek. Alışkanlık halini almak. Huy edinmek. Adet edinmek.

Fall into a trap : Sakata gelmek. Tuzağa yakalanmak. Çürük tahtaya basmak. Tuzağa düşmek.

Fall into abeyance : Askıya alınmak. Artık kullanılmamak. Uygulanmamak. Yapılmamak. Hükümsüz olmak.

 

Fall into arrears : Borcunu ödeyememek. Borçları vadesinde ödememek. Zamanında borçlarını ödeyememek.

İngilizce Fall into Türkçe anlamı, Fall into eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fall into ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rank with : Sayılmak.

Be divided : Kısımlara ayrılmak.

Be liable to : İhtimali olmak. Eğilimli olmak. Karşı duyarlı olmak. Eğiliminde olmak. Tabi olmak.

Come over : İzlenim yaratmak. Ziyaret etmek. Taraf değiştirmek. Uzaktan gelmek. Olmak. Bastırmak. Üzerine bir hal gelmek. Yakalanmak. Yön değiştirmek.

Enter into : Katılmak. (düşünce) içine girmek. Girişmek. Kaydolmak. Giriş yapmak. Girmek. Başlamak. Rol oynamak. (işe vb) başlamak. -e girişmek.

Preconditions : Ön şart. Önceden hazırlamak. Giriş koşulu. Önşart. Önkoşul. Katılmak. Ön koşul.

Go on : Bel bağlamak. Dayanmak. Dırdır etmek. İlerlemek. Gitmek. Davranmaya devam etmek (belirli bir şekilde). Konuşup durmak. Gelmek (ışık). Yanmak.

Preconditioned : Önceden hazırlamak. Önceden eğitilmiş. Önceden hazırlanmış. Katılmak.

Discharge : Tahliye etmek. Boşaltım. Ateşlemek. Bir yoğunlaçta biriken elektrik yükünün bir dış devreye verilmesi. bir pilde biriken kimyasal erkenin elektrik erkesine dönüşmesi. Boşalma. Ödeme. İşten atmak. Taburcu olma. Aklama alacaklının alacak hakkından vazgeçmesi sonucu borçlunun borcundan kurtulması. tır karnesi himayesindeki eşyanın varış gümrüğüne gelmesi ve gümrük denetimindeki bir yere boşaltılmasıyla ilgili işlemler.

Fall into synonyms : drop in at, fall within, experiencing, call upon, incur, come in on, be separated, obtain, rank as, assist at, call at, emptied, segment, disgorges, gets, splitting up, exposes, be exposed, disintegrates, splinter off, catch, drop in on, exude, draped, gain, drop by, incurred, come round, cleaves, drains, come off, disintegrate, divides.