Experiencing türkçesi Experiencing nedir

Experiencing ile ilgili cümleler

English: We are currently experiencing some turbulence.
Turkish: Şu anda bazı türbülanslar yaşıyoruz.

English: Ali has been experiencing severe headaches and dizziness.
Turkish: Ali şiddetli baş ağrısı ve baş dönmesi yaşıyor.

English: Our servers are currently experiencing heavy load.
Turkish: Şu anda sunucularımız ağır yük yaşıyorlar.

Experiencing ingilizcede ne demek, Experiencing nerede nasıl kullanılır?

Experience : Tecrübe. Bireyin algılayarak ve doğrudan doğruya etkinlik göstererek edindiği bilgi, tutum ve becerilerin tümü. insanın, özdeksel ve toplumsal çevresiyle ilişki kurması sonucu gerçekleşen etkileşim süreci. Geçmek. Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. Tatmak. Olay. Uğramak. Tecrübe etmek. Deneyim yaşamak. Karşılaşmak.

Experienced : Tecrübe sahibi. Anaç. Kaşarlanmış. Olgun. Görgülü. Deneyimli. Deneyim edilmiş. Pişkin. Tecrübeli. Görmüş geçirmiş.

Experienced person : Deneyimli kimse. Kaşar. Deneyimli insan.

Experiencer : Deneyen kimse. Deneyimleyen kimse.

 

Experiences : Karşılaşmak. Görmek. Uğramak. Başından geçmek. Maruz kalmak. Başına gelmek. Yaşamak. Deneyimler. Tecrübe etmek. Tatmak.

A ha experience : Aydınlatıcı deneyim. Ani ve önemli buluş. A-ha buldum deneyimi.

Aha experience : Çözüm bulma deneyimi.

Creative experience : Yaratıcı deneyim.

Business experiences : İş deneyimi. Ticari deneyim. İş tecrübesi. Tecim evreninde uzun süreli görgülerle sağlanan bilim. Tecim denemeleri.

Exchange of knowledge and experience : Bilgi görgü alışverişi. Yapım alanındaki bilgi ve ustalığın karşılıkla ya da karşılıksız olarak el değiştirmesi.

İngilizce Experiencing Türkçe anlamı, Experiencing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Experiencing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Happen to : Tesadüfen gelmek. Başa gelmek. Olmak. Başa gelmek (kötü bişey).

Befall : Kötü birşey olmak. Olmak.

Attempts : Kalkışmak. Yeltenmek. Girişimde bulunmak. Teşebbüs etmek.

Exists : Vardır. Var olmak. Var. Bulunmak. Olmak.

Experience : Bilgi ve beceri kazandırıcı bilinçli ya da bilinçsiz kişisel edinim ve yaşantı. Olay. Eğitim, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Keder sıkıntı vb'ni çekmek. Görüp geçirmek. Olayların zorunlu bağlantılarının, özelliklerinin ve yasalarının ortaya çıkarılmasına, ussal etkinlik yöntem ve araçlarının bulunup denenmesine olanak veren; insanın doğal ve toplumsal çevresi üzerindeki kılgısal eylemi. Deneyim yaşamak.

Drop in on : Bir yere uğramak. Ziyaret etmek.

Experiment : Araştırmacının, deneklere yöntemi uyguladığı, verileri elde ettiği ve çıkan sonuçların değerlendirdiği ve bu üç elementi tasarım sırasında denetlediği bir çalışma. bir olayı veya genel bir gerçeği keşfetmek veya göstermek için kullanılan bir işlem. Deney yapmak. Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. Deneme. Deney uygulamak. Deneyden geçirmek. İstatistiksel açıdan, gözlemlerin veya ölçümlerin olası sonuçlarını elde etmek için kullanılan terim. test. Fizik, kimya, biyoloji gibi derslerin öğretiminde doğal olayların bağıntıları ve yasaları üzerinde bilgi edinmek; varsayım olarak benimsenen bilim yasalarının doğruluğunu göstermek; belli bir doğa olayını, etmenleri denetim altında tutarak, sınıf ya da deney odasında öğrencilere göstermek için yapılan planlı deneme ya da sınama işi. bilinmeyen bir şeyi bulmak, bir ilkeyi, bir varsayımı sınamak amaciyle yapılan eylem ya da işlem.

 

Drop a cross : Raslayıvermek.

Dwelled : Hayat sürmek.

Passed through : Arasından geçmek. İçine işlemek. İçinden geçmek. Nüfuz etmek. Çekmek.

Experiencing synonyms : beholding, call on, dwells, behold, come in for, alight upon, drop around, attempt, know, catches, espies, calling on, incur, befalls, proves, tastes, taste, abideth, beheld, chance on, chance, betides, come upon, call upon, come across, prove, be liable to, faring, come on, anticipate, dwell, betided, sampled.