Posers türkçesi Posers nedir

  • Poz veren kimse.
  • Poz veren kişi.
  • Numaracı.
  • Subje.
  • Zor soru.
  • Şaşırtıcı soru.
  • Model.

Posers ile ilgili cümleler

English: Which of the composers do you like best?
Turkish: Bestecilerden hangisini en çok seviyorsun?

English: Composers create music.
Turkish: Besteciler müzik besteler.

Posers ingilizcede ne demek, Posers nerede nasıl kullanılır?

Composers : Yaratıcı. Besteci. Kompozitör. Yazar. Besteciler.

Decomposers : Parçalara ayıran bir şey. Çürümeye neden olan bir şey. Ayrıştırıcılar. Ölü bitki ve hayvansal maddelerle beslenerek, onları parçalayıp tekrar besin zincirine sokan organizmalar. Yapı bozucular. Bozulmaya sebep olan bir şey. Ayrıştırıclar. Dekompozerler.

Deposers : Yeminle şahitlik eden kimse. Yemin altında tanıklık eden kimse. Başka bir kimseyi bir pozisyondan veya yetkiden azleden kimse. Görevden alan. Görevden uzaklaştıran. Azleden.

Disposers : Satıcı. Başından atan. Başından savan kimse veya şey. Elden çıkarıcı. Çöp ezen makine.

Exposers : Alenen gösteren. Arz eden. Meydana koyan. Kirli çamaşırları ortaya döken. Bir şeyi açıkta bırakan veya ortaya çıkaran kimse (özellikle olumsuz bir şeyi). Gizli kusurları meydana çıkaran. Gizli bir şeyi açığa vuran. İfşa eden. Suçu ortaya koyan. Maruz bırakan.

 

Opposers : Rakip. Düşman. Karşıt olan kimse. Muhalefet eden kimse. Muhalefet eden.

Disposer : Başından savan kimse veya şey. Elden çıkarıcı. Başından atan. Çöp ezen makine. Satıcı.

Decomposer : Ayrıştırıcı. Parçalara ayıran bir şey. Çürümeye neden olan bir şey. Bozulmaya sebep olan bir şey. Bozulmaya sebep olan.

Composer : Yazar. Bir müzik yapıtı ya da tiyatro arka müziği yaratan sanatçı. Uzlaştırıcı. Bir müzik yapıtını yaratan sanatçı. Besteci. Yaratıcı. Bestekar. Kompozitör.

Proposers : Teklifi getiren milletvekili. Teklif eden. Öneren.

İngilizce Posers Türkçe anlamı, Posers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Posers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mannequins : Vitrin mankeni. Manken.

Discretion : Takt. Erginlik. Takdir. Uygun görme. Dikkat. Aklıselimlik. Kibarlık. İhtiyat. Sağduyu. İncelik.

Difficult problem : Zor problem.

Sway : Sallanmak (bir yandan öbür yana). Yöneltmek (birini bir karara). Sarsılmak. Saptırmak. Etkilemek. Etki etmek. Eğilimi olmak. Sallanmak. Sallamak. Üzerinde etkisi olmak.

Free will : İnsan davranışının önceden planlanmış nedenlerden veya tanrısal müdahaleden ziyade özgürce üstlenildiğini belirten doktrin. Gönüllü tercih veya karar. Özgür irade. Serbest seçim. Serbest irade. Özgür iradeyle yapılan seçim. Gönüllü karar. Özgür istenç. İstem özgürlüğü. Hür irade.

Puissance : Kuvvet. Kudret. İktidar. Otorite. Güç.

Valency : Öğeciğin kaç kimyasal bağ yapabileceğini gösteren sayı. Değerlik. Valans. Değerlilik. Bağdeğer. Birleşme değeri. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Uydu. Bir atom ya da atom kümesinin, hidrojen atomu ya da eşdeğeriyle birleşebilmesine göre ölçülen kimyasal bağ yapabilme sığası.

 

Teasers : Bulmaca. Zor sorun. Can sıkıcı. Kızdıran kimse. Alaycı. Takılan kimse. Muzip kimse.

Irresistibility : Karşı konulmazlık. Dayanılmazlık. Karşı konulamazlık. Dayanılamazlık. Cazibe.

Toughy : Zor şey. Çetin ceviz kimse. Bilhassa zor problem. Sert olan kimse.

Posers synonyms : chokehold, legal power, throttlehold, veto, twisters, dummy, repellant, interest, control, difficult question, stumper, archetypes, interestingness, repellent, fakirs, feigner, manikins, poseurs, twister, sitter, effectiveness, valence, loaded question, fakers, mockups, lay figure, preponderance, sitters, hustlers, mockup, poseur, strength, irresistibleness.

Posers zıt anlamlı kelimeler, Posers kelime anlamı

Lack : Yokluk. -den yoksun olmak. Eksik olmak. Olmayış. İhtiyacı olmak. Eksiklik. -e sahip olmamak. -sizlik. Olmamak. Yoksun kalmak.

Powerlessness : Güçsüzlük. Kuvvetsizlik.

Powerful : Çok miktarda. Etkili. Ensesi kalın. Güçlü. Kuvvet. Yetkili. Muhteşem. Erkli. Kuvvetli. Nüfuzlu.

Posers antonyms : uninterestingness, unpersuasiveness, powerless, ineffectiveness.