Pounds türkçesi Pounds nedir
- Vurmak.
- Çarpmak.
- Ağıla kapamak.
- Yumruklamak.
- Ezmek.
- Dövmek.
- Küt küt atmak.
- Havanda dövmek.
- Topa tutmak.
Pounds ile ilgili cümleler
English: Ali wanted to lose five pounds before summer vacation.
Turkish: Ali yaz tatilinden önce beş kilo vermek istedi.
English: Ali lost four pounds in body fat.
Turkish: Ali vücut yağlarından dört paunt verdi.
English: Ali is ten pounds heavier than Jack.
Turkish: Ali Jack'ten on paund daha ağırdır.
English: Ali is a few pounds heavier than Mary.
Turkish: Ali Mary'den birkaç paund daha ağır.
English: Ali is a few pounds lighter than Mary.
Turkish: Ali Mary'den birkaç paund daha hafif.
Pounds ingilizcede ne demek, Pounds nerede nasıl kullanılır?
Active clorine compounds : Aktif klor bileşikleri. Hipoklorit, klordioksit, klor gazı vb. klor kökenli bakterisit kimyasal bileşikler.
Alicyclic compounds : Alisiklik bileşik. Alifatik bileşikler. Düz ya da dallanmış karbon iskeletinden türemiş olan hidrokarbonlar sınıfı. örn.
Aliphatic compounds : Alifatik bileşikler. Düz ya da dallanmış karbon iskeletinden türemiş olan hidrokarbonlar sınıfı. örn.
Aliphatic saturated compounds : Molekülündeki karbonlar arasında tek bağlar bulunan organik bileşikler. örn. propan (. Alifatik doymuş bileşikler.
Aliphatic unsaturated compounds : Molekülündeki karbonlar arasında çift ya da üçlü bağlar bulunan organik bileşikler. örn. butadien (h2c=chch=ch2). Alifatik doymamış bileşikler.
Iodine compounds : İyot bileşikleri. Doğrudan veya dolaylı etkileriyle solunum kanalı salgılarını artırarak solunum yolu hastalıklarının tedavisiyle virüsler de dahil olmak üzere tüm mikroorganizmaların öldürülmesinde kullanılan bir bileşik grubu.
Impounds : Haczetmek. Toplamak. Kapatmak. Tutuklamak. Ağıla kapamak. Hapsetmek. Geçici olarak el koymak. Kanunen el koymak. El koymak. Başıboş hayvanları kapamak.
Azo compounds : Azo bileşikleri.
Cyclic compounds : Halkalı bileşikler. Atomları kapalı bir zincir biçiminde dizilmiş olan benzen, siklohekzan gibi organik bileşikler.
Compounds : Duvarla çevrili binalar topluluğu. Alaşım. Karıştırma. Karıştırılma. Bileşik. Bileşim. Mandıra. Bileşik kelime. Ağıl.
İngilizce Pounds Türkçe anlamı, Pounds eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Pounds ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Pestled : Dibek tokmağı. Havaneli. Havan eli. Tokmak. Havan tokmağı.
Fist : Yumruklama. Kalecinin topu tutamayacağı durumlarda yumrukları ile uzaklaştırması. Yumruk atmak. Girişim. Avuçlamak. El. Yumruk. Teşebbüs. Muşta.
Bombarding : Yağmuruna tutmak. Gülle yağdırmak. Üzerine varmak. Sıkıştırmak. Bombardıman etmek. Bombalamak. Bombardıman yapmak. Soru yağmuruna tutmak.
Banged : Küt diye çarpmak (argo terim). Yatmak. Güm diye çarpmak (argo terim). Sevişmek. Hızla çarpmak.
Belabor : Pataklamak. Uzatmak. Üzerinde fazla durmak. Pataklamak (argo terim). Çok uzatmak. Lafı uzatmak. Benzetmek.
Voice : Çatı. Ses çıkarmak. Soluk alıp vererek ses tellerinin kımıldamasıyla çıkarılan tonlar. Düşünce. Fiil kök veya gövdesinin, sözlük anlamında herhangi bir değişikliğe uğramadan fiilden fiil yapan belirli bazı eklerle genişletilerek cümledeki özne ve nesne ile olan bağlantısında uğradığı durum değişikliği; fiilin anlam değişikliği göstermeyen, ancak özne ve nesneye hükmeden şekil değişikliği. || çatılar, türlerine, aldıkları eklere ve işlevlerine göre kendi içlerinde etken çatı (yalın çatı), edilgen çatı, meçhul çatı, dönüşlü çatı, işteş çatı, ettirgen çatı diye sınıflandırılır. bunlara bk. Söylemek. Anlatmak. Dile getirmek. Sözcü. Akort etmek.
Cannonades : Bombardıman etmek. Bombardıman. Topa tutak.
Thumped : Güm güm vurmak. Yumruk indirmek. Gümbürdemek. Yumruk patlatmak. Muşta vurmak. Gümbür gümbür hareket etmek. Ağır ve gürültülü bir şekilde indirmek.
Beating up : Fena halde pataklamak. Çırpmak. Hücum etmek. Saldırmak. Yenmek. Toplamak (askeri terim). Pataklamak. Çalkalamak. Hırpalamak.
Bray : Anırmak. Dövmek (havanda). Kulak tırmalayıcı ses. Anırma. Anırır gibi bağırmak. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Anırtı. Haykırmak.
Pounds synonyms : oz., sound property, half pound, impound, barge, basted, noisiness, clumping, bear upon, contuse, clump, quarter, brayed, avoirdupois unit, domineers, attack, ring, bastes, bang into, crunched, bastinadoes, clumps, biff, thumps, folds, buffets, stone, birches, throb, brays, hailed, pestle, crush out.
Pounds zıt anlamlı kelimeler, Pounds kelime anlamı
Silence : Bir sinema ya da televizyon görünçlüğünde hiç bir sesin yer almaması durumu. sessiz sinema döneminde filmler baştan sona sessiz olduğu için bu dönemde değerlendirilemeyen ve kullanılamayan özellik. Susturmak. Dinginlik. Mektup yazmama. Susunuz uyarısı. Susunuz. Susma. Tiyatroda ışıklar ya da levha ile özellikle perde açıldıktan sonra yapılan uyarı. Işıklar ya da levha ile yapılan uyarı. özellikle perde açıldıktan sonra kullanılır. Sessizlik.
Close : Bağlantılı. Yakın. Kapatmak. Göğüs göğüse kavga. Geçit. Son söz. Sonuç. Çevirmek. Bitirmek.
Abolish : Durdurmak. Hükümsüz kılmak. Bozmak. Lağvetmek. İptal etmek. Kaldırmak. Yürürlükten kaldırmak. İlga etmek. Feshetmek. Ortadan kaldırmak.

Bu kısımda Pounds kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Pounds ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Pounds anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Pounds ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.