Praying türkçesi Praying nedir
- Dua eden.
- Yalvarma.
Praying ile ilgili cümleler
English: We're all praying for Tom's recovery.
Turkish: Tom'un iyileşmesi için hepimiz dua ediyoruz.
English: I'll be praying for you.
Turkish: Senin için dua edeceğim.
English: We are all praying for Japan.
Turkish: Hepimiz Japonya için dua ediyoruz.
English: Ali seemed to be praying to himself.
Turkish: Ali kendine dua ediyor gibi görünüyordu.
English: I am praying in my room.
Turkish: Odamda dua ediyorum.
Praying ingilizcede ne demek, Praying nerede nasıl kullanılır?
Praying insect : Peygamberdevesi. Eklem bacaklı hayvanlardan, böcekler (ınsecta) sınıfının, düz kanatlılar (orthoptera) takımından, 75 mm kadar uzunlukta, vücudu ince yapılı, ön göğüs bölütü çok uzamış, açık sarı, kül rengi ya da açık yeşil renkte olan bir tür.
Praying mantis : Sıcak ve ılıman ülkelerde yaşayan, genellikle yeşil renkte ve ortalama 5 cm. boyunda, düzkanatlı, çok obur böcek. Peygamber devesi. Peygamber böceği. Peygamberdevesi.
Aluminium coat by spraying : Püskürtmeyle alüminyum kaplama.
Metal spraying : Metal püskürtme. Püskürtme metal. Metal spreyleme.
Paint spraying pistol : Boya tabancası.
I pray : Diliyorum. Umut ediyorum. Dua ediyorum.
Prayer beads : Tespih.
Spraying machine : Püskürtme makinesi.
Prayer : İbadet eden kimse. Dilekçe. Temenni. Yalvarma. Dua. Dua okuma. Rica. Yakarış. Varlığına inanılan doğaüstü bir güce yöneltilen, çoğunlukla sözlü, belli bir biçim almış dilek. Niyaz.
Water spraying : Su püskürtme.
İngilizce Praying Türkçe anlamı, Praying eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Praying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Impetration : Bir şeyin talep yoluyla sağlanması. Rica etme.
Beseeching : Rica eden. Yalvaran. Yalvarış.
Begging : Dilenme. Dilencilik.
Transposition : Devirme. Dna transpozisyonu. Aktarma. Yer değiştirme. Transpozisyon. Bir genin, bulunduğu kromozom üzerinde yer değiştirmesi. genomun bir parçasının bulunduğu yerden bir sıçrama ile başka bir yere kolaylıkla ve süratle yerleşmesi ve bu arada kromozom yapısında dikkate değer bir değişiklik olmaması olayı. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çaprazlama (kablo). Yerini değiştirme. Yerdeğiştirme.
Bowing : Eğrilik. Yaylama. Bir kemancının yayı tutma şekli. Yay ile keman çalma. Eğilme (kaplama). Yay tutma.
Invocation : Yakarma. Başlatma. Dua. Münacat. Niyaz. Zikir. Yürütme.
Imploration : Ciddi bir şekilde yakarma. Yakarış. Rica. İstek. Dilek. Talep. Rica etme.
Adjuration : Yeminli taahhüt. Tembih. Dilek. Rica. İstek. Yemin. Ant.
Stopping : Tevkif. İstop. Tevakkuf. Dolgu. Seyahat programı. Diş dolgusu. Tıkama. Durma. Durdurma. Kesilme.
Conjuration : Rica etme. Sihirbazlık. Büyücülük suçu. Büyü. Büyücülük. Ruh çağırma. Medyumluk suçu. Hokkabazlık. Sihir.
Praying synonyms : musical performance, piping, draftsmanship, implorations, entreaties, drafting, invocations, adjurations, drawing, entreaty, appeal, beseechment, conjurations, beggings.

Bu kısımda Praying kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Praying ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Praying anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Praying ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.