Bowing türkçesi Bowing nedir

  • Eğilme (kaplama).
  • Yay ile keman çalma.
  • Yaylama.
  • Yay tutma.
  • Eğrilik.
  • Bir kemancının yayı tutma şekli.

Bowing ile ilgili cümleler

English: They shake hands instead of bowing.
Turkish: Başla selamlama yerine tokalaştılar.

English: The boy over there is bowing to you.
Turkish: Oradaki çocuk sana selam veriyor.

English: In Japan, bowing is common courtesy.
Turkish: Japonya'da eğilmek yaygın bir nezakettir.

Bowing ingilizcede ne demek, Bowing nerede nasıl kullanılır?

Bowing acquaintance : Göz aşinalığı.

On bowing terms : Selamlaşmaktan öteye gitmeyen.

Bowingly : Bükerek.

Bowings : Eğilme (kaplama). Eğrilik.

Elbowing : Dirsekle dürtmek. Dirseklemek. Dirsekle itme. Dirsekle vurma. İte kaka yol açmak. İtelemek.

Bowie stain : Bowie boyası. Böbrek jukstaglomeruler hücrelerine özgü granüllerin ortaya konması amacıyla kullanılan histolojik boya.

Bow compass : Çekit pergeli. Kavis kumpası. Kavis kompası.

Bow and scrape : El pençe divan durmak. Haddinden fazla saygılı davranmak. Yağ çekmek. Aşırı saygı gösterisinde bulunmak. Yaltaklanmak. Yüzü yerde olmak. Sahte bir saygı göstermek.

Bow down : Ezmek. Diz çökmek. Boyun eğmek.

Bow bells : Londra'daki bow kilisesinin çan sesleri.

İngilizce Bowing Türkçe anlamı, Bowing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bowing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Camber : Şişkinlik. Bombelendirmek. Dışbükey yapmak. Bombeleşmek. Kabarıklık. Kavis. Tekerlek yatıklığı. Yatıklık. Bombe.

Crookedness : Çarpıklık.

Cambers : Bombeleşmek. Kabarıklık. Bombelendirmek. Yatıklık. Bombe. Kavis. Dışbükey yapmak. Şişkinlik. Kamber açısı.

Submissive : Teslimiyetçi. Ağızsız. İtaatli. Uysal. Alçakgönüllü. Ram. Boyun eğen. Eslek. İtaatkar.

Bevel : Eğimli yapmak. Eğmek. Açı. Eğim. Eğik kesmek. Pah. Şevlemek. Eğim vermek. Oynar kollu gönye.

Curvature : Kıvrıklık. Eğim derecesi. Kavislenme. Bükülme. Eğrilik derecesi. Eğiliş. Eğilme. Eğrilme. Kurvatür.

Arcuation : Arkuasyon. Kemerli inşaat. Kavis. Kubbe. Kemer.

Playing : Oynayan. Oynama. Çalma. Okuyor. Yürütülüyor. Oynanmak üzere yazılan bir yapıtın sahnede tiyatro sanatçıları tarafından oynanması. Oynak. Oyun. Okunuyor.

Bevels : Eğik kesmek. Açı. Şev vermek. Eğim. Şevlemek. Pah. Eğimli yapmak. Eğim vermek. Oynar kollu gönye.

Bowing synonyms : spiccato, spiccato bowing, bowings, curvatures, bevellers, bumpiness, deviousness, casts, bowed, angularness, beveller.

Bowing zıt anlamlı kelimeler, Bowing kelime anlamı

Domineering : Despotça davranan. Zorbalık eden. Otoriteli. Hükmeden. Zorba. Dediğim dedik. Baskıcı. Otoriter. Baskı yapan.

Bowing ingilizce tanımı, definition of Bowing

Bowing kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act or art of managing the bow in playing on stringed instruments.