Precis türkçesi Precis nedir

Precis ile ilgili cümleler

English: Ali knows precisely how Mary feels.
Turkish: Ali Mary'nin nasıl hissettiğini tam olarak biliyor.

English: Ali knows precisely what he's doing.
Turkish: Ali ne yaptığını tam olarak biliyor.

English: Above all, logic requires precise definitions.
Turkish: Her şeyden önce, mantık kesin tanımlar gerektirir.

English: Be more precise.
Turkish: Daha dakik olun.

English: Ali doesn't know precisely where he was born.
Turkish: Ali tam olarak nerede doğduğunu bilmiyor.

Precis ingilizcede ne demek, Precis nerede nasıl kullanılır?

Precise : Doğru. Dakik. Belirli. Kesin. Belli. Titiz (kimse). Hassas. Tamam. Açık. Kesinlik.

Precise measure : İnce ölçüm. Bir boyut üzerindeki en küçük ayrımları sayıyla dile getirebilecek nicelik ve duyarlıkta olan ya da iki ölçek konumunun aralığını bir başka konuma yer veremeyecek değin daraltan ölçüm.

Precise voice : Ölçülü ses. Yeğinlik yönünden bir sesin ölçülü olması.

Precised : Özetlemek. Özet. Hulasa. Öz. Hülasa.

Precisely : Açık olarak. Çok düzenli. Elbette. Eksiksiz olarak. Kesinlikle. Evet. Kusursuz olarak. Tam olarak. Kesin olarak. Aynen öyle.

Precision matrices : Kesinlik dizeyleri.

Precision : Belginlik. İncelik. Bir veriler öbeğinin, ortalama değerinden sapmaları için bir ölçü oluşturan salt ya da bağıl yanılgı ile belirlenen duyarlık kertesi. Duyarlılık. Bir ölçünün, gözlemin gerçeğe yakın olma derecesi. Vuzuh. Hassasiyet (mühendislik terimi). Bir niceliğin sayısal değerinin aslına tam uygun olması. Bilgisayar, bilişim, ekonomi, fizik, uzay alanlarında kullanılır. Kesinlik.

 

Precision balance : Hassas terazi.

Precision instrument : Duyarlı aygıt. Hassas alet.

Precision as displayed : Duyarlılık görüntülendiği gibi.

İngilizce Precis Türkçe anlamı, Precis eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Precis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Do a sum : Toplamak. Özet çıkarmak.

Compendious : Muhtasar. Az ve öz. Net. Özet halinde. Az ama öz. Kısa. Özlü.

Abridgments : İndirim. Tenzil. Azaltma. Kısaltma. Kısaltılmış şey. Yazılı bir eserin kısaltılmış şekli. Tenkis. Özetleme. Kısaltma (yazılı bir eseri).

Compresses : Bastırmak. Kısaltmak. Basınç yapmak. Birkaç sözcükle anlatmak. Sıkıştırmak. Kompres yapmak. Basmak.

Apercu : Kısa özet. Nazar. Bakış. Kavrama.

Compact : Küçük otomobil. Anlaşma yapmak. Anlaşma. Kompakt. Sıkıca paketlenmiş. Pudriyer. Yoğunlaştırmak. Anlaşmak. Antlaşma. Sıkı.

Docket : Karar defteri. Adres etiketi. Makbuz. Fiş. Gümrük makbuzu. Etiketlemek. Yaftalamak. Özet olarak deftere geçirmek. Etiket.

Compendia : Kısaltma. İnceleme.

Summations : Özetleme. Toplama. Sumasyon. Toplam. Birikim.

Summarize : Kısaltma. Hulasa etmek. Toparlamak. Bir yapıtı, belirli bir amaca uygun olarak kısaltma. Özetle. Kısaltmak. Özet çıkarmak.

Precis synonyms : briefed, in brief, abstractive, precised, abridges, compress, summarise, abstracts, cores, compend, crux, epitome, breviate, precises, brief, in a word, briefer, compendiums, summation, synopses, precising, capitulation, abridge, distillations, sum up, brusk, docketed, conspectus, distillation, abridgements, con dense, content, capsulize.